
|

Siyasette yeni arayışlar
Bu ülkede siyasetten arınmış olarak yaşamak gerçekten mümkün değil. Öncelikle halen oturmuş bir sistem yok, pek çok şey kişilere bağlı. Bunun yanı sıra, biz millet olarak sürekli ‘diken üstünde’ oturmayı seviyoruz.
Bugünlerde Başbakan’ın sağlık sorunları kamuoyunu fazlasıyla meşgul ediyor. Bir yanda yeni siyasi arayışlar var, öte yanda bu hükümetin her şeye rağmen sadık kalabildiği Türkiye açısından önemli bir rota var.
Nedir bu rota? Ekonomide şeffaflık ve rasyonelleşme, siyasi girişim olarak da AB ilişkilerinin canlandırılması. Bu iki dosyayı da aslında Türkiye’nin kalkınma ve modernleşme misyonlarının bir uzantısı olarak ele alabiliriz.
Aslında tüm bu gelişmeleri, dünyadaki trendlerin bir uzantısı olarak da değerlendirebiliriz. İki ana trend var: Küreselleşme ve bu çerçevede ekonominin giderek artan rolü. Her ne kadar kapitalizm, diğer alternatiflerin önüne geçse de, toplumsal sorunları çözmekte aynı başarıyı gösteremedi.
Küreselleşme ve kapitalizmin sonucu olarak çıkan resimde Avrupa kıtasında bile memnuniyetsizlik var. Bu memnuniyetsizlik, siyasi arenada, on yıl öncesine kadar daha da kutuplaşan bir görüntü meydana getiriyor. Ortanın solu veya ortanın sağı olarak alıştığımız ve Türkiye’de bu konsensüs oluşana kadar çok çaba sarf ettiğimiz yaklaşımların Avrupa seçmenini dahi memnun etmemeye başladığını Avusturya, Fransa ve Hollanda gibi örneklerde görmek mümkün.
Dünyada böyle bir resim varken Türkiye de ister istemez bundan etkileniyor. Nitekim Türkiye’de de, örneğin AB taraftarları ile AB karşıtları veya laikliğe sadık kitle ile daha elastik bir yapıyı arzulayanlar ya da çok kültürlülüğe sıcak bakış ile bunu yadırgayanlar arasında ciddi uçurumlar var.
Tüm bu sorunlara, bir de ekonomideki rekabet avantajını tanımlayamamış bir ülke niteliğimizi eklersek, işimiz kolay değil. İşte bu noktada, son günlerin favori konusu olan yeni lider arayışı devreye giriyor.
Ancak bu arayış sürerken, artı veya eksi çok hızlı bazı yaklaşımlar geliştirilebiliyor. Rüzgârın her kıpırtısı bizi farklı yöne çekiyor. Yurtdışından veya yurtiçinden veliahtlar belirleniyor. Bir yandan gençlik olgusu ön plana çıkarılırken, öte yandan başarısız liderlerin konumlarına sıkı sıkı sarılmaları eleştirilmiyor. Kısacası konular basite indirgeniyor.
Ben kamu yöneticiliğini ve siyaseti de herhangi bir iş gibi görme taraftarıyım. İşin tanımıyla, yapacak kişilerin donanımlarının birbiriyle örtüşmesi, kamunun da profesyonel kurallara uyması şart. Ankara’da yeni siyasi senaryolar yapılırken etik ve profesyonel değerler anlamında, işinin ehli kadrolara ön verilmesinde fayda var.
Siyasette ön plana geçebilecek kişiler, bunu dünyanın herhangi bir ülkesinde yapabilecek nitelikte olmalı. Bir Fazıl Say, Mehmet Öz veya Jan Nahum, nasıl dünyanın herhangi bir noktasında aynı konumda olabilecekse, Türkiye siyasetinin aktörleri de bu performans seviyesini tutturmak zorunda.
Yoksa bu sözü edilen yenileşme bir kıyafet değişikliğinden başka bir şey olmaz.
cemipek@aol.com
SAYFA BAŞI

|
|

|