
|

Ecevit’in sağlığı, koltuğu ve istikrar!
Doğru, Başbakan Ecevit kilit taşı gibi. Bugün görevini bırakması, siyaset sahnesinde çalkantıya, istikrarsızlığa yol açar. Onun için haklı Sayın Ecevit. Yerinden oynarsa, pamuk ipliğine bağlı birçok dengenin bozulması yakın ihtimaldir.
Ama bir gerçek daha var:
Ecevit her an başbakanlık koltuğunu bırakmak zorunda kalabilir. İradesi dışındaki sağlık nedenleriyle sahneden çekilebilir. Her an kapıyı çalabilecek bu acı gerçek de siyaset sahnesinde belirsizliği körüklüyor.
Öyle değil mi?
Yarın ne olacak sorusunun çengeli, yalnız siyasetin bölünmüşlüğünden değil, aynı zamanda Ecevit’in yaşı ve sağlık durumu yüzünden politika kulisinin kuytuluklarında uzadıkça uzuyor.
Bu da gerçek değil mi?
O yüzden, Başbakan Ecevit’in görevini bırakmayacağı yolundaki açıklamalar, siyasetteki belirsizliği ve yakın geleceğe dönük tedirginliği ortadan kaldırmıyor.
Tam tersine...
Seçim hesapları kızışıyor.
Siyaset öne çıkıyor.
Daha önemlisi:
Bazı bakımlardan ekonomi bekliyor.
Evet, ekonomik programa devam çok önemli. Büyük fedakârlık ve sıkıntılar sayesinde sonuç alınmaya başladı. Enflasyon düşüyor. Faizler iniyor. Üretimde kımıldama var. Yani makro dengeler yerine oturuyor.
Ancak, ince ayar gerektiren konularda koalisyonun zorlanmaya başladığı görülüyor. Seçim hesapları bazı önemli kararlarda frene basılmasına yol açıyor.
Yine ekonominin sağlıklı bir büyüme rayına oturması için çok önemli olan dış yatırımcılar da bekle - gör havasında. Dış sermaye akışı da, kriz yüzünden dışarıya giden paraların geri dönüşü de gecikiyor. Seçim bekleniyor bu odaklarda da...
Bir başka deyişle:
Bugüne kadar IMF’den alınmış olan borçtur, çarkı döndürmeye çalışan. Ama taşıma suyla bir yere kadar gidilebilir. Esas kaynakların harekete geçmesi lazım. Fakat bu da seçim sonrası istikrarına bağlı...
Onun için hiç kızmadan, öfkelenmeden, serinkanlı düşünmekte yarar var. Şöyle ya da böyle, Türkiye hızla bir dönüm noktasına geliyor.
Bu dönüm noktası seçim!
Sayın Ecevit, Allah sağlık versin, bugün koltuğunda oturmaya devam etsin. Tabii ki ekonomik programdan sapma olmasın. Türkiye, Avrupa yolundaki yürüyüşünü sürdürsün.
Bu arada özellikle Avrupa Birliği’yle ilişkiler çok kritik bir noktada. Önceki akşam Şarık Tara’nın verdiği bir yemekte Başbakan Yardımcısı Yılmaz şöyle diyordu:
"Asıl AB dışında kalacak bir Türkiye, ulusal güvenliğini de, ulusal bütünlüğünü de riske eder. Türkiye’nin kaderini etkileyecek bir değişim projesidir Avrupa Birliği. Türkiye fakirlik çemberini kırmak istiyorsa, geleceğine dönük belirsizliği aşmak istiyorsa, AB içinde yer almalıdır."
Yılmaz, bu yılın sonunda AB’den kesin bir müzakere tarihi alınması için anadilde yayın, anadilde öğrenim ve idam konularının çözülmesini isterken, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’a da şu çağrıyı yaptı:
"Sayın Denktaş eğer Türkiye’ye yardımcı olmak istiyorsa, Kıbrıs’ta daha uzlaşmacı olmalıdır."
Evet, Avrupa yolu...
Ve enflasyonu düşürmek...
Türkiye’nin önünde duran iki temel hedef. Bu iki hedefe yürürken, Başbakan Ecevit’in oynadığı kilit rol görmezlikten gelinemez.
Ama aynı zamanda Sayın Ecevit’in bugünkü sağlık durumu ve bundan dolayı koyulaşan siyasal belirsizliğin yol açtığı kısıtlama ve güçlükler de gözardı edilemez.
İstikrar istiyorsak, siyasetin yakın geleceğini, Ecevit sonrasını, seçimi planlamaktan başka çaremiz yok. Kemal Derviş’e tepki göstermek değil, soğukkanlı düşünme zamanı...
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|