
|

Onurlu insanlar yüzüne tükürülünce yarabbi şükür, demez...
SİYASET, devlet yönetimi, boşluk kabul etmez; sorumlu oldukları görevleri yerine getiremeyenler, bir de bakarlar ki, birileri görevi alıp götürmüş...
Eğer, Türkiye Cumhuriyeti'nin Genelkurmay Başkanı'nın fotoğrafını yere koyup çiğnetenlere, önce Fransa elçimiz, sonra Dışişleri ve hükümet, zamanında tepki gösterseydi, devreye askerler girmezdi.
* * *
TÜRK devleti, daha Cumhuriyet kurulmadan önce bile, temsilcilerinin onurunu korumayı bilmiştir.
Yıl, 1920, General Ali Fuat Cebesoy, Garp Cephesi Komutanlığı'ndan Moskova Büyükelçiliği'ne atanır. O tarihte Moskova Elçiliği, Ankara hükümetinin en yüksek dış temsilciliğidir, büyük devletlerin hiçbirinde, büyükelçilik yoktur. Sovyetler, Milli Mücadele'yi desteklemekte, yardım etmektedirler.
* * *
ALİ Fuat Cebesoy ve elçilik maiyeti, 80 günde Moskova'ya varırlar, görkemli bir merasimle karşılanırlar.
Cebesoy anılarında şöyle der:
"Merasime katılan kıt'aların bir tümenden fazla olduğu anlaşılıyordu. Her nev'i protokol ve beynelmilel kaidelerin üstünde, emsali az görülen bir istikbal merasimi yapıldığı muhakkaktı, çok mütehassis olmuştuk."
* * *
TÜRK - Sovyetler ilişkileri hızla gelişir, Sovyetler, Ermenilerden umutlarını keserler, çünkü Türk ordusu Ermenileri etkisiz hale getirmiştir, Batı da Türk milli kuvvetleri, 1. İnönü Savaşı'nı kazanmışlardır, böyle bir havada Türk - Sovyet Dostluk Anlaşması imzalanır.
* * *
DURUM böyleyken birden "Çeka Olayı" patlar; "Çeka " Sovyetler'in gizli polisidir, astığı astık, kestiği kestik bir örgüttür. "Çeka" bir gün, Türk ataşelerin oturduğu evi basar, didik didik arar, ataşelerden birini alır, götürür, çantasını alıp serbest bırakır.
Ali Fuat Cebesoy, protesto eder, olayı öğrenen Ankara, Rus elçisini çağırır nota verir; "yapılanlar devletler hukukuna aykırıdır, bu durumda Türk elçisi Moskova'da kalamaz, özür dilenmelidir."
Cebesoy, özür dilenmesini beklemeden Moskova'dan ayrılır, dört ataşeyle birlikte Ankara'ya döner. (x)
* * *
ŞİMDİ ibretle, 1920'lerdeki tepkimize bakın, bir de bugünkü tepkisizliğimize...
Eğer, bugünkü hükümet, Genelkurmay Başkanı'nın fotoğrafının yerde paspas yapıldığını öğrenir öğrenmez, gerekli tepkiyi gösterseydi askerler devreye girer miydi?
Ama sen askerini sahipsiz bırakırsan, o da kendisine sahip çıkacaktır.
Askerler, her onurlu insan gibi, hem kendilerinin, hem de devletin onuruna sahip çıkmışlardır.
Onurlu insanlar - asker, sivil fark etmez - yüzüne tükürülünce "yarabbi şükür!" demezler.
Elbette diyenler de vardır.
Bu da, onların onursuzluğudur.
------
(x) Bilal N. Simşer/Bizim Diplomatlar - Bilgi Yayınevi.
h.pulur@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|