11 Mayıs 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Lucescu Neden Türkçe Öğrenmedi!

     Geçenlerde büyük televizyon kanallarımızın birinde "Galatasaray’ın eski teknik direktörü Lucescu" ile yapılmış bir görüşme vardı. Lucescu sanki "Beşiktaş’ın yeni teknik direktörü" olarak sunuldu. Halbuki gazeteci "artık Beşiktaş işini görüşebiliriz" deyince teknik direktör güldü ve:
     "- Türkiye’ye geldiğim zaman Türkçe öğrenmemeye karar vermekle ne kadar iyi ettiğim bir kere daha anlaşılıyor" dedi.
     Lucescu Galatasaray’a teknik direktör olarak geldiğinde Türkçe öğrenmemeye karar vermiş. Bunun sebebi özellikle medyada çıkacak olan haber, yorum - ve dedikodu - gibi çeşitli yazıların içinde bunalmamakmış. Çünkü bunların doğruları anlatmaktan veya belirtmekten ziyade kafadan senaryoları gerçek gibi kamuoyuna sunma niyeti taşıdığını tecrübeleriyle bilirmiş. Nitekim Lucescu’nun Beşiktaş yönetimi ile hayli zamandır görüştüğü, siyah - beyazlılara teknik direktör olma işinin pişirildiği, yenen bir yemekten sonra ayrıntılarda dahi karara varıldığı, çalışma şartlarının tespit edildiği ne zamandır yazılıp çizilmektedir. Geriye sadece birkaç ayrıntı kalmış gibi...
     Lucescu’nun açıkladığına göre ise, sadece bir defa, o da Galatasaray şampiyon olduktan sonra ve Galatasaray’ın yeni teknik direktör diye Fatih Terim’i seçeceği anlaşıldığında, Beşiktaş yönetimiyle çok dolaylı bir tek küçük temas olmuş.
     Hepsi o. Üst tarafı medyanın sunduğu senaryonun parçaları.
     * * *
     Eğer olay Ecevit’in hastaneye gitmesi sırasına rastlamasaydı, belki mesele benim kadar dikkatimi çekmezdi. Olayı takip eden gelişmeler, yani başbakanın bir süre Oran’daki evinde çalışmaya devam kararı, Türkiye’nin yakın siyasi geleceğinin senaryosunun, bütün ayrıntılarıyla, medyamız tarafından kamuoyuna takdim edilmesine yetmiştir! Lucescu’nun Beşiktaş antrenörlüğü gibi...
     Nerede, nasıl, hangi verilere dayandırılarak? Orası meçhul. Ecevit başbakanlığı bırakacak, herhalde boş kalmasın diye Meclis Başkanlığı’na seçilecektir. Onun yerine Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli başbakan olacak ve o haliyle koalisyon bir süre daha devam edecektir. Buna sebep ekonomik durumun hemen bir değişikliğe elverişli bulunmamasıdır. Ondan sonra üçlü hükümet kendisinin tekrar iktidar olmasını sağlayacak şekilde ve şartlarla seçime gidecektir.
     İş o noktaya gelince özellikle DSP içindeki durum yeni spekülasyonları besleyecektir. Fakat bütün bu spekülasyonlar hemen ve Cumhurbaşkanı dahil bütün ilgililer tarafından yalanlanmıştır.
     Ne gam! Medya, kamuoyuna kendi senaryolarını doğru diye satmaktadır.
     Kamuoyu ne yapsın? Türkiye’de dünyaya geldiği halde Lucescu gibi o da Türkçe öğrenmeme kararı verecek değildi ya... Her ülkenin kamuoyu gibi bizimki de bilgisini medyadan almakta, oradan edinmekte ve tutumunu ona dayanarak tespit etmektedir. Tabii medyanın ne kadar maymun iştahlı olduğunu bilmektedir. Zaten kendisi de daha az maymun iştahlı değildir. Daha bir hafta önce herkes "Özal öldü mü, öldürüldü mü?" diye merak etmekteydi. Bugün kimse artık ondan bahsetmemektedir.
     Türkiye’nin yakın gelecekteki siyaset manzarası diye şimdi sunulan senaryo aynı akibete adaydır. Senaryolar geçip gitmekte, Türkiye’nin siyasi geleceği ise hep,üzerinde kamuoyunun ciddi bir ağırlığı olmaksızın kendiliğinden ve aynı kimseler tarafından kafadan çizilmektedir. Ondan sonra da herkes "bu hal"in devamından, bir seçimden ötekine, sadece şikayet söylemekle vakit geçirmektedir.
     Yeni siyasi olaylar bile gerçekte bu medyanın oyuncağı olmaktan öteye geçmemektedirler. Yok, şunlar parti kuruyorlarmış; yok, partiler içinde şöyle değişiklikler oluyormuş; lider sultasına şu kısıntılar getiriliyormuş ve İnönü’sünden, Mehmet Ali Bayar’ına ortaya atılan çeşitli eski/yeni isimler - Derviş’i de unutmayınız - şöyle yapacaklarmış, böyle yapacaklarmış! Bunların hiçbiri bir kıymet - i harbiye taşımamaktadır. Çünkü kıymet - i harbiyesi olan tek davranış seçmenin seçim günkü, sandık başındaki davranışıdır. Böyle bir medya tarafından böyle bilgilendirilen seçmen o gün nasıl sağduyulu, bilinçli ve cesur bir karar verebilsin? Türkiye’nin gerçek meselesi işte budur ve buna çare de ufukta pek görülmemektedir.
     Yazı pek mi karamsar oldu?
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Avrupa Türkiye’yi böler mi?

Çetin ALTAN
Bayat konular tiryakiliği ve lise-üniversite diplomalarının ne işe yaradığı...

Melih AŞIK
Paris’in göbeği...

Fikret BİLA
Koşullar uygun olsa bırakırım!

İpek CEM
Siyasette yeni arayışlar

Hasan CEMAL
Ecevit’in sağlığı, koltuğu ve istikrar!

Güneri CIVAOĞLU
2 ‘tabu’ sözcük

Can DÜNDAR
Kavuştuk işte... Niye hala mutsuzuz?

Abbas GÜÇLÜ
Vakıf üniversiteleri Ankara’da tartışıldı

Mehmet Y. YILMAZ
Altıncı kuralı hatırla!

Hasan PULUR
Onurlu insanlar yüzüne tükürülünce yarabbi şükür, demez...

Derya SAZAK
100. yılında BJK

Meral TAMER
Betil, bu kez toplum gönüllüsü olarak karşımızda

Metin TOKER
Lucescu Neden Türkçe Öğrenmedi!

Güngör URAS
Bankalarda sermaye eksiği yerine fazlası çıkacak

M. Ali BİRAND
Denktaş’a haksızlık edilmemeli...

© 2002 Milliyet