
|

Ecevit’in 14 Mayıs’ı
ERTUĞRUL Günay hatırlattı... Ecevit 14 Mayıs 1972’de CHP Genel Başkanı seçilmişti! Dün 30. yıldönümüydü.
1950 yılının 14 Mayıs’ında "parti devleti" dönemi sona eriyor, gerçek milli irade devri başlıyordu.
14 Mayıs 1972’de ise Ecevit’in lider seçilmesiyle CHP içinde "devlet partisi" geleneği sona eriyordu.
İnönü, tarihi şahsiyetiyle et ve tırnak gibi bütünleştiği CHP’den istifa etmiş, 14 Mayıs 1972’deki olağanüstü kurultayda CHP üçüncü liderini seçmişti:
"Oylamaya katılan 913 delegeden 826’sının oyuyla Bülent Ecevit CHP Genel Başkanı seçilmiştir..."
Tarihimizde ilk ve tek olaydır; bir fikir hareketine dayanarak kadim liderin yerine yeni bir liderin gelmesi...
***
ECEVİT’İN ‘Ortanın Solu’ hareketi elbette o zamanki sorunlara ve düşünme biçimine göre bir hareketti. "Sömürüye Hayır" kitabındaki görüşleri Ecevit’in kendisi de çoktan değiştirmiştir.
Ecevit’in siyaset ve düşünce tarihimizdeki büyük işlevi, özellikle CHP ve sol gelenekteki "devlet odaklı düşünme" alışkanlığını kırarak "toplum odaklı düşünme" çığırını açmış olmasıdır.
Statik devletçi ideoloji yerine, değişen toplumsal şartlara göre düşünmek, düşüncenin yenilenmesini kolaylaştırır. İşte bugün Ecevit Türkiye’de piyasa ekonomisinin ve toplumsal liberalleşmenin Özal’dan sonraki en büyük reformlarına başbakanlık yapıyor.
Değişim zordur. Ecevit’i bile "Atatürk düşmanı" diye suçlamışlardır. Orhan Koloğlu, Boyut Kitapları’ndan yeni yayımlanan 780 sayfalık "Kim Bu Ecevit" adlı kitabında onun "Anti - Atatürkçü Sayılan Yazılar"ına bir bölüm ayırmıştır. (Sf. 362)
Mesela Kasım 1969’daki bir yazısı:
"Gerçek devrim ekonomik ve sosyal yapıyı değiştiren, ekonomik güce el değiştirten devrimdir. Ülkemizde şimdiye kadar bu anlamda bir devrim yapılmamıştır..."
***
TÜRKİYE’DE ekonomik ve sosyal yapıyı değiştiren ticarileşme, şehirleşme, girişimci orta sınıfın güçlenmesi, kitle eğitimi, bireyleşme gibi dinamikler 1950’lerde başladı, 1980’lerde hızlandı. Şimdi kritik bir aşamasını daha yaşıyoruz.
Bu süreçte güç bürokrasiden topluma kayıyor. Toplum da artık eski suskun, çekingen köylü toplumu değil...
İsmet Paşa 29 Temmuz 1965’te günlüğüne şu notu düşmüştü: "Devletçilik bitti!"
Ecevit bu bitişi ve yeni başlayışı solda yeni bir düşünceye ve harekete dönüştürdü; doğru bir yön tutturdu: Referansın devlet değil millet, bürokrasi değil toplum olacağı bir yön... "Dine saygılı laiklik" terimi de, ekonomik görüşlerindeki gelişim ve bugünkü reform uygulamaları da bu yöne uygundur.
28 Şubat ağır bir ‘yeniden devletçilik’ parantezi açtığı halde, Türkiye bu yönde gelişiyor...
Toplumu referans alma konusunda "14 Mayısölar müşterektir!
Bu büyük değişimin kritik aşamasında Ecevit elbette başbakanlığı kısa sürede bırakmamalı, bırakamaz da! Ama sağlık sebebiyle bırakmasının gerekebileceğini düşünerek, Türkiye’nin bir kaosa sürüklenmemesi için siyasi tedbirini de hazırlamalıdır.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|