15 Mayıs 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Doktorlar, "doktorcuk"lar ve İÜ Kardiyoloji Enstitüsü

     Dünyanın belki de en zor mesleğidir doktorluk... Her gün sabahtan akşama insanları, kendi gövdelerinden köklenen işkencelerden kurtarmaya uğraşacaksın; tıptaki yenilikleri, uygulamaya henüz sokulan modern yöntemleri sürekli izlemenin yanında; ilaç üretimindeki son aşamaları da, yakından bilecek ve hastalar üstündeki sonuçlarını gözleyeceksin...
     Fakat en zoru, bazen bir hastanın ölümüne bizzat kendi hatanın neden olduğunu bilmen ve bunu kimseye söyleyememen...
     Ve o akşam bir akrabanın düğününe gidebilmen, gece eşinle sevişebilmen; ertesi gün de kahvaltıdan sonra, yeniden başlaman hastalar ve hastalıklarla uğraşmaya...
     Bütün yıllar ve tüm ömrün hep böyle geçecek...
     Eğer mesleğine aşık değilsen, kolay değil doğrusu...
     * * *
     Türkiye'de tıp alanı yeterince işlenmiş, irdelenmiş, tülbentlerden geçirilmiş değil...
     Örneğin edebiyat alanında; doktorlarla, hastanelerle, değişik hastalık türleriyle ilgili kaç roman, kaç tiyatro var?
     Peyami Safa'nın "9. Hariciye Koğuşu", Peride Celal'in "Üç Yirmi Dört Saati"... Belki birkaç tane daha...
     Ya edebiyata unutulmaz kalemler olarak kaç yazar armağan etmiş tıp dünyamız?
     Bendenizin bilebildiği Cenap Şahabeddin bir, Fahri Celal iki...
     Bu konuda dünya tıbbı ile dünya edebiyatı arasındaki unutulmaz köprüler ise, gerçekten muhteşemdir; hangilerini sayalım ki, Çehov'u mu, Duhamel'i mi, Cronin'i mi?..
     * * *
     Bugün Türkiye'de; haritasız, rotasız, pusulasız, dalgalı bir "gidişat" sonucu; "doktor"lar azalmaya, "doktorcuk"lar da çoğalmaya başladı gibi...
     Doktor kimdir, doktorcuk kimdir?
     Doktor, kendi çabasıyla yeniden sağlığına kavuşmuş hastaların; kendisinin bile fark edemediği gizli madalyalarıyla; yaşamının "var olma" özlemini çoktan gidermiş ve mesleğindeki üst düzey kişiliği, özel yaşamındaki "sade"liğe yansımış, bir tıp virtü"züdür.
     Böyle nice dostlarım olmuştu vaktiyle bizim kuşaktan; Prof. Dr. Hüsnü Göksel, Prof. Dr. Hüsamettin Gökay, Gürbüz Barlas, Ümit Aker vs...
     * * *
     Doktorcuk kimdir'e gelince...
     Hastaları müşteri gibi gören ve onları sık sık gereksiz pahalı testlere yönlendirerek; her biri için, gönderdiği teknik servis ve laboratuvarlardan yüzde 30 komisyon alan; yaşamının "var olma" özlemini de, mesleğindeki başarılarla değil; zengin bir yaşam görüntüsüyle, örneğin modelini sık sık değiştirdiği pahalı arabalarla rahatlatmaya çalışan bir tıp esnafıdır.
     * * *
     Günümüz Türkiye'sinde, gösterişli ve pahalı özel hastaneler modasıyla birlikte, genç tıp esnafı da artmakta...
     Bir de, 25 yaşından bu yana, tam 40 yıldır; özel bir muayenehane açma özeni dahi duymadan; hep aynı üniversite hastanesinde çalışmış ve çalıştığı üniversite hastanesinin kalitesini korumak için, mesleki hayatını oraya adamış; değerli Kardiyolog Prof. Dr. Muzaffer Öztürk ile değerli Nörolog Prof. Dr. Esat Eşkazan gibi dostlar var...
     "Doktorcuk"ların kendilerince saf buldukları, gerçek hekimler yani...
     * * *
     Ama gelin görün ki, Prof. Dr. Muzaffer Öztürk'ün tüm mesleki hayatını adadığı ve tarihsel temellerinin ta Hürrem Sultan tarafından atılmış olduğu, İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü - eski Haseki Hastanesi -; kendiliğinden sönmesi için bir kenara bırakılmış bir mangala benziyor bugün...
     Enstitüye artık genç asistanlar pek gelmiyor, eski ünlü cerrahlar da, çekip gitmişler gösterişli pahalı hastanelere...
     Oysa hala kalite açısından en doruktaki klinik, Kardiyoloji Enstitüsü...
     Ama biliyorum ki, egolarımızın kalıtımsal dokusu, "var edip yüceltme" yerine, "ezip yok etme" şehvetiyle mayalandığı için, hiçbir çevre ilgilenmeyecek Enstitü'nün durumuyla...
     Nitekim Hacettepe'den sonra, en kaliteli çocuk kliniği de, yine Haseki Hastanesi'ndeyken; çoktan kapanmış o klinik de...
     Gösterişli ve pahalı hastaneler dururken, ne gerek var üniversitelerdeki tıp fakültesi kliniklerine?..
     Şark'ta yüzlerce yıl sürmüş olan eziklikle yoksulluk, fırsat bulduğunda; "kalite"den önce, hemen savurgan bir görgüsüzlüğün "gösterişçiliği"ne dönüşüyor, ne yazık ki...
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İran örneği?

Çetin ALTAN
Doktorlar, "doktorcuk"lar ve İÜ Kardiyoloji Enstitüsü

Melih AŞIK
Otyam sergisi

Fikret BİLA
Naylon fatura...

İpek CEM
AB, Türkiye ve yeni nesiller

Hasan CEMAL
Futbol günleri, futbolda yapısal değişim!

Güneri CIVAOĞLU
Apo’ya çelik kutu

Abbas GÜÇLÜ
Hacettepe Üniversitesi kabuk değiştiriyor (2)

Hurşit GÜNEŞ
Gerginlikler artıyor... ama bu geçici

Nail GÜRELİ
Tunceli’de 3 ayaklı bir kedi

Sami KOHEN
Annan başaracak mı?

Mehmet Y. YILMAZ
Yalıçapkını yeni fırsatları müjdeliyor

Meliha OKUR
‘Kim, kimi gözetliyor’

Tuncay ÖZKAN
Komplo depremi

Hasan PULUR
Kan, serum, viski, kefen, mezar: KDV % 18

Meral TAMER
Avrupa'dan Asya'ya taşındım

Ece TEMELKURAN
Kalanlara ve gidenlere...

Tamer HEPER
Kapkaç gasptır

Güngör URAS
TSKB ile SYB birleşti

M. Ali BİRAND
Annan, Rauf Denktaş için geliyor

© 2002 Milliyet