
|

Annan başaracak mı?
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın bugün Lefkoşa’nın iki kesiminde ve Yeşil Hat üzerinde Kıbrıs Türk ve Rum liderleri ile yapacağı görüşmelerden bir şey çıkacak mı?
Dünya örgütünün başı, bir "mucize" beklenmemesi gerektiğini, ancak Kıbrıs’a bir "umut mesajı" getirmekte olduğunu söylemekle, doğru bir sinyal vedi.
Elbette ki Annan’dan, bir günlük temasları sonunda Lefkoşa’da 4 ay boyunca yapılan toplam 31 toplantıda sağlanamayan uzlaşmayı gerçekleştirmesi beklenemez. Ama bu ziyaret gene de bir umut veriyor. Eğer Genel Sekreter, Denktaş - Klerides görüşmelerindeki tıkanmayı giderebileceğinden ve diyaloğa yeni bir ivme kazandıracağından emin olmasaydı, herhalde Lefkoşa’ya gelme riskini almazdı...
O halde yukarıdaki soruya cevaben Kofi Annan’ın bu yeni misyonuna da, klasik deyimi ile "ihtiyatlı bir iyimserlik" ile yaklaşmak gerektiğini tekrarlamaktan başka çare yok!
* * *
TÜRK tarafı açısından Annan’ın adaya gelmesinin olumlu birkaç yanı var. Her şeyden önce, Genel Sekreter’in ilk kez Türk kesimine geçerek Denktaş’ı kendi makamında ziyaret etmesi, kendisine Klerides gibi sadece "Ekselansları" diye atıfta bulunması, Türk tarafının çok duyarlı olduğu "eşitlik" ilkesini dikkate aldığını gösteriyor.
Bu buluşma, Denktaş’a 29 Nisan’da Klerides’e sunduğu 20 sayfalık öneri hakkında ilk elden bilgi vermek ve bunun dikkate alınması gereken bir "açılım" olduğunu anlatmak fırsatını veriyor.
Fakat buna karşılık, Annan’ın Türk tarafından daha esnek davranmasını ve bazı tavizler vermesini isteyeceği de ortada. Kendisi adaya vardığında da bunu açıkça söylemekten çekinmedi.
Ancak Denktaş gibi Klerides’in de aynı baskılar altında kalacağı da belli. Bunu da Rumlar söylüyor.
Annan yazılı bir plan getirmiyor. (Türk tarafının buna karşı olduğunu da biliyor). Ama notlarında sözlü olarak sunacağı bir dizi fikir - veya öneri - var. Bunların, hâlâ birbirinden çok uzakta bulunan Türk ve Rum pozisyonlarını birbirine yaklaştırmaya yeterli olup olmadığı, görüşmelerin sonunda daha iyi anlaşılacak.
* * *
EĞER Genel Sekreter’in temasları sonunda, diyalogdaki tıkanıklığı giderecek bir yol bulunursa, önümüzdeki haftalarda ilerleme kaydedilmesi ve belki de bir "ara anlaşma"ya varılması mümkün olur. Bu takdirde diyaloğun başında belirlenen haziran ayı hedefine ulaşılabilir.
Eğer Genel Sekreter’in girişimi beklenen hareketlenmeyi ve ivmeyi kazandıramazsa, Denktaş ile Klerides arasındaki "yüz yüze görüşme süreci" tehlikeye düşmüş olacaktır. Çünkü bu kez taraflar bir ortak zemin bulunamayacağı sonucunu çıkaracaklardır.
Bu nedenle Annan misyonunun (mucizeler yaratmasa da) belirli bir başarı kaydetmesi büyük önem taşıyor. Açıkçası aksi halde, bu diyalogdan da umudu kesmek gerekecek.
Bunun yol açacağı olumsuzluklar belli: Adada huzursuzluk, gerginlik artacak... Kıbrıs’ın AB üyeliği konusu tüm tarafları (AB dahil) çok zor durumlara düşürecek... Türkiye’nin AB perspektifi zayıflayacak... Türk - Yunan ilişkilerinde yeniden kriz yaşanacak, vs...
Bundan dolayı bu kritik aşamada çözüm arayışı sürecinden ayrılmak ne Türk, ne Rum tarafının çıkarınadır. Bu, aslında diyaloğu sürdürmek için itici bir güç oluşturuyor. Kofi Annan eğer bu süreci bazı uzlaştırıcı fikirlerle yeniden rayına oturtabilirse, zor misyonunu başarmış olacaktır.
skohen@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|