
|

Kalanlara ve gidenlere...
Sen vatan haini değilsindir, ama bu vatan sana adam akıllı, şöyle etraflıca ihanet etmiştir mesela.
Her gün boşuna olduğuna düşünüyorsundur yaptığın her şeyin, her ne yapmışsan daha donanımlı bir insan olmak için. Hayatında Cin Ali serisinden sonra pek kitap okumamış olanlar küçük derebeylikleri kurmaktadırlar yanında yörende. Yeteneklerin ve zekan hiçbir zaman cezasız kalmamıştır! Ortalamanın uysal bir üyesi olmadığın için kaba zımparasıyla üzerine gelmiştir kalabalıklar. Sen büsbütün herhangi biri olana dek yakanı bırakmayacaklarını açıkça ifade etmişlerdir; utanmadan, yüzüne karşı. Senden yüz kat daha bilgisiz, fikirsiz insanlar senden habersiz, senin adına, seni yönetmektedirler. Bayağılaşmanın, erdemsizleşmenin uçurumundan düşüşün canlı yayınını izlemektesindir televizyonlarda. Haberleri izlerken edilen mankafa laflar karşısında kahroluş gülmesine (bu gülüş şekli, memleketimize has bir stildir) tutulmuşken yanındakiler artık şaşırmıyordur olan bitene. Acayiplikler normalleşmiştir çünkü. Komşu teyzelerden biri televizyondaki canlı yayında çiftetelli oynamakta, öbür komşu teyze açlık grevinde unutulmuş oğlunun insan olduğunu bağırmaktadır sokaklarda. İsyan, üçüncü sayfa haberidir artık! Sen, işsiz günlerinde masanın üzerinde bozuk para sayarken, "devlet büyükleri", "Krizin maliyetini hesaplayamıyoruz" demektedirler. Açık açık, yüzüne karşı, utanmadan; kriz senin hayatına mal olmuşken.
Ama bütün bunlar bir yana...
Neyse ki bekçimiz var! CNN Türk’te 5N 1K programında haberi vardı. Afyon’da müzik öğretmeni Hüseyin Başkadem iki yıldır tek başına -TEK BAŞINA!- Caz Festivali düzenliyor. Kim bilir kimler tarafından hırpalanmasına rağmen inat etmiş, yapmış. Ama tabii "hain emellerinin" hemen farkına varılmış ve MHP il Başkanı Aziz Aslan hemen bir açıklama yapmış: Milli değerlerimiz, gizli emeller, "bize gelmezöler, şudur budur... Bütün o yavan milliyetçi klişeler işte. Aman hayatımız renklenmesin, aman aklımıza yeni fikirler, kalbimize yeni sesler girmesin, aman sakın değişik bir şey yapmayalım! Hep birlikte böyle ele ele yapışıp, taşlaşarak, mıh gibi duralım!
Parasızlık, işsizlik bir yana, bu ülkeden işte en çok bu yüzden gidiliyor. Birileri zaten parasızlıkla daralmış hayatınızı daha da daraltmak için tetikte beklediği için...
Ruhlarımızın yarısı Açık Radyo’da haberi vardı. İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği 300 beyaz yakalı üzerinde bir araştırma yapmış. Sonuçlar şöyle:
Nitelikli personelden yurtdışına gidenler: %7
Bir fırsat bulursa yurtdışına gitmek isteyenler: %30
Yurtdışına gitme çabası içinde olanlar: %12
Toplam ne ediyor? %49! Yani bu memlekette okumuş yazmış insanların yarısının ruhu burada değil. Kim bilir içi acıyıp da söylemeyenleri de katarsanız yüzde ne olur. Yüzdesi hesaplanamayacak kahroluşlar da var elbette!
Sadece işsizlik, parasızlık değil; hayatları daraltıldığı için gidiyorlar en çok. Zaten canınız burnunuzdayken bir de kalkıp "Caz müziği de dinleyemezsin!", "Şu kitapları da okuyamazsın", "Böyle şeyler de düşünemezsin", "Şu cümleleri de kuramazsın" dinleyenler yüzünden. Ve gidenlerden ve bu şahane ülkeden geriye, el ele yapışıp, taşlaşmış insanlar kalıyor. En kahredici olan da bu işte. İnsanın içi bulanıyor...
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|