15 Mayıs 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Annan, Rauf Denktaş için geliyor

     Lefkoşa
     Kıbrıs’ta gerilim var. Sokakta dolaşırken hemen görebiliyorsunuz. İnsanlar
     bir şeyler olacağını hissediyor, ancak ne olacağını bilemediklerinden dolayı rahatsızlar.
•  Ya anlaşmazlık olur ve eski sıkıntılı günlere dönersek ne olur?
•  Ya anlaşma olur ve elimizdekileri kaybedersek ne yaparız?
•  Rumlarla birlikte mi yaşayacağız, evimizi kaybetmek durumunda mı kalacağız ?
     Bunlar gibi bitmeyen sorular soruluyor.
     İnsanlar çözüm istiyorlar.
     Ancak, çözüm uğruna her şeylerini kaybetmek veya belirsiz bir yaşamın içine düşmeyi de arzulamıyorlar. Bulundukları yerde, ellerindeki gayrimenkullerde yaşamak ve bu şekilde çözüme gitmeyi arzuluyorlar.
     Yani ne pahasına olursa olsun da, çözüm gelsin denilmiyor.
     Siyasi ve resmi çevrelerde daha da büyük bir gerilim hissediliyor.
     Tabii bu arada bol miktarda da
     komplo teorileri üretiliyor. Amerika’nın kolları sıvadığı, Avrupa Birliği’nin harekete geçtiği ve gizli planlar
     yaptıkları anlatılıyor.
     Son yenilik, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan’ın ani bir kararla Ada’ya gelmeyi kararlaştırması. 23 yıldır ilk defa bir BM Genel Sekreteri’nin kişisel müdahalesinin altından ne çıkacağı merak ediliyor.
     
Ankara’nın Kofi Annan’a uyarısı var
     Ankara, pek renk vermek istemiyor, ancak Kofi Annan gezisinden rahatsızlık duyuyor. Bunun nedeni de, Annan’ın Denktaş ve Klerides ile masaya oturur oturmaz, cebinden bir kağıt çıkartması ve "Ben sizin için çalıştım ve şu ana kadar söylediklerinizi bir araya toplayarak formül geliştirdim. Tabii bunu aynen kabul etmeyebilirsiniz. Üstünde gereken değişiklikleri yapabilirsiniz... Ha unutuyordum, Washington’un her ikinize çok selamları var!" deyivermesi. Belki şaka gibi geliyor, ancak emin olun ki değil.
     Annan kağıt çıkartmayıp, arkasına aldığı ABD desteği ile ikna yeteneğini(!) kullanmaya da kalkabilir.
     Her iki durum da, Ankara’nın
     işine gelmiyor.
     Anlaşılan, New York’tan hareket etmeden önce dikkati çekilmiş.
     Biliyorsunuz, BM Genel Sekreterlerinin "iyi niyet misyonu" 1975 yılında saptanmıştı. Türkiye’ye göre, bu misyonun çerçevesinde Genel Sekreter ortaya kağıt çıkaramaz. Çözüm önerisinde bulunamaz. Tarafları
     teşvik etmenin,
     çözümü kolaylaştırmanın ötesine geçemez.
     Tabii Annan’ın farklı bir yaklaşımını önlemek de çok güç...
     Aslında, Annan Denktaş’ı görmeye geliyor. Kuzeye geçme nedeni de belki bunu gösteriyor. Birleşmiş Milletler çevrelerinde Denktaş’ın ayak sürüdüğü kanısı yaygın.
     
Rumların da önemli kaygıları var...
     Sadece Türk tarafı değil. Rumlar da bu geziden dolayı kuşkulular.
     Onlar da, Kofi Annan’ın 12 Eylül yaklaşımını tekrarlamasından çekiniyorlar. Yani, Denktaş ile Klerides’in eşit statülerde bulundukları ve hedefin yeni bir Kıbrıs kurmak olduğu anlamına gelecek açıklama veya konuşmalar yapması. Hatırlayacaksınız, geçen yıl 12 Eylül’de Annan bu yönde bir adım atmış, ancak ardından Rumların büyük itirazlarıyla karşılaşınca korkup iptal etmişti.
     BM Genel Sekreteri’nin ziyareti, neresinden bakılırsa bakılsın son derece önemli. Önümüzdeki aylarda yepyeni bir müzakere sürecine girileceğinin işaretleri şimdiden görülüyor.
     Avrupa Birliği’nin Kıbrıs yaklaşımının ne olduğunu hâlâ anlayabilmiş değiliz. Belki onlar da tam anlayamadılar. Kesin bir politikalarının bulunmadığı da açıkça görülüyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. Bir başkentin söylediğini bir diğeri yalanlıyor. Dolayısıyla, top yine Amerika’nın sahasına geçiyormuş gibi görülüyor.
     Tekrar etmekte yarar var.
     Kıbrıs’ta çözüm, sadece Rauf Denktaş’ın esnekleşmesiyle bulunamaz. Karşılıklı adımlar atmak gerekmektedir.
     Gözden kaçırılmaması gereken diğer bir nokta da, Ada’daki bugünkü gerçeklerin çözüm formülüne
     yansıması gerekliliğidir.
     Türk tarafı tekrar 1960 Anayasası’na dönemez.
     Bu olasılık, her iki taraf için de
     çok tehlikeli olur.
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İran örneği?

Çetin ALTAN
Doktorlar, "doktorcuk"lar ve İÜ Kardiyoloji Enstitüsü

Melih AŞIK
Otyam sergisi

Fikret BİLA
Naylon fatura...

İpek CEM
AB, Türkiye ve yeni nesiller

Hasan CEMAL
Futbol günleri, futbolda yapısal değişim!

Güneri CIVAOĞLU
Apo’ya çelik kutu

Abbas GÜÇLÜ
Hacettepe Üniversitesi kabuk değiştiriyor (2)

Hurşit GÜNEŞ
Gerginlikler artıyor... ama bu geçici

Nail GÜRELİ
Tunceli’de 3 ayaklı bir kedi

Sami KOHEN
Annan başaracak mı?

Mehmet Y. YILMAZ
Yalıçapkını yeni fırsatları müjdeliyor

Meliha OKUR
‘Kim, kimi gözetliyor’

Tuncay ÖZKAN
Komplo depremi

Hasan PULUR
Kan, serum, viski, kefen, mezar: KDV % 18

Meral TAMER
Avrupa'dan Asya'ya taşındım

Ece TEMELKURAN
Kalanlara ve gidenlere...

Tamer HEPER
Kapkaç gasptır

Güngör URAS
TSKB ile SYB birleşti

M. Ali BİRAND
Annan, Rauf Denktaş için geliyor

© 2002 Milliyet