
|

Durmadan ırzına geçilen konular ve yakası açılmadık konular
"Politika"nın binbir tanımlamasından biri de şudur:
- Halka hizmet etme vaadiyle iktidara gelip, halkı kendisine hizmet ettirme açıkgözlülüğü...
Uykunun tutmadığı gecelerde, vakit geçirmek için TV kanalları arasında gezinenler; durmadan ırzına geçilen konuların başında, politikayla ilgili konuların geldiğini de daha somut bilirler.
Ve yine bilirler ki; ne ekonominin, ne hukukun evrensel ilkeleri, ne de politik partilerin programlarıyla beyinsel bir ilişkisi bulunan mesleksiz yığınlar; yeğledikleri şu, yahut bu lidere oy vermekle kendi yaşam düzeyleri yerine, sadece liderinkini yükseltirler...
* * *
Durmadan ırzına geçilen konuların başında ille de "politika"nın gelmesi; henüz daha "yönetenler"in, "yönetilenler"den çok daha şatafatlı yaşadıkları ahmak bir dönemin aşılamamasından...
Bunu çakmış olanlar, hemen politika yarışına; eski deyimiyle "taht kavgası"na girişmeye başlıyorlar ve sabahtan akşama aynı söylemler tekrarlanıp duruyor TV kanallarında:
- Biz iktidara gelirsek, hepinizin başı göğe değecek.
- ...
- Biz iktidara gelirsek, şanlı tarihimizin kahraman insanları, hak ettikleri refaha erişecek...
- ...
- Biz iktidara gelirsek, hepsiyle gerdeğe gireceğimizden; analarınız, bayram edecek...
* * *
Şimdi de gelelim Türkiye'nin hiç alışık olmadığı, yakası açılmadık konulara...
Bilimin henüz çözemediği konuların başındadır, insanların uyurken gördükleri rüyalar...
Neden rüya görürüz ve hayatımızın bilmediğimiz hangi düğümlerini yansıtır bu rüyalar?
Bundan 350 yıl önce Pascal, rüyalar için şöyle diyordu:
- Şayet bir kral her gece rüyasında dilenci olduğunu; bir dilenci de her gece rüyasında kral olduğunu görüyorsa; kralın hayatıyla, dilencinin hayatı arasında fark kalmaz.
Ancak o tarihlerde, uyurken her 90 dakikada bir gördüğümüz ve sonradan hatırlayamadığımız REM rüyalarının, sanıldığı kadar uzun sürmediği ve 10 - 15 dakikayı geçmediği bilinmiyordu.
* * *
Eminim ki bir gün uyurken gördüğümüz rüyalar, ekranlara da yansıtılabilecek...
Uykumuzun kaçtığı gecelerde, TV kanallarında politikacıların, "yönettiklerini, yahut yöneteceklerini" nasıl daha rahat bir hayata kavuşturacaklarıyla ilgili, havı dökülmüş söylemleri dinlemek yerine; onların her gece hangi rüyaları görmekte olduklarını izleyeceğiz...
Bir de bu rüyaların arşivlendiğini düşünün...
Örneğin Kemal Derviş'in, son bir yılda görmüş olduğu rüyaların CD'sini izlemek istemez miydiniz; yahut yaşadığınız ilçe belediye başkanının?..
* * *
Sevdiklerinizle ilgili gördüğünüz rüya kasetlerini de gönderebileceksiniz onlara...
Ve tabii bu arada, montajlı uydurma rüya kasetleri, yahut CD'leri de başlayacak yapılmaya...
Bu tür rüya senaryoları yazanların hayatı da; vaktiyle eski egemenlerin propagandasını yapan kalemlerinki gibi; aylarla, yıldızlarla, güneşlerle donanacak...
İşte yakası henüz hiç açılmamış bir konu...
* * *
Yakası açılmadık bir başka konu da, hayatında bir kez olsun tiyatroya gitmemiş kaç bürokratımızla siyasetçimizin bulunduğu konusu...
Sizce yüzde kaçı gitmemiştir hiç?
* * *
Toplumsal kalkınmayla ilgili olarak, genç erkeklerin ilk cinsel deneyimlerindeki değişimler de alınabilir ele...
Örneğin:
- 50 yıl önce ilk deneyimlerde dişi eşekler yoğunluktayken, şimdi turist bayanlar ağırlık kazanmaya başladı, gibi...
Ve derhal uzmanlar da, "soru - yanıt" programlarında tartışmaya başlar konuyu...
Durmadan ırzına geçilen konular yanında; biraz da yakası açılmadık konulara yönelinse; taşlaşmış kafa epidemisine bir çare olur muydu acaba?
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|