16 Mayıs 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Kitaplar arasında boğulmak

Hangi kitap korunur, hangisi atılır? Taşınma gibi bir zorunluluk olmadan da bu konuya kafa yorabilirsiniz

     Bazı arkadaşlarım, evlerinde kütüphane yaptıracak duvar kalmayınca, kitap kümelerini parkelerin üzerine yığmaya başlarlar. Giderek o kümeler de büyüyüp yayılır ve bazen evde adım atacak yer bırakmaz.
     Sırf bu yüzden taşınan dostlarım bile var. Neyse ki maddi sıkıntıları yok da kitaplarının çoğunu eski evlerinde bırakıp, daha doğrusu kitaplar nedeniyle eski evlerini koruyup, yeni evlerinde yeni kütüphaneleriyle hayatlarına devam ediyorlar.
     Benim ne o kadar çok kitabım, ne de ikinci bir evi maddi olarak koruma lüksüm var. Üstelik 7 yıl yaşadığımız Mecidiyeköy'deyken kızımın önce babası, ardından dedesi öldü. Benim her taşınmamda yanımda götürdüğüm anneannemin dikiş makinesi ve artık çalmadığım piyanoma, kızıma ailesinden kalma anı değeri olan birkaç parça eşya ve sayıları her geçen gün artan kitaplarımız da eklendi.
     Devasa kitap kolileri, yeni evimizde üzerimize yıkılacak gibi duruyorlar. Her eşyamı kolaylıkla atarım, ama kitapları atmakta her nedense müthiş başarısızım. Kitap atılır mı diye soranlarınız olabilir. Siz de biz gazeteciler gibi her gün değişik konulardaki çok sayıda kitabı masanızda bulacak olsanız, hangisini koruyup hangisinden kurtulma konusunda ciddi sıkıntı duyabilirsiniz. Bazen salt masamda biriken kitaplardan ilgimi çekenlere göz atmak yüzünden, kitap satın alma özğürlügümün elimden alındığını düşündüğüm bile oluyor.
     Kitaplarıyla baş edemez hale gelen Milliyet okurları olduğunu bildiğimden, hem kitap, hem köşe yazısı yazan, hem de evlerinde hatırı sayılır sayıda kitap olduğunu bildiğim 2 entelektüele, Çetin Altan (bakınız yandaki yazı) ve Zülfü Livaneli'ye, artan kitap yığınlarıyla nasıl baş ettiklerini sordum.
     Livaneli dedi ki: "Sahiden çok fazla kitap geliyor. Ben o kitapların kendime lazım olanlarını ayırıyorum. Geri kalanlar bir süre birikiyor. O sırada Anadolu'dan bir okul kitap istemişse, birikmişleri oraya yolluyorum. İsteyen olmazsa gazetenin arşivine gönderiyorum. Aslında kitaplar bize faydası olsun diye geliyor, ama giderek biz onların esiri haline geliyoruz.
     Ben kitaplarımın bir bölümü için depo tuttum, orada duruyorlar. Aslında evdeki kitaplardan yararlanabilmek de kütüphanecilik gerektiriyor. Yazar sırasına göre alfabetik olarak koysan olmaz, çünkü boyutları tutmuyor. Aynı yazarın bir kitabı küçük, diğeri büyük! Hem soyadına göre hem de boyuta göre dizmen gerek. Tilda bunu çok iyi yapardı.
     Yaşar Kemal'in evi tavanlara kadar kitap doludur. Ama Tilda onları öyle güzel tasnif etmişti ki, neyi istersen şıp diye bulurdun orada.
     Ünlü yazar Elias Canetti'nin Körleşme adlı romanının başkahramanı Klein, giderek kitaplar arasında boğulur. Gerçekten her yerimizden kitap fışkırıyor. Taşınırken de hamalların belini kırıyor. Halbuki kitapsızlar ne kadar rahat bu memlekette."
     
Altan: "Elinle dizdiğin kitaplar işine yaramaz"
     Çetin Altan ustamız, Basınköy'deki evini 7 bin ciltlik kütüphanesi için koruyor. "Taşındım, kitap kolileriyle nasıl baş edeceğim?" diye sordum. İşte yanıtı:
     "* Bana gönderilen kitapların hemen hepsini atarım. Çünkü onların çoğunluğu uyduruk kitaplardır. Adım geçer mi diye gönderiyorlar.
     * Basınköy'deki kütüphane 7 bin ciltliktir. Biraz aşırı o. 3 bin kitaplık bir kütüphane yeterlidir ve eğer iyi seçilmişse de evrensel boyutludur. Tabii yapılan seçim, kişinin eğilimine göre değişir. Bir iktisatçının seçtiği kitaplıkla, bir edebiyatçının ya da bir sosyoloğunki farklı olur.
     * Kütüphaneni kendin düzenlemeye kalkarsan o kitaplar kitaplıkta durur, ama hiçbir işe de yaramaz. Elinle falan koyarak bulamazsın aradığın kitabı. İnsan elleriyle koyduğu sevgilisini bulamıyor yarım saat sonra!
     
* Kitapları konularına göre değil, boylarına göre ayırırsın. Ama her kitaba mutlaka bir numara vermek lazım. Profesnoyel kütüphaneciler vardır. Onlar kartoteks sistemine göre sıralarlar kitapları. Hem konulara, hem de yazarlara göre tasnif yaparlar."
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İslamda tartışma

Çetin ALTAN
Durmadan ırzına geçilen konular ve yakası açılmadık konular

Melih AŞIK
Şerefli tahlil..!

Fikret BİLA
Jandarma ve engelliler

Hasan CEMAL
Sayın Ecevit, hiç olmazsa bu kez...

Yılmaz ÇETİNER
Zeki Müren'in eşcinsellik tartışması rezalet

Güneri CIVAOĞLU
Ecevit'e de 10 numara!

Can DÜNDAR
İçime çekmiyorum ki!..

Hurşit GÜNEŞ
Varsayalım ki Ecevit ayrılma kararı aldı...

Sami KOHEN
Rusya artık "dost ve müttefik"

Mehmet Y. YILMAZ
Alacakaranlık Kuşağı Ülkesi

Meliha OKUR
‘Özerk borsa gerçeği’

Tuncay ÖZKAN
Bu komplonun hesabı zor verilir

Hasan PULUR
İsveç elçimizin dedesi ve Fenerlilerin bayrak kavgası...

Derya SAZAK
Derviş'i DSP'ye davet

Meral TAMER
Kitaplar arasında boğulmak

Güngör URAS
İş bilenin kılıç kuşananın

Serpil YILMAZ
Tayyip Erdoğan tutuklattı!

M. Ali BİRAND
Kıbrıs batakta... Son ümit Annan’da

© 2002 Milliyet