18 Mayıs 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Beyaz adam, siyah kadın

Saartje Baartman vücut ölçüleri yüzünden bir "insan sirki"ne satıldı. Öldüğünde bile rahat bırakmadı "beyaz efendileri" onu. Beyni, cinsel organları müzede sergilendi

     Güneş ışığının düşmediği derin denizlerde zamanı durduran tarih öncesi bir balık gibiydi. Sanki dünyaya, biz kadınlara eskiden neye benzediğimizi anımsatmak için gelmişti. Yıllar oldu resmini göreli ama hiç unutmadım, çünkü unutulacak gibi değildi: Hani ilkçağ insanlarının yaşadıkları mağaralarda bulunan ilk cinsel fetişler, topraktan yoğrulmuş "kadın" heykelcikleri var ya, sanki onlara modellik etmişti. Türkiye müzelerinde de görürsünüz o heykelcikleri. Tanrıça Kibele’nin ilk tasvirlerini. Kadın morfolojisi, inanılmaz dolgunlukta bir kıç ve olağanüstü büyüklükte bir cinsel organa indirgenmiştir; sonraki yüzyıllarda öne çıkan memeler ise izafi önemdedir.
     Resmini dedim, çünkü onun tarih öncesinden gelip uygarlığın eline düştüğü yıllarda bile fotoğraf yoktu. Tıpatıp resmi yapılmıştı. Baktıkça ağlamak gelmişti içimden. Böyle bir vücutla nasıl yaşanır diye, hıçkıra hıçkıra ağlamak. Bir siyah kadıncıktı. Başından beline kadar olağan ölçülerde bir kadın. Belinden aşağısı ise... Kalçalarının bulunması gereken yerde, sırtından en az elli santim dışarıda bir balya taşıyordu. Evet, bir balya. Resimde önden görülmüyordu. Ama sonradan okuduğuma göre, cinsel organı da anormal boyutlardaydı.
     Eğer M.Ö. 5000 yılında dünyaya gelseydi çok çekici bir kadın sayılacaktı belki. Anaerkil soyumuzun evrimden önceki haline tanıklık etmek için katılmıştı insanlık kervanına, 1789 yılında Güney Afrika’da doğan Saartje Baartman.
     Adını, ülkesini sömüren Hollandalıların dilinden vermişlerdi kendisine. Beyaz efendilerin yönettiği siyah Afrikalılardan biriydi ama anormal yapısına rağmen Hoysan Kabilesi’ndeki kardeşleri arasında, "aşağılanmadan" yuvarlanıp gidiyordu Saartje Baartman.
     Kaderi, yolu Güney Afrika’ya düşen İngiliz bir hekime rastladığı gün kabusa dönüştü. İngiliz doktor, Saartje’yi kendisiyle birlikte Londra’ya gelmeye ve vücudunu "Avrupalılara göstererek" büyük paralar kazanacağına ikna etti. Londra’da onlarca bilim adamı, Saartje’nin kıçına "kalipiz", cinsel organına "hipertrofye" dediler. Ölçtüler, biçtiler, bir zaman incelediler. İşte benim gördüğüm resim, o inceleme sırasında yapılan bir resimdi. Sonra Saartje’nin anatomisine duyulan bilimsel heyecan bitti. Kendisini Londra’ya getiren doktor epeyce para kazanmıştı. Saartje’yi bir "insan sirki"ne sattı. Bir kafese koydular Kibele anamızın kızını. Meraklı İngilizler, sahte mi diye anlamak için şiş batırıyorlardı Saartje’nin kıçına, demir parmaklıklar arasından. Muz atıyorlar, maymun sesleri çıkararak eğleniyorlardı karşısında. Sirkte sergilendikten sonra bir Fransız satın aldı Saartje’yi. Bir süre de Paris eğlendi, kıçına karşı. Derken, beyaz efendileri tarafından tümüyle terk edilince fahişelik yapmak zorunda kaldığı Fransa başkentinde 1816 yılında son soluğunu verdi.
     
     Yine rahat bırakmadılar Saartje’yi. Paris Doğa Müzesi bilimcileri, cesedinin alçı modelini çıkardılar. Beynini, cinsel organlarını iskeletinden ayırıp tüm organlarını ayrı ayrı mumyaladılar ve müzede sergilediler.
     Saartje’nin ölü organları, müze kataloğu ve vitrinlerden, ancak 1974 yılında "insanlık ayıbı" sayılarak çekildi, depoya kaldırıldı.
     Hoysan kabilesi, Güney Afrika’da ırk ayrımcılığı yıkıldığı günden beri "kız kardeşlerinin" cenazesini talep ediyorlardı Fransa’dan.
     Talihsiz Saartje Baartman’ın iç organları ve alçı modeli geçen hafta geri verildi doğduğu topraklara. Güney Afrikalı Kültür Bakanı yardımcısı Bridget Mabandia "Yalnızca bir kardeşimizin insanlık onuru değil, hepimizin, üçüncü dünya insanının onuru döndü aramıza" dedi.
     Saartje Baartman’nın acıklı öyküsü, Avrupalı beyaz adamların "ırkçılık" tarihinde bir kilometre taşı. Cezasız kalmış insanlık suçlarından yalnızca bir tanesi.
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


‘Estetik olmak yerine insan olmamı seviyorlar’
Eğlence ‘yazlığa’ taşınıyor
"Gençler de şehrin ortasında öpüşmesinler"
Bu köyün çocukları golfçü oluyor
Cannes 55 yaşında
Amaç depremde sıfır can kaybı
Anneler Günü’nü lezzetli geçirin
Tiyatro festivali başlıyor
Türk futbolunun tarihi
‘Kirli düzine’
Artık Alman biramız da var
Hünkar geleneği devam ediyor
Beyaz adam, siyah kadın
Seksle gelen sağlık
Sultan Ahmed türbesinde tarih
La Pasta! (makarna made in Italy)
İkisi de ünlü, ikisi de karakter iki insanın sıradışı ilişkileri kitap oluyor
"Alaca çorba"dan "nakışlı dolma"ya
Anneler Günü’nün öyküsü


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet