
|

Irz kısmetten çıkınca, uçkur 9 yerden koparmış...
Bugün Gençlik Bayramı...
Biliyorsunuz Gazi, Cumhuriyet'i gençliğe emanet etmişti.
Kamu hukuku doktrinlerine göre ise, "cumhuriyet"; "Devlet Başkanları"nın seçimle saptanması demektir. Hitler Almanya'sı, Mussolini İtalya'sı, Saddam Irak'ı türü; demokratik olmayan cumhuriyetler de olabilir; İngiltere, Norveç, İsveç türü; "cumhuriyet" olmayan demokrasiler de...
O nedenledir ki, halen 30 yaşından küçük 40 milyon genç; sadece "Devlet Başkanları'nın seçimle saptanması" ilkesinin emanetçisi olarak bırakılmış ve ekonominin emanetçiliğiyle, "yürütme erki"nin emanetçiliği, daha çok yaşlılara teslim edilmiştir.
Bizim kuşağın ünlü siyasetçilerinin 70'inden sonra da, Başbakanlık'ta ısrar etmelerinde; Gazi'nin vasiyetine karşı herhangi bir ihanet yoktur...
Çünkü onlar da, "demokrasi"yi, kendi kendilerine emanet ettiklerini iddia etmektedirler...
Gazi, "cumhuriyet"i gençlere; bizim kuşağın ünlü siyasetçileri de, "demokrasi"yi kendi kendilerine emanet ettiklerine göre; bizim gibi hem genç, hem de siyasal emanetlerle ilgisi olmayanlara; resmi bayramlarda, Ahmet Muhip Dranas'ın rindmeşrep şiirinden bir şeyler mırıldanmak kalıyor:
Dışarıda bayram;
Bayram bize mahrem...
Sultanım, bir tanem,
Doldur içelim...
* * *
Başbakan olarak hastalanmanın ne beter bir şey olduğunu izleyip duruyoruz.
Bir yanda ekonomide düzensiz kalp atışları; bir yanda 200 milyar doları aşan dış borç; bir yanda 6 ay sonunda Avrupa Birliği için resmi görüşmelerin başlayıp başlamayacağı; bir yanda artıp duran kapkaç olayları; bir yanda sinsi talanlar ve iri yalanlar...
Tanrı korusun, bir de yaklaştığı söylenen 7 şiddetindeki bir İstanbul depremi vurursa...
Yok yok, enseyi karartmayın...
Ve "verdimse ben verdim", yahut "asmayalım da besleyelim mi" benzeri; ekonomiyle hukuk bilincinden yoksun, binbir "megalo - politik" raksın neden olduğu toplumsal bir yere kapaklanmayı, hemen - İttihatçılar'ın vaktiyle yaptığı gibi - Mithat Cemal'in bir çift hamasi dizesiyle dengelemeye çalışın:
Ölmez bu vatan, farz - ı muhal ölse de hatta,
Çekmez Küre'nin sırtı, bu tabut - u cesimi...
* * *
İncili Çavuş, Borazan Tevfik'e:
- Hey ulan Borazan, demiş; 19 Mayıs Gençlik Bayramı ile Ecevit'in hastalığının manşetlerde yan yana gelmesine ne diyorsun?
Borazan Tevfik, Tevfik Fikret'in ünlü dizesini okumuş:
- "Güleriz ağlanacak halimize"...
Ve Borazan Tevfik de, İncili Çavuş'a sormuş:
- Ya sen ne düşünüyorsun?
İncili Çavuş:
- Eskiden demiş, ağlanacak halimize sadece biz gülüyorduk; şimdiyse, çaktırmadan dünya gülüyor...
* * *
Hızlanan evrensel saydamlaşma, Türkiye'nin de saklı duran içyüzünü, dışarıya çıkarmaya başlıyor...
Sakıp Sabancı bile iki avucunu yana açarak şöyle diyor:
- Bir avucumda 200 milyar dolarlık dış borç var. Ya ötekinde ne var? Sadece üçün biri be...
Haremağası, saray hekiminin yanına giderek, adamı sıkıştırmaya başlamış:
- Ben gördüm, hayvanları yüzerken derisini tulum olarak tersine çevirdiler mi, içi beyaz çıkıyor. Sen de beni tersime çevir, beyaz olayım.
Hekim başı:
- Ağa hazretleri, olmaz öyle şey, diyormuş.
Arap diretiyormuş:
- Olur, tersimi çevir de bak, nasıl beyaz oluyorum...
Hekim başı, haremağasını başından savamayacağını anlayınca:
- Evet ama, demiş; önemli bir sakıncası var bunun. Sizi tersinize çevirince, vücudunuzun saklı duran yerleri, alnınızın ortasıyla ense kökünüze gelecek. İsterseniz yapayım...
Arap, biraz düşünmüş:
- Vazgeçtim, demiş.
Bazen bir toplumun da içyüzü, dışa dönmeye başlayınca; galiba olmadık yerlerinin geldiği görülüyor baş taraflara...
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|