
|

Yeni hayallere ihtiyaç duyan Türkiye!
ANKARA
Demokrat Türkiye Partisi’nin Kongresi. Mehmet Ali Bayar’ın siyaset sahnesine çıkışını izliyorum. Kürsünün arkasında partinin yeni sloganı:
"Yeni Türkiye için
makul çoğunluk!"
Bayar’ın şu sözlerinin altını çiziyorum:
"Siyaseti çözüm üreten, gençlere, kadınlara, kitlelere yeniden umut aşılayan saygın bir kurum haline getirmek..."
"Yeni hayallere ihtiyaç duyan bir Türkiye..."
Ama bugün için durum farklı.
Bugün Ankara’da daha güzel bir Türkiye için hayaller kurulmuyor.
Buna pek vakit yok.
Çünkü Ecevit’in sağlık durumu, siyasetin başkentinde hayalleri değil senaryoları besliyor. Çünkü Ecevit’in ikinci kez hastaneye kaldırılmasıyla birlikte artık bir perdenin kapanmakta olduğu gerçeği çırılçıplak ortaya çıkmış durumda...
Onun içindir ki:
Siyaset, Ecevit’in sağlığına endeksli. Siyaset, DSP’de Ecevit sonrasına endeksli. Siyaset, hükümette Ecevit sonrasına endeksli.
Ve tabii seçime endeksli.
Ne zaman ve nasıl seçim?
Politika kulisinin kuytuluklarında en çok bu soruların çengelleri uzuyor.
Bir başka deyişle:
Bugün Ankara politikasında hayallere yer yok. Siyasetin acımasız yüzü kendini belli ediyor. İktidar mücadelesinin soğuk hesapları yapılıyor, oyun planları kuruluyor kapalı kapıların arkasında...
Biri şöyle dedi:
"DSP’de Rahşan - Hüsam kavgası gitgide kızışıyor."
Rahşan Ecevit’le Hüsamettin Özkan’ın partide iki ayrı kanadı temsil ettiklerine dair işaretler az değil.
DSP seçimde ne yapar?
Bu soru da yeni değil. Ama Ecevit’in sağlık durumunun gittikçe kötüleşmesi, DSP’de bu soruyu bir numaralı gündem maddesi haline getirdi.
Soru:
"Hüsam, yanına Derviş’i alabilir mi? DSP’de İsmail Cem - Kemal Derviş bloku kurulabilir mi? Rahşah Hanım, Hüsam’a ve böyle bir ikilinin DSP’de yükselişine ne kadar geçit verir?"
Bu sorular da güncel!
Benim kulisten edindiğim izlenim o ki, Cem’le Derviş bir blok oluşturup birlikte hareket edebilirler.
Biri şöyle dedi:
"Cem - Derviş ikilisi, seçim sandığında çok iş yapabilir. Keşke Sayın Ecevit bunu görebilse. DSP yeniden kanatlanabilir. DSP bunu göremezse, bu ikili partileşebilir de..."
Bir başka soru:
Başbakan Ecevit ne kadar süreyle hastane odasından Türkiye’yi yönetebilir?
Bu konuda vekalet kurumunun bir süre sonra ister istemez devreye gireceği belirtiliyor.
Ve ekleniyor:
"Vekalet uzun süre devam edemez. Ecevit’in durumuna göre bu defa yeni bir başbakanın belirlenmesi gündeme gelir."
Bu durumda koalisyon bozulur mu?
Yoksa MHP ile ANAP, DSP’den yeni bir başbakan adayı üzerinde anlaşabilir mi?
Kim olabilir yeni başbakan?
İddialı birini Bahçeli’yle Yılmaz kabul edebilir mi? Ya da kısa sürede Türkiye’yi bir erken seçime götürecek iddiasız bir başbakan formülü mü onay görür?
Bir soru daha:
Kısa sürede bir erken seçime koalisyon ortakları nasıl razı olabilirler? Fazla erken seçim, MHP ve ANAP liderlerinin kendi iplerini kendi elleriyle çekme anlamına gelmez mi?
Bu ihtimal de var tabii.
O yüzden, Ecevit’in mevcut sağlık durumunu kabullenip mümkün olabildiğince böyle gitmek, Bahçeli’yle Yılmaz’ın da siyasal çıkarlarına daha çok mu denk düşer?
Bu da akla geliyor.
Kısacası:
Ankara’da siyaset senaryo yazıyor. Çaresiz bir durum. Siyasetin bölünmüşlükten kaynaklanan güçsüzlüğü yatıyor bunun altında.
Siyaseti yeniden toparlamanın, güçlü kılmanın yolu ise, adı demokrasi olan bir rejimde seçimden geçer. Türkiye’nin, öyle anlaşılıyor ki, seçimi çok fazla ertelemesi artık mümkün olamayacak. Eski deyişle seçim sathı mailine, yani eğik düzeyine girmek üzere Türkiye...
Böyle bir ortamda yakınmayı bir yana bırakıp, kırk yaşında sahaya inen Mehmet Ali Bayar’a başarılar diliyorum. Türkiye’nin siyasette yalnız yeni hayallere değil, yeni yüzlere ve taze kana ihtiyacı var çünkü...
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|