19 Mayıs 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Ecevit miladı

     Psikolog Emre Konuk, Bülent Ecevit’in sağlık sorunları süreci için "Türkiye, cognitive behavior therapy yapmakta" diyor.
     Anlamı?
     Zihinsel davranış terapisi..."
     Yoğun korkulara karşı bu yöntem uygulanıyor.
     Yoğun korku ve kaygı neye duyuluyorsa, zihin o soruna odaklanıyor. Korkulan, kaygı duyulan şey zihinsel olarak yaşanıyor.
     Bir tür simülasyon.
     Hani uzaya gideceklere, yerde uzay koşullarını yaşatmak ve fırlatılmadan önce uzay koşullarında yaşamaya alıştırmak gibi...
     Korkulan ve kaygı duyulan olay, zihinsel olarak yeterince sürede ve sıklıkta yaşanırsa, artık, bir tür bağışıklık oluşuyor.
     Olay gerçekleşirse panik olmuyor. Tepkiler "normal" düzeyde kalıyor.
     "Türkiye’de uzun süredir ‘Ya sağlık durumu bozuk olan Ecevit, devre dışı kalırsa ne olur bu memleketin hali’ sendromu vardı. İki haftadır bu kaygı ve korku çok yoğun yaşandı. Zihinsel olarak, Ecevit sonrası için simülasyonlar yapıldı. Bir bakıma artık, öyle bir olasılığa karşı bağışıklık oluşmakta. Belki oluştu bile."
     
Gaflar ve gevezelikler
     Konuk’un bu yaklaşımını piyasalar da doğruluyor.
     Eğer geride kalan iki haftalık "Ecevit’ten sonra ne olur" senaryoları tartışılmasaydı... Toplum - hiç temenni etmediğimiz - Ecevit’in sağlık nedenleriyle devre dışı kalabilme olasılığına, bağışıklık kazanmış bulunmasaydı... Ve de Ecevit, ansızın hastaneye kaldırılsa, "kaburgası kırık, ayak damarlarından birinde pıhtı ve iltihap, sinir uçlarının kaslarına kumanda zaafı, bağırsak enfeksiyonu" açıklansa ne olurdu?
     Herhalde bir ekonomik deprem...
     Doları kimse tutamazdı. Faiz ne kadar yükselse TL’den kaçış bilmem engellenebilir miydi?
     Geride kalan süreç, çok üzücüdür ama siyasi terapi yararını sağlamıştır.
     Şimdi siyasetçiler de, toplum da "normallerine" dönmekte.
     Kriz yönetiminin tekniği iyi uygulanırsa, yeni gaflar ve gevezelikler yapılmazsa, önümüzdeki hafta piyasanın ateşi düşmeye başlayabilir.
     
Derviş’in kriz semahı
     Geride kalan iki haftanın "felakete" dönüşmeden, bağışıklık sürecine geçmesinde Kemal Derviş’in katkısı da dikkate alınmalı.
     Derviş, sağduyulu ve bilinçli "kriz yönetimi mühendisliği" yaptı.
     "Ekonomi sağlam zemine oturtulmuştur. Kurumlaşma olmuştur. Ne seçim, ne hükümet değişikliği ekonomiyi sarsmaz. Programdan sapılmaz" mesajlarını sürekli verdi.
     Onun Türkiye’ye geldiğinden beri toplumda oluşturduğu "doğruları söyler, bu işi iyi bilir" inancı var.
     O nedenle... Son güne kadar tansiyonu kontrol altında tutabildi.
     Ecevit’in hastaneye yatırılmasından sonra da fırtına yaşanmamasında bu güvenin etkisi azımsanamaz.
     Derviş’in kriz semahı toplumsal terapiydi.
     
Devlet adamlığı
     Çetin Altan’ın geride kalan cuma günkü yazısından birkaç satır yansıtayım:
     "Hızlanan evrensel değişimi, Türkiye’de en iyi kimler anlıyor acaba?
     ............, galiba siyasetçiler arasında da sadece Mesut Yılmaz."
     Dün, Yılmaz’ın Anavatan toplantısında yaptığı konuşmayı izlerken, Altan’ın bu satırlarını anımsadım.
     Yılmaz "Türkiye’nin muz cumhuriyeti olmadığını... Otoriter yönetimlerdeki gibi tek kişiye endekslenemeyeceğini... Köklü devlet kuralları ve gelenekleri olduğunu" söyleyerek, toplumsal zihin terapisine gereken mesajı verdi.
     Ayrıca...
     "Hükümet ortakları olarak istikrarsızlığa olanak tanımayacaklarını" vurguladı.
     Bu söylem pazartesi ve sonrası için dalgakırandı.
     Ve "asıl önemli olan, AB’ye üyelik, ekonomik programın uygulanmasıdır. İki yörüngeden hiçbir hükümet sapma yapamaz" mesajı... Topluma, Ecevit’in Başkent Hastanesi’ndeki odasından başka ufuklar göstermekte.
     
Not: Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit’i savunan dünkü açıklaması, büyük sevgi klasiğini yansıtıyordu. Saygı duyuyoruz. Artık o tartışmalar geride kalmalı. Acil şifa diliyoruz.
     
     g.civaoglu@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Irz kısmetten çıkınca, uçkur 9 yerden koparmış...

Melih AŞIK
Nutuk 2002

Fikret BİLA
Hastanede mesai

Hasan CEMAL
Yeni hayallere ihtiyaç duyan Türkiye!

Güneri CIVAOĞLU
Ecevit miladı

Can DÜNDAR
"Sizin lideriniz olabilir, ama benim kocam"

Abbas GÜÇLÜ
Karadeniz bir başka güzel

Mehmet Y. YILMAZ
Korsanların ülkesinde bir küçük kâşifim...

Hasan PULUR
Kral'ı kaça Otello'yu kaça oynarsınız?...

Derya SAZAK
11 Eylül ve Klonların Saldırısı

Meral TAMER
Ecevit, Başbakanlık'ta düşmüş olmasın?

Ece TEMELKURAN
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun!

Metin TOKER
Türkiye Başbakanlarına Merdivenlerin Oyunu...

Osman ULAGAY
Bu komedi nasıl bir dramla biter?

Güngör URAS
İndirin şu vergileri. Kaldırın şu vergileri

Serpil YILMAZ
Konfeksiyon küsüyor ABD’nin haberi yok

© 2002 Milliyet