20 Mayıs 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 


BELGELER

AB- KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ
KOPENHAG KRİTERLERİ



TKP Genel Başkanı Aydemir Güler
SOHBET ODASI

RÜŞTÜMÜZÜ İSPAT ETTİK...
İzmir Armutlu beldesinde, ANAP’ın 800 oyla birinci geldiği seçimde, ilk defa bir parti Türkiye Komünist Partisi adıyla seçime girdi ve 33 oy aldı. Genel Başkan Aydemir Güler, TKP’yi anlattı

     DERYA SAZAK

Geçen hafta Armutlu’da yapılan seçimde bir ilk yaşandı, Türkiye Komünist Partisi (TKP) olarak sandığa gittiniz ve 33 oy aldınız, TKP adıyla parti kurmak yasak değil miydi? Komünist partinin seçimde şansını denemesi nasıl bir şey?
     Armutlu’da yaşadığımız seçime ben kendi payıma biraz meşruiyet mücadelesi açısından bakıyorum, Türkiye’de komünist parti yasağı yıllarca uygulanmış, şu anda Siyasi Partiler Kanunu’na göre komünist adıyla parti kurulması yasak; şimdi bu alanda yürütülen mücadele açısından bakıldığında seçimlere katılmak çok önemli bir kazanım.
     
Nasıl katıldınız, yanılmıyorsam Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın bir uyarısı vardı... Kapatma istemi miydi?
     Hayır kapatma davası yok. Başsavcı, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. TKP adının değiştirilmesi doğrultusunda, ihtar verilmesini istedi. Mahkeme de bu talebi kabul etti. 6 aylık süremiz var isim değişikliği konusunda. Mesele sadece bir kanun maddesi değil. Türkiye’de eğer kitleler nezdinde komünizm bir meşru siyasi akım olarak algılanırsa bunun hukuken kapatılması da pek mümkün olmayacaktır diye düşünüyorum. O açıdan seçime katılmak bir siyasi parti için genel anlamda her zaman bir rüşt ispatı, meşruiyet kaynağı. Armutlu özel bir anlam taşıyordu.
     
     Armutlu sol fikirlerle tanıştı
Batı demokrasilerinde komünist partiler var, bunlar seçime girerler, Paris örneğindeki gibi yerel yönetimleri kazanırlar ama Türkiye’de bu alışılmış bir şey değil. Türkiye’de bir KP deyince akla ‘seçimsiz iktidar’ gelir.
     Ama hiç sokulmadı ki...
     
Komünizm denilince akla devrim ya da ihtilal geliyor. Armutlu’da aldığınız oy sadece 33... TKP’nin seçimle işbaşına geleceğine gerçekten inanıyor musunuz, yoksa bu platonik bir şey mi?
     Açıkçası ben bir Marksist olarak seçime katılmayı, seçim platformunu değerlendirmeyi, kitlelerden oy istemeyi reddeden bir komünist pratik olduğuna hiç rastlamadım. Türkiye’deki problem bence tam tersine, komünist hareket meşru siyaset plaftormunun ve hukuki araçların hep dışına itilmiş.
     
Armutlu’da seçmenin karşısına nasıl çıktınız? ‘Ben komünist parti başkanıyım’ diye mi başlıyorsunuz söze...
     Elbette, şimdi Armutlu’da görülen şuydu: İnsanlar öyle sol fikirlerle tanışmamış. Büyük çoğunluğu tarımda çalışan, köylü olan insanlar. Bakıyorlardı, ‘ha evet siz de komünistsiniz, peki siz ne diyorsunuz’ diye dinliyorlardı... Başka siyasi partiler karşısında bizi daha az meşru saymak gibi bir yaklaşım kesinlikle yoktu. Benim katıldığım toplantı Armutlu meydanında bir saate yakın sürdü.
     
Ne anlattınız, Türkiye’nin bugünkü sorunlarını mı?
     Bizim anlatmamızın ötesinde, onlar bize içlerini döktüler. Ortada yalan üzerine kurulu bir hayat var. Şunu söyledim: ‘Yalan üzerine bir dünyanın kurulu olmasından, arkadaşlar siz de sorumlusunuz.’ Armutlu’da 6 ay önce kurulan telefon santralının bir daha açılışı yapıldı, yok işte lokmalar kaynatıldı, hediye paketleri dağıtıldı falan, filan.
     
Türkiye’nin gidişatıyla ilgili yalanlar da var.
     Evet bizim dediğimiz, bu yalan dünyasında yaşamak istemiyorsan, kaderini kendi ellerine alman mümkündür; sen buna mahkum değilsin.
     
     TKP’ye yönelik taciz olmadı
Sonuçta size 33 oy çıktı değil mi? 800 dolayında oyla kazandı ANAP seçimi...
     Ama bu bile müthiş bir şey, çünkü 33 kişi ben TKP’ye oy vereceğim dedi, yerel parametrelerin rol oynadığı bir seçimde yüzde 1’e yakın oy almak başarıdır.
     
Seçimde TKP’ye yönelik bir taciz oldu mu, sivil polis, jandarma gibi...
     Yok hayır, önemli bir şey olmadı. Oradaki makamlar TKP’nin seçime girme hakkı olduğunu biliyorlardı.
     
TKP adını nasıl aldınız? Eski TKP, 1980’lere dek yurtdışında faaliyet gösteriyordu. Özal döneminde son yöneticiler Kutlu - Sargın Türkiye’ye döndüler ve bir süre hapiste yattıktan sonra serbest kaldılar. Siz TKP geleneğinin devamı mısınız?
     TKP adını, geçtiğimiz kasımda Sosyalist İktidar Partisi olağanüstü kongresinde aldık. 1992’den bu yana SİP adıyla faaliyetteydik ve 1999 seçimlerine katılmıştık.
     
     Zemin sola elverişli
Berlin Duvarı’nın yıkılması ve Sovyetler’in dağılmasıyla komünizm ölmedi mi? Güçlü bir küreselleşme rüzgarı esiyor on yıldır. KP biraz nostaljik ve marjinal kaçmıyor mu? TKP, eski ütopyayı nasıl canlandıracak?
     Komünist hareketin geçmişi itibariyle, 70 küsur yıllık sosyalizm deneyimi var, onun bir toplumsal pratiği var. Ben komünizmin demode hatta çağdışı kabul edildiği 1990’lardaki atmosferin dünyadaki etkisini kaybettiğini düşünüyorum.
     Bugünkü durum yenilgi sonrasında yaşanan geçici bir sendromdur. Yenilgiye uğrayan bir hareket, mutlaka kendisini biraz aceleci, telaş içinde gözden geçirme ihtiyacı duyar ve karşı uca doğru bir savrulma yaşar. 90’lı yıllar bana kalırsa biraz böyle geçti.
     
2000’lerde manzara nasıl?
     Fransa’daki son seçimlerde Fransız Komünist Partisi çok ağır bir gerileme yaşadı. Gerilemenin, fazla ortodoks olmasından değil komünizmden kopmasından ve sosyal demokratlaşmasından kaynaklandığını düşünüyorum. O kadar komünist değerlerden uzak düştüler ki, aslı var yani Sosyalist Parti varken niye KP’nin bir cazibesi olsun ki.
     
Türkiye pratiğinde ne görüyorsunuz?
     Sadece Türkiye’de değil dünyada da konjonktürün yeniden bir yüzü komünizme dönük bir solculaşma için çok elverişli olduğunu düşünüyorum. 1990’lı yıllar başlarken yani sosyalizm bir faktör olarak devreden çıktığında dünyaya barış gelecek, toplumlar daha özgür ve mutlu olacaktı. İkisi de olmadı. Platonik kaldığımızı düşünmüyorum.
     
Komünizm ölmedi mi?
     Bedelleri çok ağır olan bir yenilgi yaşadık.
     
Yıkılmadık ayaktayız, diyorsunuz.
     İsterseniz TKP tarihine geri dönelim. Biz Türkiye işçi sınıfı adına verilmiş mücadelelerin hepsini sahipleniyoruz. Bu, eleştirilecek hiçbir şey yok anlamına gelmiyor. Hataları biz kendi hatamız sayıyoruz. Bu bakışın içine biz sadece eski Türkiye Komünist Partisi’ni değil ama Türkiye İşçi Partisi’ni, partili olmayan deneyleri, Deniz Gezmiş’leri, Mahir Çayan’ları da katıyoruz.
     
     TKP ithal değildi
Eski TKP’ye yöneltilen en büyük suçlama Moskova’nın gölgesinde olmasıydı. TKP sonuçta merkezi dışarıda, illegal bir partiydi.
     Eski TKP’ye yöneltilen bir eleştiri, ya da suçlamadır ama, bu da şuna benziyor. Devlet diyor ki: ‘Ben seni bu ülkeye sokmayacağım.’ Yurtdışında faaliyet göstermesi o koşullarda kaçınılmazdı. Ne yapsın? Ben eski TKP’nin de ayaklarını Türkiye’ye basan bir siyasi hareket olduğunu düşünüyorum ithal bir hareket değildi.
     
Sizin genel merkeziniz Ankara’da...
     Evet, eskiden ‘komünistler Moskova’ya denirdi şimdi öyle bir sloganın muhatabı olamayız.
     
Artık kapitalistler gidiyor Moskova’ya, orada yatırım yapıyorlar; Rusya da NATO’ya girecek. Biraz da Türkiye’de merkez sağ ve solu konuşalım.
     Solun yakın geçmişinde iki yenilgi var: Birisi, Sovyetler Birliği’nin çözülmesi ve bunun öncesinde Türkiye için 12 Eylül var. 12 Eylül, çok ağır bir yenilgi. Darbe esasen sola karşı yapılmıştı. Türkiye’de sol bir daha kafasını kaldıramaz diye 12 Eylül mesajı verildi ve o mesaj Sovyetler’in çözülmesiyle çok güçlendirildi. Zannediyorum sosyal demokratlar Türkiye’de buna inandılar. Sol deyince özgürlük, barış olacak, eşitlik olacak, kaba milliyetçi çağrışımlar olmayacak. Savaş karşıtlığı olacak. Türkiye’de sosyal demokrasi bunlardan uzaklaşıyor. Solda çok büyüyen bir boşluk olduğuna inanıyorum. Bugünkü zemin, eşitsizliğe karşı mücadeleyi ben temsil ediyorum diyen bir sola davetiyedir. Türkiye’de bu yapılmıyor.
     
Solda merkeze gelmeye çalışıyorlar yani sağdan oy bekleniyor.
     Evet tam öyle, şimdi eğer diyorlarsa ki Türkiye’de seçmen tabanı sağda, oy almak için kitle desteği bulmak için oraya yönlenmemiz lazım bence büyük bir hata yapıyorlar. Öbür tarafta sol boş kalmaya devam ediyor.
     
Kürtlük değil emekçilik esas
Soldan kaçan oylar varoşlarda siyasal İslama kaydı.
     1990’larda İslamcı partilerin aşırı şişkinleştiğini gördük. Türkiye’nin kentleşme düzeyi, modern sınıfların oluşumu, sanayileşmesine rağmen bu çapta bir dinci hareket bence doğal değildir. Solun boşaltılması dolayısıyla çaresiz, rehbersiz kalan bir yoksul emekçi tabanının kaydığını gördük. Ben o sol potansiyelin çok yapısal olduğunu düşünüyorum ama dediğim gibi rehbersizdir, yönsüzdür, umutsuzdur, çaresiz hissetmektedir kendini.
     
HADEP’i nasıl değerlendiriyorsunuz, sizin Kürt sorununa bakışınız nasıl?
     Başka siyasi akımlar için tartışamam ama eğer işçi sınıfı hareketi olarak komünistler kendilerini tarif edecekse biz kendimizi ulusal, dinsel, etnik kökenlere göre tasnif edemeyiz. Biz bir sınıfsal kimliğe göre tasnif yapmak durumundayız. Ben bunun son derece birleştirici olacağını düşünüyorum. Şimdi Türkiye’de Kürtlerin karşısına birleşme diye çıkan bütün siyasi akımlar aslında siz Kürtlüğünüzü unutun, o kimliğinizi kaldırın atın ve bize gelin demiş oluyor. Ben komünist hareketin bu açıdan bir ayrıcalığı olduğunu düşünüyorum. Kürtlüğünü sonuna kadar koruyabilirsin ama yeter ki emekçi olduğunu esas al.
     
     Psikolojik sınırı geçtik
TKP olarak genel seçime katılacak mısınız?
     Ben Armutlu’nun psikolojik eşik olduğunu düşünüyorum. TKP bence o sınıfın içine girmiştir.
     
Seçime girince siz de mevcutlardan, düzen partilerinden biri haline geliyorsunuz tılsımınız, büyünüz bozulmuş olmuyor mu?
     Yok, bizim söyleyecek gerçekten çok sözümüz var. Ama biz sadece seçime endeksli bir parti değiliz. Türkiye’de Özal’dan bu yana tıkızlaşan siyaset yapısı artık çözüm üretemiyor. Türkiye’nin toplumsal yapısı öyle bir patladı ki bir türlü dengeye gelmiyor. İstikrar olsun diye yüzde 10 baraj konulmuş kimse geçemiyor. Büyük bir fiyaskodur. Şimdi ben Türkiye’de düzenin mevcut kurumları, belli başlı siyasi akımları çerçevesinde herhangi bir reçetenin bulunmadığını, kimsenin cebinde bir reçete saklamadığını, herkesin çaresizliği paylaştığını düşünüyorum. Bu çaresizlikten ortaya çıkan ilginç bir sonuç var. Türkiye kapitalizmi bütün geleceğini Avrupa’ya bağlıyor, bütün çareler orada aranıyor.
     
Nazım Hikmet playboy değil
AB üyeliğine karşı mısınız?
     TKP, Türkiye’nin AB’ye girmesine karşıdır. Bakın Türkiye’de aslında tartışılan demokratikleşme değil. AB üyeliği ve onun bir yan unsuru olarak demokratikleşme tartışılıyor. Tablo tamamen baş aşağı duruyor. Bu şekilde yol alınamaz. Türkiye’de mevcut düzenin bütün parametrelerinin, tartışma başlıklarının, bütün çözüm kanallarının AB sürecine endekslenmesiyle tıkanma halinin devam edeceğini düşünüyorum. Ondan sonra kartlar yeniden karılacak. Türkiye siyaseti yeniden yapılanacak. Kartların yeniden dağıtıldığı momentte şu son 20 - 30 yılla karşılaştırılamayacak ölçüde güçlü bir sol kanadı olacağını düşünüyorum Türkiye siyasetinin.
     
     Komünizm bela değildir
Komünizme bakış değişti mi?
     Biraz önce komünizmin bir meşru akım olarak algılandığını söylemiştim. ‘Komünizm çok kötü bir şeydir, öcüdür, beladır, bütün kötülükler oradan gelir’ görüşü inandırıcılığını kaybetti. Türkiye siyasetinin bugün ortaya çıkardığı tabloda çok ciddi problemler var: Aşırı büyümüş bir dinci, gerici hareket, aşırı büyümüş bir faşist hareket var. Diğer dejenerasyonları saymıyorum, işte hortumculuk gibi. Sola karşı önlem alalım derken Türkiye toplumunu böyle bir yere taşıdılar.
     
Bunda da en büyük günah 12 Eylül’ün.
     Mutlaka.
     
Nazım Hikmet’le ilgili kutlamalara ne diyorsunuz?
     Nazım Hikmet Türkiye solunun çok önemli simgesidir. Sadece komünistleri çağrıştırmaz, topluma mal olmuştur. Başka komünist figürlere benzemez. Biz, geçen yıl 500 bine yakın imzayı Başbakanlığa teslim ettik, isteseydik 5 milyon da olurdu, orada Nazım Hikmet’in TC vatandaşlığına iadesini talep ediyorduk. Türkiye’yi yönetenler Nazım’la ilgili ne yapacaklarını bilemiyorlar? Belirsizlik sürüyor. Nazım Hikmet’in aşkları çok olabilir ama Nazım’ı bir playboya çeviremezsiniz.
     



 SİYASET


SOHBET ODASI
DSP’den Ecevit’e 15 gün geciken vefa
Derviş’e davet yolda
Mumcu’dan özeleştiri
Bahçeli’ye protesto


 SAYFA BAŞI 




© 2002 Milliyet