20 Mayıs 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Yeter! Çocukları delirtmeyin efendiler

Kendi aralarında düzenledikleri "bayağılık müsabakaları" yetmiyormuş gibi çocukların dünyasına da bulaşıyor büyükler. Bulaşıyorlar. Kendilerini çocuklara bulaştırıyor yetişkinler; büyüklük iktidarlarının kırbacını pervasızca şaklatıyorlar

     Fonda korkunç, çok korkunç bir gerilim müziği. Geride, yüzleri karanlıkta ürkütücü biçimde yarım yamalaklaşan "Büyük Ebeveyn Mahkemesi". Sahnede, çocuklara "Furkan Bey, Selin Hanım" diye hitap ederek gerilimi bir şakaya dönüştürmeye çalışan sunucu. Çocuklar iki ateş arasında, sahnede. Arkalarında beklentiler yığınıyla üstlerine çullanmış yetişkinler, önlerinde sorgu ışıklarına benzeyen sahne aydınlığı. Köşeye sıkıştırılmışlar, tuzağa düşmüşler. Ne akıllı maymunlar olduklarını kanıtlamak zorundalar. Ağlamak yok! Büyüklerin onlar için kurdukları bu korku bahçesinde gösterinin sonuna kadar debelenecekler. Show TV’deki "Zekâ Küpü" programında, gösteri toplumunun onlar için kurduğu, onların boyuna göre "dizayn" edilmiş mini işkence tezgâhından geçecekler. Kazanan rahatlıyor gitgide, küçük küçük şımarıyor. Diğerlerinin alt dudağı düşüyor, yanakları çürüyor. Kimin haddine bir çocuğun kalbini bir anlığına bile olsa ezik bırakmak? Hangi cüretle bir çocuğun gözlerini kırar büyükler? Kendi aralarında insanlığın ucuz oyunlarını, bayağılık müsabakalarını düzenledikleri yetmiyormuş gibi çocukların dünyasına hangi cesaretle bulaşırlar? Bulaşıyorlar. Kendilerini çocuklara bulaştırıyor büyükler. Sanki bir daha nasıl olsa bu korku bahçesine dönmeyeceklerini bildikleri için küstahlaşıyorlar.
     
Zor sorular diyarı
     Büyüklük iktidarının kırbacını pervasız şaklatıyorlar: "Eğlendir bizi çocuk! Soruları bil, şaşırt bizi! Oyna küçük maymun! Oyna!"
     Kaç "yetişkin" biliyor Türkiye’nin en kısa sınırının hangi komşu ülkeyle olduğunu? Suudi Arabistan para birimini? "Rekolte" sözcüğünün anlamını kaç kişi bilir? Ya da kaç kişi rekolteyi "dekolte" zannedecektir şimdi sorsak? "Zekâ Küpü" programının en kolay soruları bunlar. Gerçekten en kolayları. Ödül ne peki? Disneyland’a gitmek! Artık öyle bedava oyun oynamak yok yani, bedeli ezik kalplerle, kırık bakışlarla ödenecek. Sadece kazanan oynayacak, kaybeden... Arkadaki "Büyük Ebeveyn Mahkemesi"nin ezici bakışlarıyla hüküm giyecek. Büyükler ise mankafa yarışmalarla on kat daha kolay soruları bilemediklerinde onlara "Yarışma heyecanıdır" denecek. Büyükler, işkencenin büyüğünü, her ne olursa olsun büyükler camiasına karşı çaresiz kalmış çocuklara yapacak.
     
Çocukların tarafını tutmak
     Ey yetişkin! Hatırlıyor musun arka sıralarda oturan çocukları? Belki sen de onlardan biriydin. Öğretmen en öndeki sevgili "çalışkanlarıyla" şakalaşırken, kendi başarısının kanıtı olduğu için eliyle onları kutsarken, diğerlerinin yenilginin ezikliğiyle silikleştiğini hatırlıyor musun? Onların baştan suçlu olduğunu, öndekilerin çoraplarının her nasılsa hep lekesiz kaldığını... Sen öndeki çocuklardan biri olsan bile, seni yukarılara taşısa bile bu ucuz düzenek, öfkelenmişsindir belki öğretmene, iktidara. Bu adaletsizlik seni "kazanan" yapsa bile kaybeden diye bir şeyin var olmasına üzülmüşsündür. Bu yüzden sevmemişsindir yarışmaları, seni kazanan yapsa bile kaybedenler olduğu için. Birilerinin yenik duruma düşmesine suç ortaklığı ettiğini görmemek için girmemişsindir yarışmalara. İçin almamıştır. Nedenini bilmesen de miden bulanmıştır ortalığı kaplayan o hırstan. Televizyondaki yarışmada bütün bunları hisseden ama henüz bu sözcükleri bilmedikleri için kendilerini savunamayan çocukların ağlamak üzere duran gözleri vardı. Hepsinin yüzünden belliydi bütün bu oyunda bir yanlışlık olduğunu anladıkları. Ama bu sözcükleri bilmedikleri için... Aslında büyükler, çocukların birtakım sözcükleri bilmemelerinden yararlanırlar hep. "Akranına çatmaz" iktidar. Haydi bakalım o zaman! Ben de onlar adına konuşuyorum şimdi:
     Yeter! Çocukları delirtmeyin efendiler!
     
     ecetem@hotmail.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İçtihat kapısı açıldı

Çetin ALTAN
Kim nedir bilinemez ki...

Fikret BİLA
DSP’nin mesajı

Hurşit GÜNEŞ
Tetikleme Başbakan’dan geldi

Tuncay ÖZKAN
Komplo itirafçısı polis ajanı mı?

Mustafa ÖZYÜREK
Vergilenmede enflasyonun etkisi giderilecek

Hasan PULUR
Biri Ankara’dan Biri de İsveç’ten... İki açıklama...

Derya SAZAK
Baykal, DSP, Derviş

Ece TEMELKURAN
Yeter! Çocukları delirtmeyin efendiler

Osman ULAGAY
Dar alanda siyasete heves eden çok ama

Güngör URAS
Ecevit koltukta otururken de "başbakanlık" yapmıyordu ki

© 2002 Milliyet