
|


"İnleyen Nağmeler" kitap oldu
Radikal İki yazarı, Best FM programcısı Arzu Çağlan birbirine zıt iki dünyasını birleştirdi. Programının adını gazetedeki yazılarını topladığı ilk kitabına verdi
MEFARET AKTAŞ
Best FM müzik direktörü, aynı radyoda "İnleyen Nağmeler" adlı çok dinlenen programın yapımcısı ve aynı zamanda Radikal İki yazarı Arzu Çağlan iki ayrı hayatı tek bir bedende gayet başarıyla yaşıyor. Üstelik onunla ilk tanıştığınızda da bu hayatların nasıl da her zaman sınırlarını bildiklerini, birbirlerini hiç rahatsız etmediklerini hemen anlıyorsunuz. Mesela evindeki CD raflarında Pearl Jam albümünün hemen yanında Müslüm Gürses’i duruyor. Hadi onu geçelim. Müslüm Baba bazen moda da oluyor ama mesela Atilla Taş da durabiliyor o muhteşem "Ten" albümünün yanında. Ve onlar orada duruyorsa Arzu da onları zaten seviyor oluyor.
Radikal okurları onu komik / entelektüel / çok yönlü pop müzik izlenim yazılarıyla tanıyor. Best FM dinleyenler ise yine komik, yine çok yönlü Arzu Çağlan’ı tanıyorlar. Hatta "İnleyen Nağmeler" programı ülkenin en çok dinlenen radyo programlarından biri. Ama iki gruptan okuyucu ve dinleyicilerinin pek çoğunun Arzu’nun diğer hayatından haberi bile yok.
Basın yayın mezunu, uzun yıllardır radyocu, gazete yazarlığı biraz daha yeni. Bazen hayatında uzun molalar alıyor. Bir-iki sene Londra’da, bir-iki sene New York’ta yaşayıp en sonunda yine İstanbul’a dönüyor. Şu sıralar kafasına Japonya’yı takmış ama çok pahalı ya daha gidemiyor. Şimdi onun bir de kitabı çıktı. Radikal ve Gazete Pazar’daki pop müzik yazılarını topladı kitabında.
Neden kitapta yalnızca sizin, Teoman’ın, Müslüm Gürses’in ve bir inek fotoğrafı var?
Benim fotoğrafım olsun istedim. Dinleyicilerim alacak ya bu kitabı. Onların hepsi hatıra resmi saklamayı çok seviyorlar. Teoman’la Müslüm Gürses de iki farklı dönemi temsil ediyor. Teoman’dan Gürses’e kadar olanlar Radikal’de yazdıklarım, sonrası Gazete Pazar, Radikal’in ilk dönemleri, New York yazılarıma geçerken de bir tane inek resmi var. O da yazıların birinde geçen inek.
New York’taki moda akımlarını da takip ediyorsunuz, İsmail Türüt’ün göbeğini de, bilimkurgu romanlarını da... Radikal’de dalga geçtiğiniz popçuları, Best FM’deki programda konuk ediyor, dalga geçtiğiniz özelliklerine çok zaman katlanmak zorunda kalıyorsunuz. Bu kişilik bölünmesine neden olmuyor mu?
Ben 1966’lıyım. Benimle aynı zamanlarda doğan arkadaşlarımda hep bu merak var. Benzer eğitimler, benzer dergiler, benzer televizyon dizileriyle büyüyoruz. Seçenekler sınırlı. Sende kendine bir dünya kurup onun içinde yaşamaya başlıyorsun. Yani ben Jules Verne’i de, Sartre’ı da merak ediyordum. Bir çok insan Radikal’deki ve Best FM’dekinin aynı Arzu olduğunu öğrenince şaşırıyor.
Bir tarafınız nasıl alaturka kalıyor hep?
Radyoda Türkçe müzik çalıyoruz ya. Ben mesela Fatih Özgüven gibi bir yazar olamam hiç. Çünkü hep bir alaturka tarafımın olması lazım. O iniş çıkışı, alaturkalığı da aşklar ortaya çıkarıyor. Ve ayrılıktan sonraki o hüzün, alaturkalık da benim programıma çok güzel yansıyor. Herkesin aksine ben en üzgün olduğum dönemlerde çok iyi program yaparım. Ne zaman sevgilim var, mutluyum, program dibe vuruyor. Bu garip denge var ya beni çıldırtıyor. İyi radyocu olmak için ben hayat boyu mutsuz mu olacağım? Şey gibi ya, Sezen Aksu aşktaki mutsuzluklarından çok güzel şarkılar çıkarıyor ya hep, ben de mutsuzken o şarkıları çalıyorum!
ANAP’ın kampanyası! Bu kitapta iki-üç tane de aşkla ilgili kısa yazılar var. Ben en çok onlardan etkilendim. Onları neden kitap yapmadınız?
O yazılardan o kadar çok var ki. Bunu ilk defa birisi söylüyor. Ben o yazıları bile koyarken tereddüt ettim. Çok "olmuş" gelmemişlerdi. Ama bir romanım var benim, Londra’da geçiyor. Yayınevi onu da basmak istiyor.
Radyoda diliniz daha sivri. Peki hakkında konuştuğunuz popçular, politikacılar size en çok ne kadar kızdılar?
Çook. "Sanat camiası"nın tavrı hemen patronumu aramak. Bir kere ANAP’la çok acayip bir olayımız oldu. Ama benim dediğim bir şey yüzünden değil. Gerçekten ben değildim. "ANAP’tan adam çıkmaz, bunlar geri zekalı mı?", birisi öyle bir şey demiş. Zaten ben onu demeyecek kadar akıllıyım. Diyecek olsam da usturubuyla derim. Sonra ANAP’lılar, bütün kadın kolları falan acayip bir imza kampanyası başlattılar. Hiç tanımadığın insanlar senin hakkında imza kampanyası düzenliyor. "Biz Atatürkçü kadınlarız, Arzu Çağlan’ı reddediyoruz." Ne demek ki bu? Çok fena bir şey. Fakslar, hakaretler... Melih Aşık, Yalçın Bayer bunu köşelerinde yazdılar. Sonra kırmızı bir demet gül yollayıp özür dilediler. Ama ben çok kırıldım.
En zoru Muazzez Ersoy’la röportaj yapmak; fantezicilerle konuşurken de gerginlik oluyor En zor röportajınız hangisiydi?
Muazzez Ersoy. Çok kısa cümlelerle konuşuyor, sevmiyor konuşmayı. Onunla yazmak için röportaj yapmak kabus. En güzeli radyo programına çağırıp şarkı söyleteceksin ona. Yeni popçular, Gökhan Özen de öyle. Dikkati hep dağınık, ortaya fikir atmıyor, kendisiyle ilgili hiçbir şeyi anlatmıyor. "Zaten benim hayatım müzik" diyor o da beni en öldüren cevap.
En eğlencelisi?
Banu Alkan tabii. Onun dışında Nilüfer ve Sertab Erener’le konuşabiliyorum güzel güzel. En çok fantezi / alaturka söyleyenlerle konuşurken gerginlik oluyor. Pop ya da rock’çılar iyi kötü eğitim almış insanlar. Fanteziciler basını kafalarında kategorize ediyor. Bu ünlü radyocu, bu gazeteci, bu daha az ünlü diye ama yanlış sınıflandırıyor. Bu da bir gerilim doğuruyor. Bir şeyi hiç unutamıyorum. Çok ünlü biriyle bir röportaj yaptım. Röportaj boyunca canım, cicim, çok kibar. Bir de her şeyi abartırlar ya. Sonra bir şey oldu yan yana beklememiz lazım sonrasında. Çantasından galeta gibi bir şey çıkardı. Normalde "Alır mısın?" dersin di mi? Demedi biliyor musun? Ben buna acayip bozuldum. Öyle kaldı kafamın içinde.
En çok hangi yazınızı seviyorsunuz?
Ya ben en çok severek Müslüm Gürses’i yazmıştım. Çok seviyorum onu. Fanatiğim. Odamda her yerde resimleri var.
CUMARTESİ


"Şarkı sözlerim On Emir değil ki!"
Örümcek kızın öpücüğü
"Dünya hormona doydu"
"Hanginiz Athena?" demeyin artık!
Urla’da 2 bin 600 yıllık zeytinyağı imalathanesi
"İnleyen Nağmeler" kitap oldu
Ressamın gözüyle "Yeniden İstanbul"
Roxy Müzik Günleri’nde finale doğru
Pudranın hikayesi
Haftanın Buluşma Noktaları
Ne var, ne yok?
Aranıyor
"Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın"
Seymen’i tiki tipler aklıyor!
SAYFA BAŞI

|
|

|