23 Mayıs 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Festival cennet gibi

13. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde ilk beş günde ağırlık "Hashirigaki" hariç yerli yapımlarda. Festival direktörü Dikmen Gürün ile programa kuşbakışı yaptık.

     ILGIN KÜREKÇİOĞLU

     Dikmen Gürün ile festival yapımlarını konuşurken önceliği yeni yapımlara verdik. "Benerci Kendini Neden Öldürdü?", "Ben Ruhi Bey Nasılım?" ya da "Ermişler ve Günahkârlar" gibi program dahilinde yer alan ancak kendini duyurmuş işleri en az diğerleri kadar ilgi çekici olmalarına rağmen sohbet dışı tuttuk. Keza yenilenmesine rağmen "Seyahatname 2002öyi de öyle. Malum, yerimiz dar!
     
     "Hashirigaki" ve "Bedenler" büyük yapımlar...
     Gerthrude Stein’ın metninden yola çıkılarak hazırlanan "Hashirigaki", üç farklı kültürden, üç kadını bir araya getiriyor. "Bedenler" ise izleyeni çarpacak türden bir yapım. Koreograf Sacha Walts, son derece sert, vurucu bir beden dili kullanıyor. Sacha Waltz’ın bir de workshop’u olacak. İki gün sürecek ve sadece profesyonel dansçılarla çalışılacak.
     
     Açılış Genco Erkal’ın elinden bir Nâzım Hikmet projesiyle yapılıyor ve sadece kadınlar çıkıyor sahneye.
     Yıldız Kenter’den Zeliha Berksoy’a, Jülide Kural’a kadar tiyatromuzun çok önemli kadın oyuncularının Nâzım metinlerini yorumladığı bir yapım. Burada kesinlikle Nâzım Hikmet ve kadınları meselesi söz konusu değil. Hoş bir kuşaklar buluşması var.
     
     Kumpanya, festival boyunca farklı mekânlarda oynayacak son derece çağdaş bir işle festival programında.
     Sekiz ayrı açık alanda toplam 16 defa oynanacak bir proje hazırladılar. İlk kez böyle bir çalışma yapılıyor. Metni Aslı Mertan yazmış. Yönetim - konsept ise Naz Erayda’ya ait. Aniden başlayan, aniden biten, nedeni bilinmeyen, konusu anlaşılmayan, hikâyesi olmayan bir kavganın izlenme hali üzerine kısa bir oyun.
     
     Tiyatro Oyunevi de prömiyerini yaptığı "Unutmak" adlı oyunla katılıyor programa.
     Dört Fransız yazarın oyunlarından yola çıkarak "Unutmak" adıyla politik yanı ağırlıklı bir oyun yapmış Mahir Günşiray. İktidar, şiddet ve ikna teknikleri üzerine bir yapım. Oyunu bir sempozyum destekleyecek: "Unutmaya Karşı Tiyatro". 1996’daki orijinal projede yer alan yazarlar ile Zeynep Sayın, Ferda Keskin, Ali Akay, Hüseyin Karabey, Ahmet Soysal, Mahir Günşiray gibi isimler sempozyuma katılacaklar.
     
     Bu yılki ortak yapımlar arasında Delphi Kültür Merkezi ve Stüdyo Oyuncuları ile birlikte yaptığınız "Oidipus Nerede?" için neler söylersiniz?
     Sophokles’in "Kral Oidipus" trajedisinden tasarlanan çalışma, oyuncuların hareketi ve ışıklarla kurulan bir puzzle. Bizden sonra Delphi’deki Antik Oyunlar Festivali’nde oynayacak. Ki bu çok önemli çünkü bu yılki festival Atina Olimpiyatları kapsamında yapılıyor.
     
     Emre Koyuncuoğlu, yeni ‘uçlar tiyatrosu’ olarak görülen ve ‘yeni yazın’a örnek gösterilen Sarah Kane’in "Kıvranış"ını festival projesi haline getirmiş.
     Sarah Kane, bir süredir dikkatimi çeken bir yazardı. Rahatsız edici bir dili var ama aynı zamanda son derece duyarlı. "Kıvranış", "Tutku" ve "Psikoz 4.48" adlı iki bölümden oluşuyor.
     
     Vakfın 30. yılı için Fransa’dan bir sokak tiyatrosu geliyor.
     Plasticiens Volants, hem Barcelona hem Sidney Olimpiyat gösterilerinde yer almış, çok önemli bir topluluk. Şimdi de 2004 Atina Olimpiyatları için "Mediterrene" diye bir proje hazırlıyorlar.
     
     İngiltere’den gelen Shakespeare yorumunda sadece erkekler çıkacakmış sahneye.
     "Gülün Öfkesi", Shakespeare’in üç bölümlük "VI.Henryösini toplam beş saatlik iki ayrı bölüm halinde yorumlayan taze bir yapım. Seyirci kendini her iki bölümü de izlemek durumunda hissetmeyecek. İki ayrı günde oynatıyoruz, üçüncü gün ikisini birden izlemek isteyen seyirci için de bir seçenek olacak. "VI. Henry", Türkiye’de ilk kez sahnelenecek.
     
     Sonunda The Wooster Group’u da getirmeyi başardınız. Üstelik Willem Dafoe ve Francis McDormand gibi iki büyük isimle birlikte.
     Francis McDormand, The Wooster Group ile birlikte burada olamayacak ama Willem Dafoe zaten yeterince önemli bir isim. Zaten bu topluluğun özelliği de oyuncularından çok genel tavrı. Wooster, postmodern bir topluluk olarak öne çıkıyor. Elizabeth LeCompte, ele aldığı her metinde yapı bozum üzerinde çalışan bir yönetmen. Çehov, Eugene O’Neill ya da Tenesse Williams, hatta Gerthrude Stein gibi yazarlardan yola çıkarak metinler üzerinde alışılmadık biçimde çalışıyor. Grubun tarzı açısından video ve ses enstelasyonları çok önemli.
     
     Gelecek yıl festival olmayacak, değil mi?
     Festival olamayacak ama Pina Bausch, İstanbul için hazırlayacağı özel proje ile Almanya prömiyerinden hemen sonra İstanbul’a gelecek. Kendisinin böyle bir adeti var. Kent projelerinin prömiyerini mutlaka önce kendi sahnesinde yapıyor sonra ait olduğu kente götürüyor.
     
     
     Festivalde ilk beş gün
•  "Nâzım’a Armağan",18 - 19 Mayıs Cumartesi, Rumeli Hisarı, 20.30
•  "Yine Ne Oldu?", farklı mekânlarda her gün 19.30
•  "Unutmak", 19 - 20 Mayıs, 20.30 / 21 Mayıs 18.30, Aziz Nesin Sahnesi
•  "Hashirigaki", 21 - 22 Mayıs, AKM Büyük Salon, 20.30
•  "Oidipus Nerede?", 22 - 23 Mayıs, Muhsin Ertuğrul Sahnesi, 20.30
•  "Ermişler ve Günahkârlar", 22 - 23 Mayıs, Oyun Atölyesi Sahnesi, 20.30
     
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Yıldızların altında aşk
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Festival cennet gibi
"Amerika’yı yeniden keşfetmek istiyorum"
Bilimkurgu varoluşa cevap arıyor!
Sait Faik Ödülü’nde tartışma
Aborijin sanatı borsada
Huysuz kadın tatlıdır
75 milyonluk ülkede 18 kişi
Kendini arayan ozan
Günaydın hüzün
Bir amatör Türk korosu
Türk fotoğrafının oto-portresi
İşlevsiz aile trajedisi
Türk Cannes Cannes
Çılgınca sevişmeli ama...
"Sesli köşe yazarıyım!"
Anadolulu insan figürleri
Bir ‘uyumsuz tiyatro’ örneği
Geride kalmış türküler
Sahip çıkarak iz bırakmak
En güzel senatör
Çaresiz baba eylemci olursa
Komşudan sürpriz
Öykücüler Ankara’da
Huzursuzluğun gövde gösterileri
Mozart günleri
Yalnızca çalışmak kurtarır
Haftanın albümleri
Kim kukla kim değil?
Hayat atölyesi
RHIZOME ve netsanat
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet