
|

"Sesli köşe yazarıyım!"
Arzu Çağlan’ın Radikal İki’de yayımlanan müzik ve yaşama dair yazıları kitaplaştı. Çağlan, popüler kültür kodlarını kullanarak muhalefet yapabilen üç beş aykırı isimden biri.
ILGIN SÖNMEZ
Size popüler kültür uzmanı mı demek lazım?
Dememek lazım. Sözcük yanlış. İtici geliyor insana. Ama çok irdeliyorum, inceliyorum, popüler kültüre dahil her şey acayip ilgimi çekiyor. Best FM gibi popun merkezi bir yere düşünce de Türkçe pop meselesi tesadüfen devreye girdi. Basbayağı rock kültürünün bir ferdiydim ben.
Kime muhalif demeli?
Gözüne batan ‘ciddi’ yamuklukları ayrımsız söyleme cesaretine sahip herkes muhalif. Cem Yılmaz mesela. "Arabalarım var kardeşim, fakirlik edebiyatı mı yapacağız", derken bile muhalefet ediyor aslında. Ya da ben çıkıp Murathan Mungan’ı, Ahmet Altan’ı sevmiyorum diyebiliyorum. Orhan Pamuk’u çok seviyorum mesela.
Orhan Pamuk’u neden seviyorsunuz da Murathan Mungan’ı sevmiyorsunuz?
Orhan Pamuk ikizler burcu ve çok yakışıklı da ondan!!! Esas neden bu kardeşim! Dilini de seviyorum. Murathan Mungan ve tarzınıysa çok ‘soyut’, buluyorum. Çok entellektüel geliyor bana. Somut şeyleri severim ben. Normal hayatı anlatan yazarları severim!
Ahmet Altan da ‘normal’ hayatı anlatıyor?
O, kadınları yanlış tanıyor. Kadınları anlatmaya çalışan erkekleri sevmem zaten. Çok abartıyorlar. Bizler o kadar abartılacak insanlar değiliz. Derin değiliz. Çiçeklere, böceklere hemen kanıveriyoruz.
Sizde cesaret var. Yazıları topladınız ama öykü - roman ne alemde?
Yazdım Amerika’da ama daha basmayacağız. Çünkü bitmedi! O kadar tembelim ki! Tamamıyla genç kızlar eğlensin, hayata hazırlansın diye yazdım. Çıkınca insanlar Brigitte Jones falan diyecekler ama değil! Bizim değerlerimize göre yazılmış, bestseller denen türden birşey, edebiyatla pek alakası yok! En uzun cümle iki satır. Sabahlara kadar yazıp bitirebilecek kadar yaratıcı değilim. Hem zaten evde Digitürk var. Çılgınlar gibi film izleyebiliyorum!
Kitapta New York yazıları da var. Ne buluyorsunuz orada?
Delilik! Aslında benim şehrim Londra ama şu ara New York oldu. Kendimi hep İngiliz bulmuşumdur. Londra, derli toplu bir şehir, çok zorlamıyor insanı. New York öyle mi! Canına okuyor adamın. Fena halde sosyal olman lazım. Bu pek iyi gelmedi bana aslında. Aşkın peşinden gitmiştim. Kariyerimi bırakmam milleti çılgına çevirdi. Domestik bir hayattı. Spor, kahvaltı, müze, kütüphane derken terk edip döndük tabii. Olmuyormuş!
Neyi beceremediniz?
Halamın bir lafı var, "Salak olmayı beceremiyorsun, o yüzden salaksın," diyor. Tam olarak da bu işte. Adamların anlattıklarını çok önemsiyormuş gibi görünemiyorum. Alttan almak falan lazım. Yapmaya çalıştım ama beceremedim. On yıldır Türkçe müzik çalıyorum. Best FM’e girdikten sonra ‘âşık olmalı’ diyen biri oldum. Şarkılar beynimi yıkadı. Herkesinkini de yıkıyor.
Bir sürü röportaj yaptınız. En çok kimlerden etkilendiniz?
Müslüm Gürses ve Banu Alkan çok dolu. Röportajdan üç gün sonra bile etrafındakilere onları anlatıyorsun. Acayip bir elektrikleri var. Orhan Gencebay da büyük bir arabeskçi ama onda öyle birşey yok! Nilüfer de çok etkileyici. İnanılmaz güveniyor kendine ama bilmiş değil. Kalıp cevaplar verilen röportajları "İnleyen Nağmeler"e almadım. Çünkü o adamdan çıkan yazı da tatsız oluyor. Muazzez Ersoy mesela. Yıldız Tilbe’yi aldım, yazı olarak iyiydi ama soru sorduğun zaman ikisi de "Allah bilir!" diye cevap veriyor!
Bu aralar popüler kültüre katkısı olabilecek bir keşfiniz var mı?
Yeni yok işte ve bu da çok acı! En son Göksel iyiydi. Nil Karaibrahimgil geldi ama dinleyemedim. Ondan biraz ümitliyim. Ece Dorsay’ı da dinleyemedim. Ama oradan birşey çıkacağını pek sanmıyorum. Sound çok eski, 80’ler gibi.
Sizde emeği olan yazarlar kimler?
Perihan Mağden var. Rahatlığından, Türkçe’sinden etkilenmemek mümkün değil. Leman dergisinin yazarları, çizerleri var. Gırgırcı değilim ben Lemancıyım. Erica Jong’dan etkilenmişimdir.
Hangi saatlerde programdasınız?
Haftanın altı günü 10 - 12 arası, Best FM’de İnleyen Nağmeler’deyim. Birinci bölümde daha çok güncel konuları kendi üslûbumla yorumluyorum. İkinci bölümde telefon bağlantıları ve sanat camiasından konuklar giriyor devreye. Daha kakara kikiri! Benim yaptığım sesli köşe yazarlığı aslında.
İnleyen Nağmeler
Arzu Çağlan
Everest Yayınları Deneme Mayıs 2002 327 s. Fiyatı: 8.000.000 TL.
KÜLTÜR & SANAT


Yıldızların altında aşk
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Festival cennet gibi
"Amerika’yı yeniden keşfetmek istiyorum"
Bilimkurgu varoluşa cevap arıyor!
Sait Faik Ödülü’nde tartışma
Aborijin sanatı borsada
Huysuz kadın tatlıdır
75 milyonluk ülkede 18 kişi
Kendini arayan ozan
Günaydın hüzün
Bir amatör Türk korosu
Türk fotoğrafının oto-portresi
İşlevsiz aile trajedisi
Türk Cannes Cannes
Çılgınca sevişmeli ama...
"Sesli köşe yazarıyım!"
Anadolulu insan figürleri
Bir ‘uyumsuz tiyatro’ örneği
Geride kalmış türküler
Sahip çıkarak iz bırakmak
En güzel senatör
Çaresiz baba eylemci olursa
Komşudan sürpriz
Öykücüler Ankara’da
Huzursuzluğun gövde gösterileri
Mozart günleri
Yalnızca çalışmak kurtarır
Haftanın albümleri
Kim kukla kim değil?
Hayat atölyesi
RHIZOME ve netsanat
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|