
|

Sahip çıkarak iz bırakmak
18 - 24 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Müzeler Haftası için Suna - İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi takdir edilir bir örnek. Müze, iki binadan oluşuyor.
YONCA AYAS
Zamanımızı, çalışma gücümüzü nelere, nerelere harcıyoruz hiç düşündünüz mü? Ya da yaşamak denince aklınıza gelen nedir ki? İz bırakmak mı?
Bilmem ki zaman üstüne düşünceleri yoğunlaştıran; bugününe farklı aşamalardan geçerek ulaşmış bu bahçe miydi? Bahçelerin ve mekânların da kaderi vardır gibi geliyor bana; temelleri atılırken yazılan.
Terkedilmiş bir depo - kilise; geleneksel dış sofalı, son günlerini yaşar gibi görünen bir Türk evi; tutku, emek ve özen ile ele alınırsa neyi getirir geçmişten günümüze? Suna - İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi’ni...
Suna İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi, Suna ve İnan Kıraç tarafından harap durumda satın alındıktan sonra, 1993 - 1995 yılları arasında mimar Dr. M. Sinan Genim tarafından onarılan iki binadan oluşuyor. Her iki bina da korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli.
İlk bina geç döneme ait geleneksel dış sofalı Türk evinin iki katlı bir örneği. Bahçenin evin altına doğru sokulmuş taşlık adı verilen her Antalya evinin vazgeçilmez öğesi olan bölümü günlük yaşamın en güzel saatlerini taşıyor. Küçük çakıl taşlarının tatlı kireç harç üstüne tek tek döşenmesiyle oluşan bitkisel ve geometrik bezeli mozaikler, binlerce yıllık geleneğin bir uzantısı. Evin üst kattaki hayata açılan üç odası ahşap çıtalı tavanlar ve kalem işi bezemelerle süslenerek 19. yy.’ın ikinci yarısının Kaleiçi yaşamından kesitlerin özel efektler ile sunulduğu değişik bir etnografya müzesi olarak düzenlenmiş.
Odalarda sırasıyla Kahve İkramı, Damat Traşı, Kına Gecesi gibi Anadolu’da hâlâ süregelen etkinlikler, nağmeler ve konuşmalar eşliğinde gezenlere sunuluyor.
Müze bahçesindeki ikinci bina ise Aya Yorgi adına inşa edilmiş bir Ortodoks Kilisesi. Grek alfabesi ile Türkçe yazılmış yazıtından, eskiden var olan kilisenin 1863 yılında bir onarım gördüğü anlaşılıyor. 1920’li yıllarda cemaatini kaybetmiş olan kilise zamanla özel mülkiyete geçmiş, bazı eklentilerle depo olarak kullanılagelmiş. Kaleiçi’nin anıtsal nitelikli kültür varlıklarından biri olan bu yapı, dikdörtgen planlı, tek hacimli ve üstü tonoz örtülü.
Onarım sonrası, depodan bir sergi salonuna dönüşen kilisede Suna - İnan Kıraç koleksiyonuna ait kültür ve sanat eserleri sergileniyor; konserler kültürel etkinlikler düzenleniyor.
Çin güllerine, yılların şahidi ağaçlara dokunmadan, bahçedeki kuyunun sırlarına saygı duyarak bir nefes bırakılıyor sonsuzluğa. Terkedilmiş bir -depo - kilise; geleneksel dış sofalı son günlerini yaşar gibi görünen bir Türk evi; tutku, emek ve özenle ele alınırsa neyi getirir geçmişten günümüze, bunu kendi gözlerimizle görüyoruz.
KÜLTÜR & SANAT


Yıldızların altında aşk
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Festival cennet gibi
"Amerika’yı yeniden keşfetmek istiyorum"
Bilimkurgu varoluşa cevap arıyor!
Sait Faik Ödülü’nde tartışma
Aborijin sanatı borsada
Huysuz kadın tatlıdır
75 milyonluk ülkede 18 kişi
Kendini arayan ozan
Günaydın hüzün
Bir amatör Türk korosu
Türk fotoğrafının oto-portresi
İşlevsiz aile trajedisi
Türk Cannes Cannes
Çılgınca sevişmeli ama...
"Sesli köşe yazarıyım!"
Anadolulu insan figürleri
Bir ‘uyumsuz tiyatro’ örneği
Geride kalmış türküler
Sahip çıkarak iz bırakmak
En güzel senatör
Çaresiz baba eylemci olursa
Komşudan sürpriz
Öykücüler Ankara’da
Huzursuzluğun gövde gösterileri
Mozart günleri
Yalnızca çalışmak kurtarır
Haftanın albümleri
Kim kukla kim değil?
Hayat atölyesi
RHIZOME ve netsanat
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|