
|

Tayyip gelir korkusu
Başkent Hastanesi’ndeki ‘acil’ zirvede buluşan koalisyon liderleri seçimler için 2004 baharının beklenmesinde anlaştılar.
Erken seçim konusunda takvim öneren tek lider Mesut Yılmaz olmuş.
ANAP liderinin ‘19 Ekim 2003’te erken seçim yapalım’ görüşüne Ecevit ve Bahçeli katılmayınca Başbakan’ın rahatsızlığı nedeniyle tartışılan seçim sorunu yeni bir krize dek gündemden düşmüş oluyor.
Üç yılı geride bırakan koalisyon bu şartlarda iki yıl daha dayanabilir mi?
Kemal Derviş’in ‘seçim ekonomiyi etkilemez’ savına rağmen başta TÜSİAD olmak üzere iktidar odaklarının seçimden kaçınmalarının ardındaki temel gerekçe, 2003’te daha iyi bir Türkiye umudu mudur? Yoksa anketlerde şimdiden yüzde 20’lerde gözüken ve merkez sağ - soldaki parçalanma sürerse ‘tek başına’ iktidara gelme şansı olan Tayyip Erdoğan faktörü müdür?
AKP’nin alternatifini çıkarmadan gidilecek bir seçimden kaygı duyuluyorsa ‘korkunun ecele faydası olmaz’.
Türkiye aynı yanılgıya 1994 - 95 yıllarında da sürüklenmişti ve ANAYOL’a iktidar yolu açmaya dönük ‘toplum mühendisliği’ ters tepmiş, Erbakan başbakan olmuştu! Benzer süreci şimdi yaşıyoruz, ‘Tayyip’e iktidarı nasıl olsa vermezler, AKP’nin yolunu keserler, hükümet biraz daha dayanırsa gelecek yıl işler yoluna girer’ diye diye umutsuz kitlelerin tepkisi ‘sistem’in alternatifi olan partiye yöneliyor.
Erken seçim toplumsal stresin daha fazla birikmesini önleyebilirdi. Bu yapılmadıkça, ‘Tayyip korkusuyla’ tarih ileriye atıldıkça daha şiddetli kırılmalar yaşayabiliriz. Hatta, ‘seçim hiç yapılamaz’ hale gelebilir.
Sözde istikrar adına ‘ekonomik gerekçelerle’ ülkenin demokratik geleceği tehlikeye atılıyor.
2000 Kasım’ındaki krizden sonra yaşananlara bakalım:
TÜSİAD, ‘10 yıl sonrayı görüyoruz’ diye topluma ‘istikrar ninnisi’ söylerken ekonomi 2001 Şubatı’nda çöktü. Yüz binlerce insan işinden oldu, ülke yoksullaştı, genç nüfus umutsuzluğa sürüklendi. Hükümetin Meclis’e istifasını sunması gerekirdi. Derviş ve yeni IMF programı can simidi oldu. Krize kadar ‘işlerin iyiye gittiğini’ savunan çevreler hiçbir şey olmamış gibi koalisyonu ayakta tutmaya çalıştılar.
Oysa 11 Eylül yaşanmasaydı, Türkiye ekonomisi geçen sonbaharda dibe vuracaktı. Arjantin’in durumuna sürüklenmekten ABD’nin bölgesel stratejik çıkarları ve olası Irak operasyonu nedeniyle kurtulduk! 30 milyar doları IMF başka hangi nedenle verecekti?
2003’te dış borç alımı bitiyor. Ekonominin dönmesi her yıl dışarıdan girecek 15 - 20 milyar dolara bağlı. Derviş bunu bildiği için seçimle ülkeye yeni bir soluk kazandırılmasını istiyor olabilir.
Başkent Hastanesi’nden ülke daha kaç hafta ‘idare edilebilir’?
Seçim olmasın diyenler, Türkiye’yi ‘Tayyip Erdoğan’a teslim etmeyeceklerinin’ garantisini nasıl verecekler?
Sonbahar ‘erken’ bulunuyorsa 2003 baharında seçime gidilmelidir.
dsazak@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|