23 Mayıs 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



2 piyanonun Hamburg - Ankara serüveni

     Ankara Müzik Festivali, bu yıl Güher - Süher Pekinel kardeşlerin 2 konseriyle kapanacak. 29 - 30 Mayıs’taki konserlerden sağlanacak gelir, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve eşi Semra Sezer’in başlattıkları Ulusal Eğitim Kampanyası’na aktarılacak. Pekineller’in bu 2 konser için herhangi bir ücret almadıklarını söylemeye gerek yok.
     Festival bu yıl Ankaralıların yeniden kazandığı, akustiği mükemmel, kentin göbeğindeki 1200 kişilik Şura Konser Salonu’nda yapılıyor. Yalnız salonun henüz piyanosu yok. Zaten olsa bile Pekinel kardeşler için birbirine uyumlu 2 piyano gerek.
     Sevda - Cenap And Vakfı Başkanı Mehmet Başman, Bilkent Üniversitesi’ne başvurarak piyanolarını kiralamak istiyor. Olumlu yanıt alınca da Pekinel kardeşler özel olarak bu iş için Ankara’ya gidip, Bilkent’teki 3 piyanodan birbirine uyumlu 2 tanesini seçiyorlar.
     
Bilkent vazgeçince
     Ne var ki aradan bir süre geçtikten sonra Bilkent piyanoları Şura Salonu’na göndermekten vazgeçiyor. Bilkent Üniversitesi Rektörü Ali Doğramacı’nın piyanoların Şura’ya nakledilmesini sakıncalı bulduğu, konserin Bilkent salonlarında yapılmasını istediği belirtiliyor.
     Başman ise Müzik Festivali’nin kapanış konserlerini Şura Salonu’nda yapmakta ısrar ediyor: Hem Bilkent’in 550 kişilik salonuna karşılık Şura 1200 kişi aldığı için, hem şehir dışı sayılabilecek Bilkent’e karşılık Şura’nın kentin göbeğinde olmasından dolayı, hem de festivalin tüm konserlerini bu yıl Şura’da yaptıkları için.
     İlk olarak Pekinel kardeşlerden arabuluculuk rica ediliyor, ancak Doğramacı yumuşamıyor. Ardından İhsan Doğramacı’ya ulaşılıyor. Baba Doğramacı önce "olur" dediği halde, sonradan "oğlumu ikna edemedim" diyerek aradan çekiliyor. Bir sonraki aşama, Kültür Bakanı İstemihan Talay’dan Doğramacılar’ı ikna etmesi talebi, ama Talay’ın girişimi de sonuçsuz kalıyor. Başman’ın son çare olarak aklına, Bilkent’teki 3 kuyruklu piyanonun satın alındığı ve zaman zaman bakımının yapıldığı Steinway firmasının Hamburg’daki merkezini arayarak oradaki yetkililerden arabuluculuk istemek geliyor.
     
Steinway gönderiyor
     Steinway’in Hamburg’daki müdürü de Doğramacı’yı arayarak ricada bulunuyor, ancak sonuç alamıyor. Ve bunun üzerine inanması zor ama, "Bu yapılanı sanata haksızlık olarak görüyorum" diyen Alman müdür, Pekinel kardeşler için birbirine uyumlu 2 kuyruklu piyanoyu sembolik bir ücret karşılığı Hamburg’dan Ankara’ya göndermeye karar veriyor.
     Diyebilirsiniz ki; piyanolar nakledilirken cıvataları gevşeyebilir, akordu bozulabilir. Doğramacı da kendi açısından haklı olabilir. Ama dünyanın her yerinde piyanolar sürekli bir yerlerden bir yerlere taşınıyor. Piyanolar Anadolu’nun bir ücra kasabasının engebeli yollarını kat edecek olsa, sallantıdan zarar görür mü diye düşünülebilir. Ancak topu topu 1 kilometre yol gidecek. Zaten aksi olsa Steinway Hamburg’dan Ankara’ya piyano göndermeyi göze alır mı?
     Üstelik Ankara’ya direkt uçak olmadığı için piyanolar Hamburg’dan havayoluyla İstanbul’a gelip, oradan karayoluyla Ankara’ya gidecekler ve başkentte birkaç gece konakladıktan sonra yine aynı güzergahı izleyerek Hamburg’a geri dönecekler.
     Bu arada olayın ayrıntılarını öğrenmeye çalışırken, Pekinel kardeşlerin Almanya’nın değişik kentlerindeki konserlerine, Steinway tarafından birbirine uyumlu 2 kuyruklu piyanonun gönderdiğini, piyano naklinin yadırganacak bir yanı olmadığını net olarak öğrendim.
     Pekinel kardeşler dünya çapında sanatçı olmasalardı, Ankara’daki piyano sorunu nasıl çözülürdü bilemiyorum. Ancak eğitime destek için verilecek bu konserlerin entelektüel çevrelerce, dahası bir eğitim kurumunca yokuşa sürülmesini, fevkalade üzücü ve sanatçılarımız adına moral bozucu bulduğumu altını çizerek belirtmek istiyorum.
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Anadolufeneri

Melih AŞIK
Ayasofya’dan...

Fikret BİLA
Ecevit'in gözü piyasalarda

Hasan CEMAL
Ecevit, kalesinde açıkça geriliyor...

Yılmaz ÇETİNER
Vakitsiz öten horoz tencerede!..

Güneri CIVAOĞLU
Siyaset ve futbol

Can DÜNDAR
Konsültasyon lazım!

Hurşit GÜNEŞ
Hamburgere göre de kur

Sami KOHEN
Terör havası

Tuncay ÖZKAN
Komployu kapatma kumpanyası

Mustafa ÖZYÜREK
Emlak Vergisi’nde af için son fırsat

Hasan PULUR
"John Q"nun babalığı...

Derya SAZAK
Tayyip gelir korkusu

Meral TAMER
2 piyanonun Hamburg - Ankara serüveni

Güngör URAS
Ecevit hastanede, Cumhurbaşkanımız ile DSP Grubu nerede?

Serpil YILMAZ
Derin bir Karaosmanoğlu biraz da Derviş

M. Ali BİRAND
Buna sürünmek denir

© 2002 Milliyet