
|

Buna sürünmek denir
Açıklama kimseye inandırıcı gelmedi.
Her şey Ecevit’in sağlığına bağlı. Üstelik bu durumun pek parlak olmadığı, Ecevit’in ağır bir yaşlılık geçirdiği biliniyor. Hemen hemen aynı yaşta olmalarına rağmen, Demirel’in dinçliği Ecevit’te yok. Her gün yeni bir sorunla karşılaşılma olasılığı yüksek.
Dış görüntü, yaşlı bir insanı takviyelerle, zorla ayakta tutarak, yaşamını sürdüren bir koalisyon şeklinde...
Hikmet Bila (Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi), Başbakanı en çok gören ve en yakından izleyen kişidir. Ecevit dahil, hiçbir liderin bugünkü düzeni değiştirmek istemediğini ve 2004’e kadar hükümeti sürdürmeye çalışacaklarını söylüyor.
Ecevit de başta kalmak istiyor. Kimseye vekalet verme niyetinde değil. Gerekirse yatakta kalacak ve önüne getirilen kağıtları imzalayacak.
Bunun Türkçesi, bu koalisyonun başarısız bir şekilde hükümet edeceği anlamına gelir. Zaten bir süredir Ecevit karar alan bir Başbakan değildi. Tek işlevi koalisyon ortakları arasında kavga çıkmamasını sağlamak, dengeleri sürdürmek, sorunlu konuları ertelemekti.
Bundan sonra etkinliği daha da azalacak. Bir mucize ile karşılaşmadığımız taktirde, koalisyon gidebildiği yere kadar "sürünerek" gidecek ve nefesi kesildiği yerde seçim kararı alacak.
Belirsizlik, çok pahalıya mal olacak Türkiye’nin ise, şu sıralarda tam aksine, "kararlı, enerjik ve vizyonu olan" bir hükümete ihtiyacı vardır. Şu listeye bakın ve siz karar verin:
Yeni alınacak ekonomik kararlar ve eski reformların uygulanması Kıbrıs’ta çözüm getirecek adımlar İdam cezasının iptali, Kürtçe yayın imkanı ve eğitimin önündeki engellerin yok edilmesi OHAL’in tümüyle kaldırılması Bunların herbiri önemli pazarlık ve özellikle Başbakan’ın katkısını gerektiren konular. Üstelik seçim sonrasına kadar da ertelenemeyecek, hemen karar bekleyen sorunlar. Eğer önümüzdeki 7-8 ay içinde Türkiye bu konularda adım atamazsa, ülkenin geleceği büyük oranda belirsiz bir sürece girecek. Elimize geçmiş tarihi bir fırsat daha kaçırılmış olacak.
MHP, Türkiye’nin önünü kapatmaz Liderler zirvesinden sızan haberlere bakılacak olursa MHP lideri Bahçeli, idam ve Kürtçe konusunda atılması gereken adımlarla ilgili çekimserliğini veya vetosunu sürdürmüş.
Doğrusunu söyleyeyim, bu konuda kimse ile konuşamadım. Kesin bir bilgim yok. Basında çıkan kırık dökük haberler ve söylentilerin ötesine geçemedim. Bu nedenle, MHP’yi de haksız şekilde eleştirmek istemiyorum.
MHP’yi, sırf "Abdullah Öcalan’ı asmak" için iktidara gelmiş bir parti olarak görmüyorum. İdam cezası bütün dünyada tümüyle kaldırılırken, Türkiye’de tamamen siyasi gerekçeler ve oy hesabıyla devam ettirmek isteyeceğine de inanmıyorum.
MHP ile belki aynı dünyayı paylaşmıyor, farklı açılardan bakıyor olabiliriz, ancak bu partinin ciddiyetine de güvenen insanlar arasındayım.
MHP, başta Kıbrıs olmak üzere, Kopenhag Kriterleri üzerinden siyaset yaparak, oy kazanayım derken, Türkiye’nin geleceğini kapatmaz.
Bahçeli başta olmak üzere, MHP’lilerden beklenen önümüzdeki 7-8 ay süresince Türkiye’ye ve dünyaya biraz farklı bakmaları, Türkiye’nin 2000’li yıllarda elde edebileceği avantajları iyi hesaplamaları ve ona göre hareket etmeleridir.
Bu kritik dönemden geçerken, kör saplantılar, geçmişten gereksiz dersler çıkarıp, bunların üzerinde ısrar ve gizli oy hesapları yapmak, bu ülkeye büyük zarar veridirir.
MHP’nin böyle bir sorumluluğu almak isteyeceğine de ihtimal vermiyorum.
mbirand@attglobal.net
SAYFA BAŞI

|
|

|