24 Mayıs 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Şen ola Güneş, Şen ola

     Hong Kong. King Kong. Ya da Kral Kong. Kim bu kong mu, mong mu derseniz eğer, ben de derim ki, ne kadar da meraklıymışınız meğer. Ve tabii bir Köyün Delisi klasiğine devam ederim. O zaman aşağıdakileri okumanıza vallahi de, billahi de değer.
     Önce Hong Kong. Nemi çokmuş. Hem de çok çok çok. Anlatılan başka bir şey de zaten yok. Sonra Hong Kong spor. Hani 2 - 0 yendiğimiz. Hesapta hepsi Çin yanlısıydı. Sanki birer futbol zanlısıydı. Ve FIFA’nın yeni topu, yani çalınan minarenin hazırlanan kılıfı veya kılıfın, mazeretin soyu, sopu. Ve tabii Kral Kong’un copu. Cop Antalya’da durdu, durdu. Dört gün sonra gariban Tayfun’a Hong Kong’da vurdu. E-kolay.net miydi neydi. Bu da E-tabii.net. Zaten herşey de net oğlu net. Tayfun’un tarafında yığılma olmuş. Yani Okan, Ümit Davala, Arif, Fatih Akyel, Nihat, vesaire. Hepsi onun tarafına dolmuş. Okan’ı, Ümit Davala’yı kesemezsin. Kesersen, Hakan Şükür’e, Emre’ye, K.Hakan’a hesap veremezsin. İyi arkadaş onlar. Hatta arkadaş ötesi. Kardeş - mardeş gibi. Sanki takım içinde başka bir takımcık tipi. Cim - Bom’un Arif’i. Gol Kralı’nın tarifi. Fatih, Kanarya’nın sarısı. Nihat, döner belki Kartal’a bir gece yarısı. Diğerleri zaten olmaz. Hocaya göre onların yerleri dolmaz.
     Uzatmayalım. Olan hep oynayan Tayfun’a oldu. İki sene İspanya’da her hafta olan, birinci sınıf ligde futbolla beslenen, futbolla dolan. Bu Tayfun ilk 23’te bile yoksa ne diyelim. Belki şunları söyleyelim. 23’ün yanına Nisan’ı da ekleyip; bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan diyelim. Ya da vurucu olsun, tekrar edelim. Evet, bu Tayfun ilk 23’te bile yoksa, Milli Takım’da ondan iyileri bu kadar çoksa, son cümlelerimizi ekleyelim. Şen ola Güneş, Şen ola. Bu Milli Takım’dan bari en az bir yarı final bekleyelim.
     
Mondragon
     Bırakın şimdi yok Güreli şunu dedi, yok Dürüst bunu dedi. Daha doğrusu günlerdir kendisi menajeri, Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı, Metzlisi, yok onu dedi, yok bunu dedi. Bu hikayeyi tek bir cümle ile özetlemem gerekirse Galatasaray kalesine müthiş bir gol yedi. Üstelik bu golün kendi kalesine atılanı.
     Bugün cuma, yarın da cumartesi. Yani cumanın ertesi. Bu 24 saatte ne olur, ne biter. Belki uyanık Fransız, Kolombiyalı’yı Beşiktaş’a gösterip, Galatasaray’a iter. Ama öyle de olsa, Galatasaray da alsa, yani Kolombiyalı Cim - Bom’da da kalsa 1 - 1 olur. Beşiktaş kaybetse bile kazanmıştır. Hadi en kötü berabere kalır. Galatasaraylılar da bundan iyi bir ders alır.
     Evet, çıta yükselmiştir Cim - Bom’da. Ama Ercan Güven’in deyimiyle yerçekimi unutulmuştur. Bence bir - iki gün daha bekleyin. Ama Karaman’ı Metz’le kardeş şehir yapıp, şunu da ekleyin. Metz’in koyunu, sonra çıkar oyunu.
     
Fatih Terim ve Eduardo Galeano
     Özhan Canaydın niye Fatih Terim’i seçti ? Ya da Galatasaray’ı şampiyon yapan Lucescu’yu niye pas geçti ? İsterseniz Eduardo Galeano’ya bırakalım sözü. Belki de onun sözleri Terim tercihinin özü. Bakalım Uruguaylı yazar ne demiş:
     "Oyun, oyuncusu az, izleyicisi az bir gösteriye dönüştü. Bu artık seyirlik bir futbol. Bu gösteri, günümüzün en karlı gösterilerinden biri. Ve artık oynanması için değil, oynanmasının engellenmesi için düzenleniyor. Profesyonel sporun teknokratları, futbolu sürate ve güce dayalı, mutluluğa boşvermiş, fantazinin gelişemediği, cüretin yasaklandığı bir spor dalı haline getirdiler. Bereket çok ender de olsa hala sahalarda kuralların dışına çıkarak sırf bedensel bir zevk uğruna yasaklanmış özgürlük serüvenine atılan rakip takımı, hakemi ve tribünlerdekileri şahlandıran bir yüzsüz çıkıyor. (Köyün Delisi’nin notu: Mesela Hagi)" (Gölgede ve güneşte futbol kitabından sayfa 9, futbol adlı bölümden.)
     "Gol, futbolun orgazmıdır. Orgazm gibi gol de modern yaşamda gitgide daha az görülmektedir. Yarım yüzyıl önce pek az futbol maçı golsüz beraberlikle sonuçlanırdı. 0 - 0, havaya açılmış ağızlar, iki esneyiş. Şimdilerde on bir oyuncunun on biri de kale direklerine asılmış, gol yememeye çalışıyorlar. Doğal olarak da gol atmaya vakit kalmıyor." (Gölgede ve güneşte futbol adlı kitabından sayfa 17, gol adlı bölümden).
     
Son defa Hakan Şükür
     Geçen hafta Köyün Delisi’nde Hakan Şükür’le başladım, onunla kaldım. Cumartesi günü de olağanüstü tepkiler aldım. Lee Van Cliff’in o müthiş filmi gibiydi. İyi, kötü, çirkin hani, aldığım tepkiler yani. İyisi de vardı, kötüsü de, çirkini de. Hatta mirkini de. Ne demişler, müşteri her zaman haklıdır. Tabii cevap hakkım da zaman zaman saklıdır. Ama canım tatlı, nemelazım. Galiba bir - iki cümle ile bu konuyu da tatlıya bağlamam lazım. Bu sefer az kafiye, az teşbih, az mizah, yani açık saçık.
     Hakan Şükür iyi futbolcudur. Kopenhag’ta UEFA Kupası kazandığında Avrupa’nın önemli santrforlarından biriydi. Hem iri, hem de oldukça diriydi. Tercih yanlış oldu. Hem İtalya yanlıştı, hem de Inter. Ve futbolsuz geçen iki senede sararıp, soldu. Ne kişiliğine lafım var, ne huyuna, ne suyuna, ne de şuyuna, buyuna. Olamaz da zaten. Eleştirimiz futbolsuz kalmasına. Son iki sene bir takımda sürekli oynasaydı eğer, bugün diyecektik ki, Hakan ne büyük futbolcuymuş meğer.
     Kısaca Hakan Şükür Dünya Kupası’ndan sonra futbola dönmeli ve sönmemeli. Bilmem bu sefer anlatabildim mi?
     
Başlık parası
     Bonservis bedeli dense de inanmayın. Sorun bal gibi başlık parasında. Mondragon sevdiğiyle, onu sevenin arasında. Kolombiyalı taze gelin gibi. Metz Başkanı da köydeki kız babasının Fransa’daki kulüp başkanı tipi.
     
Lesson XVIII.
     SAYIN Turizm Bakanı’na 52 haftada 52 cümle kampanyasında bu hafta Hong Kong var.
     King: Kral - Kong: Kong
     King Kong: Kral Kong
     Hong Kong: Hong Kong
     Her dersten sonraki klasik cümlemizle bitirelim. Turizme olmasa sayın bakanına ufak da olsa bir katkımız olsun.
Not: Sayın Bakan. Zamanımız dar. 26. haftada yazılı var.
     Haftaya Lesson XIX.
     SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D’de
Cuma’ları ise Milliyet’teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
     İmza: Köyün Delisi

bilgingokberk@mail.com




 SPOR


Afrika güneşi çarptı
At yarışları
Avrupa'dan futbol
Potada kavga
Kaf-Kaf fırtınası
Boston eşitledi
Erkekler galip
"Mondragon bizim"
Ortega işi bitti
Aslan'dan son hamle
Hami: Aklımı kaçıracağım
"O’nu affetmem"
Devasız dertler içinde
Hücumcu sorunu var
Kupa Tarihçesi
Haber Turu
Şen ola Güneş, Şen ola
Kafalar Ulsan’da!
90 dakika
Şaka mı yoksa !..
Lejyonerler sorunlu


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet