
|

Bir koltukta 50 yıl
Prof. Özarslan 1952’de İTO’ya girdi. Birkaç ay sonra İSO, İTO’dan koparak ayrı bir oda oldu. 1960 ihtilalinde yönetime el koyan Komite, kimseyi İTO’dan içeri sokmadı...
İstanbul Sanayi Odası İSO, 50. yıl kutlamalarına anlamlı bir törenle başladı. Kuruluşundan bu yana yönetiminde görev almış ve 25 yılı aşkın meclis üyeliği yapmış yaşayan - yaşamayan tüm üyelerini plaket vererek (ölmüş üyelerin plaketlerini çocukları aldılar) ve bu ayki meclis toplantısında mikrofonu onlara terk ederek hatırşinaslık yaptı.
Türk sanayiinin 1952 yılına kadar bir meslek odası bile yokmuş demek. Ondan önce İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası olarak, bugün Anadolu’nun pek çok kentinde olduğu gibi tek bir meslek odası çatısı altında çalışıyorlarmış.
Dün sabah makamında ziyaret ettiğim İTO Genel Sekreteri Prof. Dr. İsmail Özarslan, "ben onların bizim odadan ayrılışlarını hatırlıyorum. 5590 sayılı yasaya göre belli üye sayısını toplayıp ayrılma kararı aldılar. Odanın varlıklarından belli bir pay da verildi" diyerek beni şaşırtıyor. Özarslan’ın uzun yıllardır İTO’da çalıştığını biliyordum, ama tek bir kurumun çatısı altında yarım asrı geride bırakmak, çok az kişiye nasip olur herhalde. Hele birbirinden çok farklı birikim ve karakterdeki başkanlarla (bakınız üstteki liste) uyum içinde 50 yıl çalışabilmek, çok az sayıda babayiğidin harcı olmalı.
Ukalalık yapmazsan...
Prof. Özarslan, her zamanki mütevazı haliyle "tarafsız oturursan, objektif olursan ve altını çizerek söylüyorum ukalalık yapmazsan pelaka olabiliyor" diyor ve ekliyor:
"Seçimle gelmiş adamın hakkını koruyacaksın. Adam seçilerek o koltuğa oturmuş. Hukuk ona hangi hakları vermişse, onları uygulayacaksın. Ben buradakileri sık sık oğlum sakın ukalalık etme diye uyarırım. Hukuk ne emrediyorsa onu yaparsan, sen de hürmet görürsün." Hemen ardından yine en mütevazı haliyle "Ben bu prensibi uyguladım. Doğrusu bu mudur bilmem, ama bu kadar yıldır burada oturduğuma göre demek ki doğru" diyor.
Prof. Dr. İsmail Özarslan
İTO’ya 1952’de muhasebe şefi olarak girmiş. 2 yıl sonra muhasebe müdürü olmuş. 1960 ihtilalini bakın nasıl yaşamış: "O zaman 4. Vakıf Han’daydık. Bir sabah işe geldik. İçeri giremezsiniz dediler. Yönetimi de, İTO Meclisi’ni de feshettiler. Kendileri 5 kişilik bir komite kurdular. Ve birlikte çalışmak istemediklerinin işlerine son verdiler." (Bakınız alttaki yazı)
İTO’nun son 50 yıldaki başkanları
Sait İbrahim Esi (1951 - 60) Behçet Osmanağaoğlu (1960 - 73) Celal Umur (1973 - 77) Emir Sencer (1977 - 78) Nuh Kuşçulu (1978 - 87) Niyazi Adıgüzel (1987 - 88) Yalım Erez (1988 - 89, 1992) Atalay Şahinoğlu (1990, 1991 - 92, 1992 - 95)) Hamdi Tombak (1990 - 91) Mehmet Yıldırım 1995’ten bu yana
Demirel ve Dalan’dan İSO ve İTO’ya baskı Önceki gün İSO’daki törenin ardından sohbet etiğim eski başkanlardan Nurullah Gezgin, "siyasiler çok uğraştılar, ama ben İSO’ya siyaseti sokmadım. Süleyman Demirel, Adalet Partisi’ne bağış yapmamız için kaç kere Sadettin Bilgiç’i gönderdi, ama reddettik" demişti.
Prof. Özarslan da 1960 ihtilaline kadar İTO başkanlık seçimlerine siyasetin gölgesinin düştüğünü, 27 Mayısçıların görevden aldığı İTO Yönetim Kurulu Başkanı Sait İbrahim Esi’nin Demokrat Parti’ye yakın olduğunu hatırlatıyor. 60 ihtilaliyle İTO’da yönetime el koyan 5 kişilik komitede yer alan Behçet Osmanağaoğlu’nun ise sonradan 13 yıl İTO’ya başkanlık yaptığını, defalarca yeniden seçildiğini ve İTO’ya büyük katkılarının olduğunu söylemeden de edemiyor.
Pekiyi ya bağış meselesi?
Özarslan’ın yanıtı: "İTO bugüne kadar hiçbir siyasi partiye bağış yapmamıştır. Baskılar olmuştur, ama yapmamıştır."
Pekiyi ya siyasetin gölgesi?
"Odalar Birliği üzerinde olmuştur, hala da var. Ama bizde Osmanağaoğlu döneminden sonra olmamıştır. Seçim sonuçlarını etkilemek üzere oluşturulan meslek odaları grupları olmuştur, ama şu ya da bu parti diyebileceğimiz doğrudan bir baskı olmamıştır."
İyi de ben Niyazi Adıgüzel’in başkan seçilmesinde İstanbul’un ANAP’lı Belediye Başkanı Bedrettin Dalan’ın ne biçim pres uyguladığını dün gibi anımsıyorum:
Prof. Özarslan, "Belediye ile siyaseti ayırman lazım" diyor ve ekliyor: "O seçimde belediye büyük baskı yaptı ve etkili de oldu. Neden dersen oy kullanmaya gelen adamın dükkanı var, mecburen belediyenin 2 dudağına bakıyor.."
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|