
|

Sizde "vatan haini" bir hal var!
Bayım, sizde vatan haini bir hal seziyorum. Hanımefendi, siz de şüpheli bir tavır sergiliyorsunuz sık sık. Asker uğurlayan vahşi kalabalığa o yan yan bakışlar, o korkak korkak kısık sesle söylenmeler... Ne o hoşunuza gitmedi mi yoksa? Elleriyle kurt işareti yapıp "uluyan" genç erkeklerimizden, o "yiğit" delikanlılardan pek hazzetmiyorsunuz gibi geldi bana. Tedirgin olduğunuza göre onlardan, yani "Türklerden", siz Türk değilsiniz. O vakit bu memleketi hızla terk etmelisiniz! Ne? "Korkularını örtmek için neşeli ölüm ayinleri düzenliyorlar" mı dediniz? Siz gebertilmeyi hakikaten hak ettiniz!
Televizyondaki Dünya Kupası seferberliği reklamlarına bakarken müstehzi hallerinizi yakalıyorum. Yoksa siz "Büyük Türk Milleti"ni ciddiye almıyor musunuz? "Bu büyük inancı, bu büyük aşkı, bu büyük hasreti" paylaşmadığınıza göre... Siz küçük müsünüz nesiniz? Yoksa alay mı ediyorsunuz Türklerle? "Büyük Türk Milleti"ni hafife falan mı alıyorsunuz? Allah bilir siz bu kupa maçlarında "Sambacı Brezilya’yı" tutuyorsunuz. Biz sizin gibilere "kalleş" diyoruz ve sizi bu ülkeden defetmek istiyoruz. Bir askere uğurlama töreninde arabayla üzerinizden geçmek veya bir gösteride "havaya açılan ateş" sırasında kaza kurşununa kurban etmek istiyoruz sizi hanımefendi. Sizi bayım, dandik bir meseleden gözaltına alıp sonra da "Sabuna bastı düştü, kafasını çarptı öldü" diye zabıt tutmak istiyoruz hakkınızda.
Siz onlardansınız!
Yollarda bellerde sıralanmış silahlı ve üniformalı adamların önünden geçerken, onların silahlarını okşaması içinizi tiksinti ve ürküntü ile titretiyorsa, demek ki kafanızın içinden tehlikeli fikirler geçiyor. Tehlikeli bir kafanız olmasa bu kadar rahatsız olmazsınız "bekçilerimizden". Tabii canım, apaçık ortada siz bizden değilsiniz. Ve bu kabile, kendinden olmayanları gırtlaklamak ister, bilirsiniz. Siz besbelli onlardansınız. "Onlardan"!
Daha güzel bir dünya...
Onlar kitaplar okuyorlar. Kitaplarda daha güzel bir dünyanın, daha adaletli bir ülkenin mümkün olduğunu, bunun o kadar da zor olmadığını okuyup, olmamasına kahroluyorlar. Kahırdan kamburlaşmış sırtlarıyla sokaklarda hayalet gibi dolaşıp, doğdukları, yaşadıkları ülkeyi sessizce, derinlemesine seviyorlar. Bu ülkenin bütün insani ve maddi zenginliklerinin "Büyük Türk Milleti" adına ve "Büyük Türk Milleti"nden habersiz heder edilişini izliyorlar. Çocukların beyinlerinin okullarda beton kalıplara döndürülmesine üzülüyorlar. Yaşlı kadınların üniformalılar tarafından yerlerde sürüklenmesine inanamıyorlar. Şu gecekondu mahallelerine niye bir ağaç bile dikilmez, hiç olmazsa niye kireçle temiz beyaza boyanmaz duvarlar, bunu anlamaya çalışıyorlar. Eşlerini, kızlarını sokağa izinsiz çıktı diye boğazlayan erkekler güruhu neden sessizce takdir edilir, buna kafa patlatıyorlar. Hastane duvarlarına, elle yazılmış "Böbreğimi satıyorum. Tel: 0212 292..." ilanlarına bakıp bu ülkenin nasıl imanının gevretildiğine yanıyorlar. Bebeğine süt alamadığı için kendini asan genç kadınların kalplerinde oturup alınacak savaş uçaklarından bir tanesi alınmasa kaç köy doyar, bunu hesaplıyorlar. Ne zaman iyi insanlarla karşılaşsalar çok fena bir ağlama tıkanıyor boğazlarına, bu ülke için umutlarının tazelenmesine kahroluyorlar. Çocuklarından iyi insanlar yapmaya çalışıyorlar, iyi insanlar kalmaya çabalıyor onlar. Havaya ateş açmadan, yollarda "uluyan" konvoylar oluşturmadan, kimseyi öldürmeden ve "Türk’üz" diye içi bomboş böbürlenmelerde zavallı teselliler bulmadan, bu ülkeyi sessizce seviyorlar.
Siz onlardansınız bayım. Hanımefendi sizde de öyle bir hal var. Siz bu ülkeyi bağırmadan çağırmadan sevmektesiniz. Besbelli siz fena kahrolmaktasınız!
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|