
|

Derviş, siyasileri de yönlendiriyor
Kim ne derse desin, Türkiye seçim ortamına girdi.
Koalisyon ortakları reddetse, Başbakan tekrar çalışabilecek duruma gelse, hatta yeni hükümet kurulup, yeni bir Başbakan atansa dahi, Ecevit rahatsızlandığı taktirde sonbahar, en geç 2003 ilkbaharında seçim sandığına başvuracağı izlenimi sürüyor.
Aslında koalisyon ortakları arasında bir sorun yok. Hatta seçimlerin 2004 ilkbaharında yapılması için görüş birliği de var. Ancak bir yandan Başbakan’ın aksayan sağlık ve kırılgan durumu, öte yandan önümüzdeki bir kaç ayda çözümü gereken ekonomik ve siyasi gündem maddelerine bakıp koalisyonun bu yükü kaldıramayacağı sonucuna varılıyor.
Partilerdeki kıpırdanmalar da hızlandı.
Siyaset sahasına yeni yüzler, genç isimler ve partiler çıkıyor. Eski düzeni
sürdürmek isteyenler ile düzeni
değiştirmek isteyenler köşe tutmaya başladılar. Önümüzdeki seçimler ortaya bambaşka bir Türkiye çıkaracak.
Siyaset piyasasında, şu sıralarda değeri en yüksek isim ise Kemal Derviş.
Derviş’in popülarite çizgisi geçen Temmuz-Ağustos döneminde belirli bir iniş göstermişti. Hatırlayacaksınız, ekonomik program aksama işaretleri vermiş, Telekom kavgası programa olan inancı azaltmıştı. Derviş’in pırıltısı da, buna paralel şekilde inmiş, hatta bu köşede "İsmail Cem’in
ön aldığını" yazmıştık.
11 Eylül olayı, Kemal Derviş’e de şans getirdi. ABD, kesenin ağzını açtı. Tehlikeye giren ekonomik program kurtuldu. Koalisyon reform yasalarını ciddiye aldı. İnsanlara güven geldi. Yavaş yavaş kıpırdanma ümitleri arttı. Ekonominin daha fazla dibe vuramayacağı izlenimi yaygınlaştı.
Bu gelişmelerle birlikte, Kemal Derviş’in de siyaset borsasındaki kotasyonu da yükseldi ve bu yükseliş hâlâ sürüyor.
Ekonomi kadar siyaseti de etkiliyor
Kemal Derviş’in etkinliği gün geçtikçe de artıyor. Sadece ekonomiyi değil,
siyaseti de yönlendirecek konuma giriyor. Hele Ecevit’in durumu nedeniyle,
başsız kalmış bir görüntü veren
koalisyona yön gösteriyor.
Geçen ay liderlere yazdığı belirtilen mektup bu açıdan son derece önemli. Buna bir nevi "uyarı" dahi diyebilirsiniz.
Resmen doğrulatamadığım bilgilere göre, üç lidere
giden bu mektup "alarm zilleri" çaldırıyor.
Önümüzdeki aylarda, borç yükünü döndürebilmek, yani gidişi tehlikeden uzaklaştırabilmek için,
1) Tasarrufu arttırmak, yeni kemer sıkacak önlemler almak, 2) Yeni kaynak yaratmak zorunluluğuna dikkat çekiyor. Bazı bakanlıkların alınan tasarruf önlemlerini yerine getirmemekte direndiğini vurguluyor. Liderlere "Sorumluluk sırtınızda kalır" diyor.
Bunu başka kimse yapamaz.
Orada kalmıyor ve seçim sözcüğünü ısrarla ortaya atarak, bir de dolaylı mesaj yolluyor. "Alınması gereken önlemleri ya sizler yerine getirin veya seçime gidelim ve yeni gelenler gerçekleştirsinler" diyor.
Lider olmamasına, arkasında bir parti gücü bulunmamasına rağmen, kamuoyundan aldığı destekle, ülkeyi yönlendiriyor. Hatta bu son uyarılarıyla kendinin ne zaman ve ne koşullarda yolunu ayırabileceğinin de işaretini veriyor.
Derviş markası kapış kapış...
Kemal Derviş artık tek başına
bir marka.
Doğruları söyleyen, konuşurken açık ve anlaşılır bir dil kullanan, yolsuzluklara hiç bulaşmamış, samimi, içimizden biri gibi davranan, parti veya kişisel çıkar değil ülke çıkarını düşünen, ekonomiyi iyi bilen, içeride özel sektörün, dışarıda da yabancı mali çevrelerin güvenine sahip bir "marka" izlenimi veriyor.
Anadolu’nun köylü, çifti ve çıkarı bozulan çevreleri farklı düşünüyor olabilirler. Ancak "karar veren ve ülke yönetiminde ağırlığı olan" kesimlerdeki genel kanı çok olumlu.
Durum böyle olunca da, Derviş, gelecek seçimler için çok cazip ve kapışılan bir marka konumuna girdi.
Şu anda hiçbir siyasetçinin albenisi Derviş kadar değil. Her konuşması izleniyor, canlı yayınlanıyor. Her açıklaması, piyasalar tarafından çok dikkate alınıyor.
Her attığı adım önemseniyor ve sürekli gözünün içine bakılıyor. Orta boy bir parti kadar oyu olduğu veya mıknatıs gibi, önemli oranda oy getireceği hesapları yapılıyor.
Bugün, başta ANAP olmak üzere, DSP’nin, CHP’nin, Mehmet Ali Bayar’ın (DTP) gözü ve gönlü Derviş’te. Derviş bu partilerden hangisini seçerse, kazandıracak.
ANAP’a prestij getirecek. Yolsuzluk imajını önemli oranda dağıtacak.
DSP’yi, Ecevit sonrasında yine gözde parti konumuna çıkarabilecek.
CHP’ye barajı aşma konusunda yardımcı olacak. Ümit verecek.
Bayar’a (DTP), birinci ligde oynayabilecek bir parti damgasını vuracak.
Belkide hiçbirini tercih etmeyip, bağımsız seçilip yoluna devam edecek. Henüz rengini belli etmediği gibi, son dakikaya kadar da tutumunu saklayacağı anlaşılıyor.
Markanın geleceği de programa bağlı
"Kemal Derviş" markasının pırıltısı hep bu şekilde devam eder mi?
Ekonomik program düzenli biçimde sürdükçe, marka da pırıldayacaktır. Anadolu’da esnaf-çiftçi ve reformlar nedeniyle çıkarı bozulanlar Dervşi’i hep taşlayacaklardır, ancak programa bağlı olarak ekonominin performansı Derviş’in şansını arttıracak veya azaltacaktır. Azalsa bile, geriye kalacak tortu dahi Derviş’e yetebilir gibime geliyor.
Ne dersiniz yanılıyor muyum?
Minik kuş yine kıskandı Kinini bastıramayan kuş beyinli "adam" kıskançlığından çıldırıyor. Bir gün hırsından delirecek. Gittikçe de komikleşiyor. Odasından çıkmadan gazetecilik yapar. Dünyayı bilmez.
Bir tek fikir ürettiği görülmemiştir.
Tek işlevi insanlara çamur atmaktır. "Media circus" deyiminin uluslararası gazeteciler arasında sık kullanıldığını ve kötü bir anlama gelmediğini bilemez. Oysa ben de o sirkin bir parçasıyım. Meslektaşım olan Başbakanlık muhabirleri kadar dolaşan bir muhabirim ve bununla da övünürüm. Üstelik çarşamba günkü MANŞET programında bu yanlış anlamadan dolayı üzülenlerden özür diledim. Basının saygınlığını kaybettirenin
asıl kendi olduğunu unutan
bu "kuş", muhabir ile muhbir arasındaki farkı yine karıştırmış.
mbirand@attglobal.net
SAYFA BAŞI

|
|

|