26 Mayıs 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Dersimiz "Toplumsal duyarlılık"

Sabancı Üniversitesi’nin tüm öğrencileri mezun olmadan önce "Toplumsal Duyarlılık Projeleri"nden birine katılmak zorunda. Projelerin amacı "Bu ülkenin sorunları için biz neler yapabiliriz?" sorusuna bir cevap aramak

     FERDA AKYOL

     Sabancı Üniversitesi’nin her öğrencisi, okuldaki ilk yılında "Toplumsal Duyarlılık Projeleri"nden (TDP) birine katılıyor. 5 ila 10 kişiden oluşan takımlar oluşturup bir proje seçiyor ve buna göre çalışmalar yürütüyor. Bu projeleri sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerine benzetmek mümkün.
     Danışmanlarının yönlendirmesiyle sağlık, insan hakları, eğitim, çevre gibi konularda yaptıkları işleri ders ve çalışma saatleri dışında devam ettiren öğrencilerin sorumlulukları arasında proje için amaçlar belirlemek, evreleri gösteren bir zaman çizelgesi hazırlamak ve sonunda yazılı ve sözlü rapor vermek var. Öğrenciler bu projeleriyle "Tamamlanmamış" ya da "Yeterli" notu alıyorlar ve mezun olmak için en az bir projeden "yeterli" görülmeleri gerekiyor.
     Öğrencilere çalışmalarında, TDP Koordinatörü Tara Hopkins yardım ediyor, rehberlik yapıyor. Hopkins işleri öğrencilerden oluşan 40 kişilik bir ekiple beraber yürütüyor.
     
     Neden "Toplumsal Duyarlılık Projeleri"ne ihtiyaç duyuldu?
     Tara Hopkins: Öğrencilerin toplum içinde katılımcı kişiler olarak var olmasını, toplum için bir şeyler yapmasını istedik. İlk önce böyle bir proje yapalım diye konuşuldu. Ben de bunun lafta kalmaması için peşini bırakmadım, devam edip gerçekleştirmeye karar verdim. Çünkü bu projeler katılımcı, demokratik işler.
     
     Amacı nedir bu projelerin?
     Atakan Ertuğrul (2. sınıf öğrencisi): Biz üniversite öğrencileriyiz. Türkiye gençliğinin bir parçasıyız. Herkes TV karşısında oturuyor ve kendi kendine; "Bu ülke neden böyle oldu?" diye soruyor. Politikacıların yaptıklarını eleştiriyor, birbirlerini suçluyorlar. Biz devlet suçsuz demiyoruz ama herkesin elini taşın altına sokması gerek. Biz de bunları gördükçe "Bunları nasıl yola sokabiliriz, kendimize göre neler yapabiliriz?" dedik.
     
     Projelerin konularını nasıl belirliyorsunuz, neleri göz önünde bulunduruyorsunuz?
     T.H.: Konu aramanıza gerek yok. Camdan dışarı baktığınızda o kadar çok sorunla karşılaşıyorsunuz ki. Biz bu konuda sivil toplum kuruluşlarıyla çalışıyoruz. Gerçi birçoğu bizle çalışmayı kabul etmiyor. Çünkü biz somut bir şeyler yapmıyoruz. Bizim ağırlık verdiğimiz konu çocuklar.
     Selim Güleşçi (Üçüncü sınıf öğrencisi): Biz konuyu belirlerken çok aramak zorunda kalmıyoruz. En azından bizim yaşadığımız yer olan Orhanlı’da ilgi bekleyen birçok okul ve çocuk var. Aynı zamanda bir konuyu ele aldığınız zaman ona çözüm bulabilmeniz gerekli.
     
"Bizde maddi destek değil maneviyat var"
     Sizlere destek veren kurum, kuruluş ya da kişi var mı?
     T.H.: Bize destek veren bir vakıf var, o da yurtdışında. Başka kimse bize destek vermiyor, Türkiye’deki kurumların maddi durumları şartlar itibarıyla kötü. Ama destek sadece maddi olmuyor. Biz de kimseye maddi destekte bulunmuyoruz. Maneviyat yeterli oluyor.
     S.G.: Duruma bu şekilde bir bakış açısıyla yaklaşıldığı için ilk zamanlar biz de zorlandık. Yardım için gittiğimiz yerlerde "Siz Sabancı’ya bağlısınız, bizim faksımız yok, bilgisayarımız yok" gibi isteklerini dile getirdiler. Biz onlara insan olarak birçok şeyi yapabileceğimizi fakat bir şey satın alamayacağımızı anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü biz Sabancı değiliz. Biz gönüllü olarak çocuklara ve birtakım gençlere manevi yardımlarda bulunmaya çalışıyoruz. Ama zaman içerisinde bu zorlukları da aştık.
     
     Projeye katılan öğrencilerin ne gibi sorumlulukları var?
     T.H.: Bizim onlara baskı yapmak gibi bir görevimiz yok. Sadece yol gösteriyoruz, kapıyı açıyoruz. Gerisini onlara bırakıyoruz. Biz kişilerin bir kalıp içerisinde işlemesini değil, kendi kararlarını kendilerinin vermelerini istiyoruz, bunun için onları teşvik ediyoruz.
     A.E.: Öğrencilerin burada kendi insiyatifini kullanmasını sağlamaya çalışıyoruz. Yapılanlar bir takım çalışması. Kendi inisiyatiflerini kullanabilmeleri, projenin gelişimi için çok önemli. Bir projeye başlanırken çalışacakları kurum ve kişiler belli olur ve buna göre yapılacakların sınırı çizilir. Çözüm yolları projeye katılan grup içinden çıkıyor. 40 kişiyse 40 kişiden, 10 kişiyse 10 kişiden. Projeye katılan kişiler gönüllü olarak katılırlar. Sonuna kadar bunu isteyenler katılır. Yoksa "Ben bu işten yoruldum, sıkıldım, bırakayım" demek yok.
     
Yürütülen bazı çalışmalardan örnekler
•   Türkiye Eğitim Gönülüleri Vakfı ile işbirliği içinde, her biri İstanbul’daki farklı okullara dağılan alt gruplara bölünerek çocuklara eğitsel destek sağlıyorlar.
•   Darülaceze’de yetimlerle ilgili çalışmalar yürütüyorlar.
•   Türkiye Otistik Çocuklara Destek ve Eğitim Vakfı ile birlikte otistik çocukların sosyal hayata uyumuna yönelik projelerde görev alıyorlar.
•   Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı ile işbirliği içinde toplumsal çalışmalar yürütüyorlar.
•   Bir Dilek Tut Vakfı bünyesinde ölümcül hastalığa yakalanmış çocukların bir dileklerini gerçekleştirmede sorumluluk üstleniyorlar.
•   Darülaceze’de yaşlılarla sözlü tarih çalışmaları yapıp kuşak farkının yol açtığı kopukluğu giderme amaçlı etkinlikler düzenliyorlar.
•   Doğal Hayatı Koruma Derneği’nin danışmanlığında üniversite kampusuna yakın ilköğretim okullarında çevre kulüpleri kurarak çevre bilincinin gelişmesinde katkıda bulunuyorlar.
     
     
"Bazı öğrenciler doğuştan gönüllü"
     Yapılan projelerden öğrenciler not alıyor. Yani bir geçme-kalma söz konusu. Bu, projenin samimiyetini azaltmıyor mu?
     T.H.: Her öğrenci en az bir projeye dahil olmak zorunda. Ama daha fazlasını isteyenler bile oluyor.
     A.E.: Daha fazla proje yapmak isteyen çoğu öğrenci kayıt yaptırmıyor, gönüllü olarak çalışıyor. Biz kayıtlı 400 kişiyiz ama şu anda proje yapmaya gönüllü kişi sayısı 600’ü bulur. Bazen birbirimizi tanımadığımız bile oluyor. Gelip de kayıt bile yaptırmadan o gönüllülüğü almışlar üzerlerine.
     T.H.: Bazı öğrenciler projelerin zorunlu olmamasını istiyorlar. Ama çoğunluk bu projelerden çok memnun. Kendileri seve seve yapıyorlar. Zorunluluğu göz önüne bile almıyorlar. Bizce de çoğunluğun tepkisi önemli.
     M.Ö. (İkinci sınıf öğrencisi): Bazı insanlar doğuştan gönüllüler. Onlar için bir şey yapmaya gerek yok zaten. Ama böyle zorlanan kişilerle karşılaştığımız zaman ilk önce onlara yol gösteriyoruz. Bir şeyler yapmasını sağlıyoruz. Ondan sonra onlar bunu yaptıklarına çok memnun olup devamını da getirmek istiyorlar. Bu zorunluluk da bu tip insanları bulmamız için çok iyi bir yol oluyor bizim için.
     A.E: İlk kez bu işe başlayan bir öğrenci bunu "geçeceğim-kalacağım" meselesi olarak görüyor. Ama mesela bir projedeki küçük bir çocuğun onları kucaklaması, her şeyin devamının gelmesine yeterli oluyor. Bu durumdan sonra yüksek not alma hırsı diye bir şey söz konusu olmuyor. O tadı yakalayan birinin kalması söz konusu değil. Zorunlu olan projenin onlara ne gibi ufuklar açtığını anlıyorlar.
     
     
     



 CUMARTESİ


Bu çocuklar harika
Dersimiz "Toplumsal duyarlılık"
"Türkçede en çok ‘güle güle’yi severim"
Mafya can çekişiyor
Ölüm hücrelerinin fotoğrafçısı
Mecbure’nin gözlemeleri için Maçka’da kuyruk var
Kadın rollerinde erkekler...
Cemali formülü buldu
"Chill out" onlardan sorulur
Park Orman’da yaz Urban Bug ile başlıyor
Haftanın Buluşma Noktaları
Ne var, ne yok?
Bu yazı annem için...
Yol beni, yol yol beni
Bir mucidin yaşamöyküsü


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet