
|


Türk modacının mankeni Avusturya Prensesi
Avusturya Prensesi Camilla von Habsburg, Türk modacı Atıl Kutoğlu için mankenlik yapıyor. Milliyet Pazar’a Kutoğlu ile dostluğunu anlatan Prenses "Atıl, Avusturya’da modada bir numara" diyor
Mefaret Aktaş
En son Türk bayrağı motifleri taşıyan tasarımları Türkiye’de tartışmalara yol açan modacı Atıl Kutoğlu bu tasarımlarını podyumda bir prensese giydiriyor! Her şey bir partide başlıyor. Avusturya Prensesi Camilla von Habsburg ve Kutoğlu, prensesin kuzeni Avusturya Veliaht Prensi Karl von Habsburg ve eşinin Salzburg’da verdiği Türk temalı bir davette tanışıyorlar. Fürstenberg’ler, Sachs’lar, Ağa Han, Bianca Jagger ve Gilbert & George gibi ünlülerin de katıldığı bu partide prenses, Kutoğlu’na koleksiyonlarının hayranı olduğunu söylüyor. Ardından onun tüm defilelerini izlemeye, Viyana’daki showroom’unu sık sık ziyaret etmeye başlıyor. İkisi yakın dost oluyorlar. Ve iki yıl önce Kutoğlu prensesi Belvedere Sarayı’nda yapılan ve kendisi için çok önemli olan bir defilede podyuma çıkarıyor.
Prenses von Habsburg bir manken değil, başka kimse için de mankenlik de yapmıyor. Ama bugün İtalya’da, Como’da yapılacak bir defileye gecenin onur konuğu olarak Atıl Kutoğlu’yla birlikte ve yine onun bir tasarımıyla katılacak. UNICEF tarafından polioplus hastası çocuklar yararına düzenlenen "Gala Della Moda 2002" adlı bu gecede İtalyan modacılar Roberto Cavalli ve Rafaella Curiel’in de kreasyonları sergilenecek. Prenses Camilla von Habsburg, Milliyet Pazar’a Kutoğlu ile olan dostluklarını, neden onun mankeni olmayı kabul ettiğini ve modern dünyada "prenses olmayı" anlattı. Hemen her cümlesinden ünlü modacıya çok düşkün olduğu belli olan Prenses "Benim tutucu bir ailem var, mankenliği meslek olarak yapmam mümkün değil" diyor!
Daha önce mankenlik yapmış mıydınız? Camille von Habsburg: Hayır, hiç. Sanat tarihi okudum. Yoga ve Uzakdoğu masaj teknikleriyle ilgileniyorum. Yardım derneklerinde gönüllü çalışıyorum. Her kadın; manken, film yıldızı olmayı hayal eder ama ben tutucu bir ailenin üyesiyim, bu meslekleri yapmam mümkün değil.
Atıl Kutoğlu size mankenlik yapmanızı teklif ettiğinde ne düşündünüz? C.H.: O defile Belvedere Sarayı’nda olduğu için severek kabul ettim. Sonra gazeteler "Camilla’nın eteği çok miniydi", "Habsburg Ailesi bu işe ne diyecek?" diye yazdı ama umurumda olmadı, ben memnundum. Şimdi Salzburg’ta bir firma benden ve Manni Sayn-Wittgenstein-Sayn’dan (Salzburglu yaşlı ve çok ünlü bir prenses) katalogları için birer fotoğrafta modellik yapmamızı rica etti. Como defilesinde de ben Atıl’a refakat ediyorum aslında. Ama onun bir kreasyonunu giyeceğim.
Kutoğlu’nun kıyafetlerini günlük hayatta giyiyor musunuz? C.H.: Atıl Kutoğlu imzalı çok kıyafetim var. Çok pratik ve şıklar. Üstelik onun giysileriyle insan kendini "Binbir Gece Masalları"nda gibi hissediyor. Avusturya’da modada bir numara Atıl Kutoğlu. Avrupa’da büyük bir balo, davet varsa mutlaka ondan giyinirim. Geçenlerde Karlsbad-Çek Cumhuriyeti’ndeki büyük bir baloda ve Salzburg Festivali’nde de giydim. Gündelik kıyafetlerinden bayraklı tişörtlerini çok sevdim. Kesimleri çok müthiş. Deri giysileri de öyle...
Başka hangi markaları seviyorsunuz? C.H.: Aslında biraz tutucuyum galiba giyim konusunda. Ama kendime göre, kendini çok rahat hissettiğim bir stilim var. Etro’yu, Dolce & Gabbana’yı, Blue Marine’i ve Joseph’in de pantolonlarını seviyorum. Ayakkabı da Sergio Rossi ve yine Atıl Kutoğlu. Takıda Bvlgari, Elsa Peretti ve Lalounis’i beğeniyorum.
Hayatınız bizimkinden farklıdır herhalde. Prenses olmanın ayrıcalıkları neler? C.H.: Prenses olmanın ayrıcalığı, bütün ailenin ve diğer yakın ailelerin gözlerinin üzerimizde olması herhalde! Şaka bir yana, bence bugünkü yaşantımızda büyük bir ayrıcalık yok. Yani büyüklerimizin bu ülkeleri uzun yıllar idare etmiş olduklarını bilmek güzel. Bir de dünyanın her yerinde Atıl gibi dostlarımızın olması hoş. Ama bunun dışında modayla çok ilgilenen, iç içe olan biri değilim. Hayatta başka önceliklerim var.
Peki gündelik hayatınız nasıl, yani sizin işiniz, "prenses olmak" nasıl bir şey? C.H.: Çok yoğun ve hareketli bir yaşantım var çok şükür. Yardım organizasyonları büyük zamanımı alıyor. Dünyanın değişik yerlerindeki arkadaşlarımı ziyaret etmeyi çok seviyorum. Aileme karşı sorumluluklarım var, onlarla zaman geçirmeliyim. Annem İngiliz olduğu için İngiltere’ye sık gidiyoruz. Şimdi Almanya ve Avusturya’da hasta çocukların müzikle tedavisi üzerine bir çalışmamız var.
Türkiye’ye hiç geldiniz mi? Bir kez geldim. Çok güzel bir ülke. İstanbul gerçekten Doğu’yla Batı’nın buluştuğu bir yer. Orada çok sevdiğim bir arkadaşım var. Bütün tanıdıklarım güney kıyılarınızın güzelliğinden söz ediyor. Umarım bu yaz oralara tatil yapmaya gelebilirim.
PAZAR


Futboldan sağlı sollu ataklar
Sarayın saat ustası
"Jean Paul Gaultier kıspeti kadınlara giydirecek"
Türk modacının mankeni Avusturya Prensesi
"Neşet Ertaş’ı, Bon Jovi gibi söyleyebiliyorum"
Birinci ve ikinci kuşağın sergisi
Muhallebiciler yeniden moda oldu
200 kişi "Nazım" için stüdyoya girdi
İşimiz 66’ya kaldı...
Formula 1 arabaları Antalya’da
Romlar güzelleşiyor
Lezzetli balığın reçetesi Kireçburnu’nda
Okurları onu, o ise kadınları sevdi
Türkkaya Ataöv
Acaba neden uyuşturucu kullanıyorlar?
Mazhar Alanson, Özgür Kız’dan şikayetçi
8 kitap tekmili birden
İki pazar öyküsü
SAYFA BAŞI

|
|

|