
|

Sağım, solum, arkam sobe...
Kemal Derviş'e sormuşlar:
- Beyefendi, sizce "demagog" diye kime derler?
Kemal Derviş:
- Ülkesine göre değişir, demiş. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri'nde, sandalı kendisi sallayıp da, denizde korkunç bir fırtına olduğuna herkesi inandıran adama, derler...
- Ya bizde?
- Bizde tam tersidir. Tayfun patlamış, dalgalar kabarmış, sandal alabora olmak üzereyken, dümene kurulup, gülücüklü bir yüzle "Hava enfes, denizde kırışık yok, pupa yelken gidiyoruz" diyen adama derler.
* * *
Ünlü yontucu Rodin'e:
- Bu güzel heykelleri nasıl yapıyorsunuz, diye sormuşlar.
Rodin:
- Taşın fazla tarafını atıyorum, geriye heykel kalıyor; demiş.
Arı yürekli Kemal Anadol'a sormuşlar:
- Acaba bizde de, politika aleminden "avantacılığı" çıkarıp atsalar; geriye sadece demokrasi kalır mı?
Anadol:
- Evet ama, demiş, yine de bir kuşku düşüyor insanın içine; ya geriye hiçbir şey kalmazsa, diye...
* * *
Genç kuşak siyasetçileri, konuşmak için fırsat bulup da kürsüye çıktılar mı, genellikle:
- Türkiye'nin durumuna şöyle bir bakalım, diye başlıyorlar söze...
Türkiye'nin durumuna şöyle bir bakalım...
Vaktiyle bir akıl hastanesine yeni atanmış bir başhekim; hastaneyi gezerken, en alt katta, gözünü, oradaki bir kapının deliğine dayamış, bakıp duran birini görmüş. Ve adamı itip neye baktığını anlamak için, deliğe doğru eğilmiş.
Kıyıya çekilen adam:
- İlahi doktor bey, demiş. Ben tam kırk yıldır bakıyorum da, bir şeycik göremedim; sen bir bakışta ne göreceksin ki sanki...
* * *
Biri yüksek sesle gazete başlıklarını okuyordu:
"Krizde işsiz kalanlar hayata küstü. İşsizlerin yüzde 36.4'ü yeniden iş bulma ümitlerini kaybettikleri ve bütün paraları bittiği için dışarıya bile çıkmıyor."
Öteki soruyordu:
- Başka ne var?
"Hükümet ortağı üç liderin, 17 gün aradan sonra ilk defa bir araya gelmesiyle oluşan hastanedeki kader zirvesinden sonrası, erken seçim yok."
- Başka ne var?
"Cuma günü hareketlenen piyasalar, Ecevit'in sağlığının iyiye gitmesi ve Derviş'in, seçimin ekonomiyi etkilemeyeceği sözleriyle yatıştı.
- Başka ne var?
"CHP Bilim Platformu kriz işsizlerini araştırdı. Psikolojik yıkım oldu."
- Başka ne var?
"Tıpta yeni kavram. Başbakan tam mobilize."
- Başka ne var?
Gazetelerin başlıklarını okuyan, başını gazetelerden kaldırdı:
- Köylünün biri, dedi, bir lokantaya gitmiş. Garsona:
"- Ne vaa, diye sormuş. Garson:
- Keşkeş yağlı güzel çorba vaa, demiş.
- Başka ne vaa?
- Keşkeş yağlı güzel pilav vaa...
- Başka ne vaa?
- Keşkeş yağlı güzel patlıcan kebap vaa...
- Başka ne vaa?
- Keşkeş yağlı güzel bamya vaa...
- Başka ne vaa?"
Sonunda garson kızmış:
"- Ananın, demiş, şalvarlı şalgamı vaaa..."
* * *
Emekli olduktan sonra kendisine iş arayan eski bir valiye, sık uğramaya başladığı bir kahvede, Dertli'nin şu kıtasını yazıp göndermişler:
Rızk için üzüntü çekme alemde
Rezzak ismi varken levh - i kalemde
"Güç"ün "kolayı" var kalma elemde
Attan inen yine biner demişler
Emekli vali, halk şiirine meraklıymış. Dertli'nin kıtası altına hemen şu dörtlüğü yazıp, geri göndermiş kağıdı:
Elbet umut hiç kesilmez alemde;
Aynı şeyi söylerdi benim köse dedem de...
Gerisine emeklilik girince,
Ata ancak binersin ölünce cehennemde...
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|