
|

‘Seçim çare olmaz’
Sekizinci durak Adana’da iki talep vurgulanıyor: Seçim ve Partiler Yasası değişsin. Biri ekliyor: Bunlar değişmeden gidilecek bir seçimden daha büyük karışıklık çıkar
ADANA
Anadolu yollarında sekizinci durak Adana. Gitgide güzelleşen, toparlanan bir kent. Seyhan Nehri’nin kıyısı ve su boyunca uzanan yemyeşil parklar püfür püfür esiyor.
1984’ten beri üçüncü dönemdir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda oturan Aytaç Durak’la da sohbetin konusu tabii ki siyaset.
Politika çıkmazdan nasıl kurtulur?
Şöyle diyor Aytaç Durak:
"Bugün politikacıyı kim görse pat diye vuruyor. Belediye başkanlarına karşı böyle davranmıyorlar. Çünkü başkanları kendileri seçti. Ya milletvekillerini? Onlar seçmedi, lider seçti! Ankara’dan, partilerin merkezinden gönderilen listeleri onayladı halk, o kadar. Bir yerde milletin vekili değil, seçilenler... Halkın belini bir de kriz bükünce, politikacıların itibarı büyük darbe yedi. Onun için gözü politikacıyı görmek istemiyor."
Masada iki talep vurgulanıyor:
Seçim Yasası’nın değişmesi...
Partiler Yasası’nın değişmesi...
"Korkunun ecele faydası yok!"
Bundan önce uğradığım yedi ilde olduğu gibi Adana’da da aynı tespit hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tekrarlandı:
"Bu yasalar değiştirilmeden gidilecek bir seçim çare olmaz."
Biri ekledi:
"Siyasi Partiler ve Seçim yasaları değişmeden gidilecek bir seçimden daha büyük bir karışıklık çıkar. 1999’daki 3 ayaklı masa yerine, bu sefer 5 ayaklı bir masa, yani çok daha fazla partili bir koalisyon çıkabilir seçim sandığından..."
Adana’da siyasetin nabzını birinci elden tutan birinin şu sözleri ilginç:
"Koalisyon hükümeti ekonomide hakikaten çok radikal ve önemli kararlar aldı. Bunu yapabilen koalisyon ortakları, siyasi partiler ve seçim kanunlarını neden değiştirmesinler ki. Nasıl olsa seçim sandığında bir bedel ödeyecekler. Son defa bir de bu yiğitliği yapsınlar."
Ve şunu ekliyor:
"Korkunun ecele faydası yok!"
Koalisyon partileri çöküyor!
1999 seçimlerinde iki parti büyük patlama yaptı Adana’da. DSP 220 bin oy ve yüzde 26 ile 5 milletvekili, MHP 200 bin oy ve yüzde 23.6 ile 4 milletvekili çıkardı.
Bu nasıl oldu sorusunun bir yanıtı:
"Hormonlu iki parti bunlar. DSP patlama yaptı, çünkü Ecevit başbakanken Öcalan Türkiye’ye paketlendi. MHP ise PKK ve Apo’nun idamıyla türban yasağına karşı meydanlara çıktı. Ecevit ve Bahçeli açısından tabii dürüstlük konusu da olumlu rol oynadı. Böylece 1999 seçimleri en başta bu iki partiye yaradı."
Şimdi durumları nedir?
DSP büyük bir inişte.
Aksini söyleyene rastlamadım.
MHP ise 1999’u bir daha göremez. DSP kadar olmasa da oy kanaması yaşıyor. Oyların yüzde 12’sini toplayan ANAP’ın böyle giderse daha da aşağı inmesi sürpriz olmayacak.
Yeni adres ne olabilir?
Adana’da da 1999’da yurt genelindeki oyunu, yani yüzde 8’i almış olan CHP’nin yükselişte olduğu genellikle teslim ediliyor. Bir zamanlar solun kalesi Adana yine CHP’nin kalesi haline gelebilir mi?..
Evet diyen de, hayır diyen de var bu soruya. DSP’deki düşüşten CHP kısmen yararlanacak diyenler çoğunlukta bugün için...
Tayyip ve AK Parti olgusu Adana’da da kendini belli ediyor. Hatta şehrin güney varoşlarında, yani Kürtlerin yaşadığı ve HADEP’in güçlü olduğu yerlerde yayıldığı belirtiliyor.
Kentin politik nabzını elinde tutanlardan biri şöyle dedi:
"Tayyip konusunda halkın önüne Adana’da daha inandırıcı yeni bir adres konmazsa, AK Parti çok daha güçlü çıkabilir sandıktan..."
Adana’nın Yurt Mahallesi.
Galiba Türkiye’nin en büyük mahallesiymiş. Sakinlerini daha çok CHP’lilerin oluşturduğu bir kahvede cuma günü öğle vakti siyaset meydanı kurduk.
En çok yakınma konusu:
Soldaki bölünme...
Bir inşaat boyacısı:
"1999’da CHP’ye verdim. Ama bu sefer kararsızım. Karayalçın’a da, yine Halk Partisi’ne de atabilirim oyumu..."
Bir park bekçisi:
"DSP’de il delegesiyim. Ama seçimde oyumu CHP’ye verdim. Delege olmasam DSP’de, asgari ücretle park bekçisi olamazdım. Solda bölünmüşlük var, alt tabakaya yaklaşım yok."
Emekli, 50 yaşlarında bir işçi:
"Hasan Bey, Halk Partiliyim. Ufalandıkça ufalanıyoruz. Karayalçın da kuruyor parti, Mümtaz Soysal da..."
"CHP bir olur!"
Yurt Mahallesi’nin 22 bin seçmeni var. 1999 milletvekili seçimlerinde koalisyon partileri DSP bir, MHP iki ve ANAP üç olarak sıralandı. Ama şimdi bu üçlünün yerinde artık yeller estiği belirtiliyor.
Mahalle muhtarının sözleri: "CHP bu sefer daha fazlasını alacak mutlaka. Oylar bölünmezse eğer CHP bir çıkar."
Tayyip’in ‘ampul’üne gelince...
Kahvede bir görüş şekilleniyor:
AK Parti’nin geliştiği.
Park bekçisi şöyle diyor: "Bak abi, bunlar eskiden Erbakan Hoca’nın takımı gibi gizliden gizliye çalışıyorlar. Kapı kapı geziyorlar. Yiyecek, giyecek dağıtıyorlar. Organize vaziyetteler."
İşçi emeklisi: "CHP bir olur, ama böyle giderse Tayyip ikinciliğe oturabilir."
Beyaz eşya satıcısı:
"Bu delegelik sistemiyle gitmez beyim. Adaylar konusunda tabanın sesine kulak verilmiyor. CHP’de de bu böyle. Böyle oldukça bizim partimiz de iktidar olamaz. Parti içi demokrasiyi yaz abi..."
Esas oğlan kim olacak? Kazancılar Çarşısı... Şivesinden belli, Doğu’dan. Arabasında karpuz satıyor. Neşeli, gözünün içi gülen bir insan:
"Diyarbakır değil, Adana karpuzu."
Soruyorum:
"Kime verdin oyunu?"
"Bizim partiye, HADEP’e."
"Peki bundan sonra..."
"Tayyip’e, AK Parti’ye..."
"Niye değiştiriyorsun?"
"Yeni o! Ayrıca karşı koyuyor, tavır koyuyor. Türbanımızı, başörtümüzü savunuyor." Sobacı da açık sözlü: "Biz Doğru Yolcu’yuz beyim. Ancak CHP yükseliyor. Hareket’le DSP kaybediyor. CHP bir, Tayyip iki, biz üçüncü oluruz Adana’da..."
"Baykal’a değil, CHP’ye..."
Kebapçının cevabı:
"Boş attım geçen sefer. Ama bu defa cezasını kaldırıyorum. Ancak Baykal’a değil, CHP’ye oy atıyorum."
Taksici:
"Ecevit’e verdim, haram olsun!"
Adana’nın tarihi Saat Kulesi’nin dibinde tespih satıyor.
"Oyun kime?"
"Daha önce Refah’tı, şimdi AK Parti."
"Niye öyle?"
"Hoca yasaklı."
"Tayyip de şimdi yasaklı ama."
"Tayyip girer girer seçime, meraklanmayın."
"Erken seçim derim ama..."
Bol acılı Adana. Bol yeşillik. Şalgam suyu. Üstelik öğle vakti. Tam yazı zamanı, rehavet çökecek... Öyle de olsa, Gaziantep gibi Adana da kebapsız olur mu hiç?..
Ve Anadolu yollarımızın sebebi hikmeti olan siyaset geyiği kesintisiz sürüyor. (Serdar Turgut’luk bir ortam! Keşke o da olsa, neler çıkartırdı? Bir Anadolu yolları da onunla yapsak, okunurdu herhal... Ben umum neşriyat müdürü olsam, onu özellikle gönderirdim New York yerine, acılı Adana’ya...)
Adana’nın önde gelen işadamlarından biri, "Hiç düşünmem erken seçim derim" diyor, "Ama bir de sandıktan istikrar çıkacağını bilsem."
Bir meslektaş: "Açın Adana’nın yerel gazetelerini, neredeyse her Allah’ın günü birkaç intihar haberi... Kriz böylesine vurdu."
Sandıktan ne çıkacak?
"Yeni oluşumlar bekleniyor ama zaman yok."
İşadamı:
"Kararsızlar hâlâ yüzde 60’larda bence... Mehmet Ali Bayar henüz daha işin başında. Değiştirebilir bazı şeyleri..."
CHP’li bir avukat:
"Son karar noktasında, sandığa giderken vatandaşın daha çok CHP’ye yöneleceğine inanıyorum."
Bir meslektaşımın şu sözleri ilginç:
"Şu da söylenebilir. Hani çocukluğumuzun filmlerinde ‘Esas oğlan kim?’ diye merak edilirdi. Siyaset sahnesinde de bu merak devam ediyor."
Esas oğlan kim olacak dersiniz?
Yarın dokuzuncu durak İçel’de esas oğlanı aramaya devam edeceğiz. İyi pazarlar!
Yarın: İÇEL
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|