
|

Lise 3’ler niye hastalanıyor?
Su günlerde lise son sınıflar bomboş. Çoğu ya raporlu ya da izinli. Devamsızlık hakkını kullananların sayısı da bir hayli fazla.
Nedeni açık: Üniversite sınavı. 16 Haziran’daki ÖSS öncesinde özellikle iddialı adaylar, şanslarını daha da artırabilmek için okulu kırıp günlerini dershanede ya da özel hocalarla geçiriyorlar. Okul ve hastane yönetimleri de bu danışıklı dövüşe göz kırpıyor.
Bir doktor isyan ediyor: Gençlerimizi daha bu yaşta sahteciliğe alıştırıyoruz. Hasta değilken hasta raporu veriyoruz. Hastane yöneticileri ve raporcu doktorların savunmaları da bir hayli ilginç: Biz vermesek mutlaka rapor alabilecek birini gidip buluyorlar. Sonra da kötü olan biz oluyoruz...
Milli Eğitim Bakanlığı önceki yıl devamsızlık ve rapor süresini iyice azalttı. 10 günü keyfi, 20 günü de raporlu olmak üzere devamsızlık süresi toplam 30 gün. Yani gerekçesi ne olursa olsun 31 gün okula devam etmeyen öğrenci sınıfta kalıyor. Nitekim geçen yıl bazı okullar bu konuda çok katı davrandılar ve öğrencilerinin gözünün yaşına bakmadılar. Ama genel olarak bakıldığında liselerin pek çoğunun bu konuda oldukça toleranslı davrandıkları dikkat çekiyor. Gerekçeleri de okullarının başarı sıralamasında daha üst sıralara tırmanması...
Fen liseleri ortaöğretim başarı puanı nedeniyle boşaldığı için lise 2 ve 3’üncü sınıflarda boş sıralara eğitim yapılıyor. Diğer okullarda ise raporlar yüzünden derse gelenlerin sayısı sınırlı. İşin garibi bu durum yıllardır böyle devam ediyor. Peki neden daha sıkı bir denetim ya da okuldan kaçışı durduracak yeni tedbirler alınmıyor? O da ayrı bir konu. Görülen o ki dershaneler öğrenci için daha cazip. Oysa tek aşamalı sınav sistemine geçildiğinde ilginin azalacağı dile getirilmişti. Ama tam tersi oldu. Tablo, ekonomik koşulları iyi olanlar yönünde bozulmaya devam ediyor. Bu da fırsat eşitliğini bozan en önemli göstergelerden birisi!..
Bilişim de parası olandan yana
Bilişim sektörünün gelişmesi eğitimde yeni ufuklar açıyor. Öğrenci artık internet sayesinde istediği bilgiye anında ulaşabiliyor. İnternet üzerinden mastır, doktora programlarının sayısı giderek artıyor. Bir süre sonra oturduğunuz yerden dünyanın öbür ucundaki bir üniversitenin derslerini alıp mezun olmanız işten bile değil.
Önümüzdeki 10 yılda bilgiye sınırsız bir şekilde ulaşmak mümkün olabilecek. Hatta maliyetler sıfıra yakın bir düzeye inecek. Ama sıfır maliyetli bilgiye ulaşmak için de her altı ayda bir modelleri değişen bilgisayar altyapısının elde olması gerekiyor. Bunun için de elbette yüklüce para lazım. Anlayacağınız sanal âlemden de parası olanlar daha öncelikli ve daha yaygın bir şekilde yararlanabilecekler.
İşte devletin bu aşamada devreye girmesi bekleniyor. Klasik eğitimde olduğu gibi sanal eğitimde de dengenin parası olanlardan yana bozulmaması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekir. İnternetin yaygınlaştırılması ve maliyetin düşürülmesi işte bu açıdan çok önemli...
Özetin özeti: Eğitimin kitleselleşmesinin önündeki engeller kaldırıldığı sürece hedefe yani çağdaş dünyaya ulaşmak çok daha kolay olacaktır...
aguclu@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|