
|

Mondi skandalı üzerine
Beşiktaş yönetimi, 100’üncü yıl kutlamalarını futbolda şampiyonlukla taçlandırmak istiyor.
2003 sezonunun simgesel anlamı büyük.
İddia büyük olunca hazırlıklar da ona göre yapılıyor, Bilgili ve arkadaşları ‘yüzyılın takımını’ kurmaya çalışıyorlar.
Yönetim, iki yıl önce işbaşı yaparken taraftara Avrupa’da başarıya koşan bir Beşiktaş sözü vermişti. Serdar Bilgili, fanatik taraftarın karşısına ‘Başaramazsam beni İnönü’ye asın’ diye çıkmıştı!
Bilgili yönetimi ‘ikinci kongre zaferi’ne karşın Süper Lig şampiyonluğuna bu yıl da uzanamadı.
Yedi yıldır şampiyon olamayan BJK topluluğu. Ve 100’üncü yıl baskısı.
Beşiktaş yönetimi 3 antrenör ve sayısız futbolcu değişikliğinden sonra mazeret üretmenin taraftarı kesmeyeceğini bildiği için müthiş bir transfer atağına geçti. Başarı modeli olarak Galatasaray’ı seçti. Daha doğrusu GS’nin ‘başarılı’ kadrosuna el atarak, rakibi dağıtma yoluna gitti.
Galatasaray’ın Fatih Terim tercihi nedeniyle Lucescu ile yollarını ayırması BJK yönetimini ‘kolay’ bir tercihe itti. Takımı şampiyon yapan Romen teknik adamın gözü parada değildi, Beşiktaş’a hem ‘ucuz’a gelecekti hem de, ‘Fatih Terim rekabeti’ nedeniyle GS’ye karşı kendisini kanıtlama uğraşında olacaktı.
Bilgili’nin ise Scala ve Daum yanlışlarından sonra dışarıda yeni bir maceraya mecali kalmamıştı.
Mircea Lucescu’ya takım emanet edildi.
Beşiktaş gibi, Avrupa’da başarı kovalama iddiasındaki bir takımın 100’üncü yıl çıtasını Galatasaray’ın bıraktığı bir antrenörle aşağıya doğru çekmesini yadırgamıştık.
Daha büyük düş kırıklığını bir Beşiktaşlı olarak Mondragon’un transfer girişiminde yaşadık.
Zorla güzellik olmaz!
Adam Beşiktaş’a gelmek istemiyor. Kaleye mi bağlayacaksınız?
Hüsnü Güreli, Yıldırım Demirören, İbrahim Altınsay, Lucescu’yu alarak ‘Metz seferi’ne çıktılar. ‘Bosman yasaları’ndaki futbolcu iradesini hiçe sayarak Metz’le anlaştıkları haberini kamuoyuna ve İMKB’ye bildirdiler.
Ertesi gün Özhan Canaydın ve Ali Dürüst, GS’de kiralık oynayan Mondragon’un transferini bitirdiler.
Eskiden böyle şeyleri Fenerliler yapardı.
Başkasına yar olmasın diye rakip takımdaki oyuncuları astronomik fiyatlarla toplarlardı. Madem Beşiktaş’ın kasası dolu, bir kaleci için 5 - 6 milyon doları gözden çıkarabiliyorlar, geçen yıl niye Nihat’ı sattılar?! Nihat sezon ortasında zorla gönderilmese BJK şampiyonluğu kovalamaz mıydı? En azından ligi ikinci bitirip Şampiyonlar Ligi’ne katılabilirdi.
Mondi’ye ‘Kunta Kinte’ muamelesi yapan acemi yöneticiler Afrika’nın eski ‘köle tacirleri’ni çağrıştırmanın ötesinde Beşiktaş’ın ‘ağırlığını’ da sarstılar. Umarız ‘sahaya işeyen’ Pascal’ı da tekrar İnönü’ye getirmezler.
100’üncü yılda şampiyonluk her şey demek değil.
İlkeler ve etik değerler korunsun, şampiyonluk nasıl olsa gelir!
dsazak@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|