
|

27 Mayısçılar İSO’da Dinçkök’ü indirip Koç’u başkan yapmış
İstanbul Sanayi Odası İSO’nun 50. yıl kutlamalarını yansıtan bu ayki dergisinde ilginç bilgiler ve fotoğraf kareleri var. Örneğin Vehbi Koç ve Nejat Eczacıbaşı’nın yan yana oturdukları 60’lı yıllara ait bir İSO Meclis toplantısı.
Ya da 27 Mayıs İhtilali’nin ardından Başbakanlık koltuğuna yeniden oturan İsmet İnönü’nün 1962’de Şahap Kocatopçu, Fethi Çelikbaş ve Bülent Ecevit gibi bakanlarıyla sanayicilerin sorunlarını dinlediği toplantı.
İSO’nun kuruluşundan bu yana tüm yönetim kurulu listelerinin tarihleriyle birlikte yer aldığı bölüm de müthiş ilgi çekici. Kimler gelmiş kimler geçmiş İSO yönetiminden...
Hele 27 Mayısçıların 1960 İhtilâli’nden sonra İSO’da yönetimi feshederek yerine getirdikleri ve 2 ay görevde kalan 5 kişilik geçici komitede bakın kimler var:
Vehbi Koç (Başkan)
Dr. Nejat Eczacıbaşı (Başkanvekili)
Dr. Şahap Kocatopçu
Kemal Haraççı
İsmail Dilber
Vehbi Koç, Ömer Dinçkök’ün babası Raif Dinçkök’ün yerine atanmış. Demek Raif Bey Demokrat Parti’ye yakınmış. (Koç’un CHP’ye yakın olduğunu biliyoruz.)
27 Mayısçılar tarafından feshedilen Yönetim Kurulu ve İSO binasına sokulmayan sanayiciler şunlar:
Raif Dinçkök (Başkan)
Refik Bezmen (Başkan Vekili)
Dr. Nüzhet Tekül (Başkan Vekili)
Üyeler: Ziya İnankur, Yekta Teksel, Fikret Erenyol, Hamdi Gürsoy, Hasan Yelmen, Mustafa Somuncu, Abdurrahman Yazgan ve Ahmet Ramazanoğulları.
İTO’da 27 Mayısçıların atadığı 5 kişilik komiteden Behçet Osmanağaoğlu sonradan defalarca seçilerek İTO Yönetim Kurulu Başkanlığı yaparken, İSO’da ise Vehbi Koç sahiden geçici başkan olmuş, sadece 2 ay bu görevde kalmış. Ve yardımcısı Eczacıbaşı ile birlikte ihtilâlin öncesinde olduğu gibi sonrasında da İSO Yönetim Kurulları’nda hiç görev almamış.
Kütüphanecisi olmayan kütüphane, kitap deposudur! Kütüphaneme sığmayan kitaplarla ilgili kendi halinde bir yazımın, siz Milliyet okurlarının bu denli ilgisini çekebileceği, kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.
Geçtiğimiz günlerde kitap isteyen kütüphane ve okul adlarını bu köşede yayınlamıştım. Evlerinde kitap fazlası bulunan onlarca okurumuz, bizi arayarak kitap isteyenlerin telefon, faks ve e - posta adreslerini aldılar. Bireysel istekleri ise zaman içinde kendim karşılamaya çalışacağım.
Bu arada kütüphaneci okurlarımızdan da haklı uyarılar geldi. Örneğin Yrd. Doç. Dr. Ümit Konya, "Her okula bir kütüphane" türünden kampanyalara bir de kimsenin aklına gelmeyen "Her okula bir kütüphaneci" kampanyasının eklenmesi gereğine işaret ediyor ve diyor ki:
"Her kitabın bir kullanıcısı olduğu gibi, her kullanıcıya hitap eden bir kitap vardır. Önemli olan, bağışlanacak kitapların doğru yerlere yönlendirilmesidir. Bir ilköğretim okuluna ya da üniversite kütüphanesine yönelik kitapların konuları elbette farklı olmalıdır.
Bu konuda düzenlemeyi yapmak, hangi kitabın okul kütüphanesi için yararlı olabileceğini belirlemek kütüphanecinin işidir. Buna karşılık bağış kitap isteyen okulların, bu kitapları edindikten sonra onları çağdaş kütüphanecilik kuralları çerçevesinde yararlandırmaya sunma olanakları yok denecek kadar azdır.
Kitap bağış kampanyasına, ‘Her okula bir kütüphaneci’ sloganını da eklerseniz sanırım daha yararlı olur. Çünkü kütüphanecisi olmayan kütüphaneler her zaman kitap deposu olarak kalmaya mahkumdur."
M. Emin Er adlı okurum da "Halkımızın dikkatini biraz da kütüphane işletmeciliği ve yönetimi konusuna çekseniz" diyor. İstanbul’un en büyük halk kütüphanesi olan Beyazıt’taki İstanbul İl Halk Kütüphanesi’ni 20 yıl aradan sonra geçen yıl ilk defa tekrar ziyaret eden Emin Er, üzüntüsünü şu satırlarla dile getirmiş:
"Bunca zaman sonra ilerleme değil gerileme olduğunu üzülerek gördüm. Raflarda son derece eski ve yıpranmış, üstelik de az sayıda kitap vardı. Daha çok öğrenciler ders çalışıyordu. Belki arşivlerde yeni kitaplar da vardır, ama bu konuda bilgi verebilecek kimseye rastlayamadım.
Daha sonra İstanbul Üniversitesi’nin Merkez Kütüphanesi’ni gezdim. Orada ise raflarda kitap yok denecek kadar az. Kütüphane oldukça büyük ve birkaç katlı olduğu halde, hemen hemen tüm kitaplar arşivde ve pek yeni de değil. En yeni kitap 3 - 4 yıllık. Bence gazeteciler, Anadolu’daki kütüphanelerden önce Türkiye’nin en gelişmiş ve en zengin kenti olan İstanbul’daki kütüphanelerin durumuna ilgi göstermeli."
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|