
|

Matbuat, Basın Derken... Anılar...
Bedii Faik’in "Matbuat Basın Derken Medya" anıları geçmişten bugüne ibret sahneleriyle dolu. Vurup kırıp ortalığı karıştıran, kızıştıran politikacılar, Prof’lar ve medya son elli yılın olaylarını oradan okumalı öğrenmeli.
Anlamsız dövüşten kimsenin yararlanamayacağını, üstelik ülkemizin ne kadar büyük zarar görebileceğini Bedii Faik ağabeyimiz o nefis, o muhteşem üslubuyla öyle net anlatıyor ki.
Sakın yerinden kalkma!
Şimdi, burada benimle de ilgili bazı anılara ilaveler yapıyorum izninizle.
Bedii Ağabey, 1946 - 50 ve daha sonraki yılların herhalde en şık giyinen; kalemi güçlü, zekası pırıl pırıl yazarıdır.
Adı, Milliyet olmazdan önce çıkan Tan Sirkeci’de, Halil Lütfü Dördüncü’nün matbaasında basılıyordu. Halil Lütfü, Ali Naci’nin ortağıydı. Fatin Fuat bugünkü deyimle gazetenin genel yönetmeniydi, Necdet Baytok da yazı işleri müdürü. Kadroda, Kadri Kayabal, Rüçhan Arıkan, Ali İhsan Göğüş vardı, ben ise en gençleriydim. 15 günde bir bordro ile maaşların en yükseğini Bedii Faik alırdı. 375 x 2 = 750... Ali İhsan 40 x 2 = 80, bendeniz ise 25 x 2 = 50 Türk lirası.
Bir süre sonra Ali Naci ortağı ile anlaşamayınca Nuri Akça Matbaası’na, Cağaloğlu Türbedar Sokak’a kaçtık. Harap eski bir bina ortada bir soba yanıyor, iki veya üç odası var gazetenin. Herkes oralarda sığışmış. Ama gazete üniversite gibiydi, hocalardan bizzat uygulama ile ders alıyorduk. Bedii Faik’in anılarında anlattığı olay benim başıma geldi. Her sabah Ali Naci ayağı ile kapıyı itip odaya giriyor, ben hemen yerimden kalkıyordum, selam bile vermiyordu patron. Bir, iki, üç ağlayacak gibiyim. Bedii Ağabey dedi ki, "Sakın bir daha yerinden kıpırdama, yazını yaz bak ne olacak!.."
Ertesi sabah bu öğüdü uyguladım, bir de ne göreyim? Ali Naci Bey tepemde dikilmiş şöyle söylüyor:
- Monşer bize yüz vermiyorsun artık!
Bir sizden, bir bizden hapis!
Fatin Fuat DP’nin çıkardığı Zafer’e yüksek bir ücretle transfer oldu. Siyasi olaylar kızıştı, ortalık karıştı, hapis cezaları, tazminatlar. Tabii en çok muhalefet yapan gazeteciler içeriye giriyor! Menderes’in çevresi, dedikoduları önlemek için "bir sizden girsinler içeriye, bir bizden" görüşünü ortaya attılar. Kurban edilecek olan da Fatin Fuat, gazetelerinin başı!
Bedii Faik, kendisine hakaret edildiği için Zafer gazetesini mahkemeye vermişti, sorumlusu Fatin Fuat’a bir de baktık ki, bir yıl hapis cezası geldi. Yargıtay’ı şusu busu 3 - 5 gün sonra içeriye girecek!
Ben o yıllar Ankara Haber gazetesini çıkartıyordum. Haydii Fatin Ağabey dedim. Gel Bedii Ağabey’e gidelim, bir af mektubu alalım bu iş biter. Bedii Ağabey hem iyi yüreklidir, hem seni çok sever, gönlü bu işe razı olmaz!
Aradık taradık, Bedii Bey Uludağ’da Kirazlıyayla’da imiş. Fahri’nin küçücük oteli. Kalktık oraya gittik. Bedii Ağabey bizi görünce şaşırdı hem de sevindi. O gece orada kaldık, sabaha kadar konuştuk. Fatin Fuat’ın mahkumiyetini bilmiyormuş bile. Hemen yazdı af mektubunu. Fevkalade üzüldü işin bu hale gelişine. Biz de sevinç içinde Ankara’ya döndük.
Şimdi ben de işin sonunu hatırlatayım. Bedii Faik’in Fatih Fuat’ı ve Zafer gazetesini affı Demokrat Parti’nin işine gelmemişti. "Bir sizden, bir bizden hapis" formülüne uymuyordu bu mektup! Bu nedenle bir türlü affı muameleye koymadılar. Ne yaptılar, ne ettiler Zafer’in genel yönetmenini hapse tıktılar.
Bedii Faik daha neler neler anlatıyor. Kendisinden 10 yaş büyük olan Sait Faik’in babası olarak nasıl kefil olup ona pasaport aldığını, Yaşar Kemal’i, Orhan Kemal’i hepsini... Falih Rıfkı Atay’ın, Cihat Baban’ın ve diğerlerinin enfes portreleri, siyaset ve edebiyat tarihimize hazineler bırakıyor. Saygılar, sevgiler Bedii Ağabey...
SAYFA BAŞI

|
|

|