03 Haziran 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Mutluluklar

     Nazım'ın Küba devrimi üstüne olan şiirlerinden birinde Abidin Dino ile ilgili bir dize vardır.
     - Abidin sen mutluluğun resmini yapabilir misin?
     Bir resim öğretmeni arkadaş, belki de bu dizeden esinlenerek, öğrencilerine ödev diye aynı konuyu vermiş:
     - Mutluluğu çizin, demiş.
     On - on beş yaş arasındaki çocuklar, cıvıl cıvıl renklerle harika şeyler yapmışlar mutluluğu anlatan...
     Örneğin bir tanesi, mavi göğün altındaki sapsarı buğdayların, hasadı olarak simgelemiş mutluluğu...
     Bir başkası, başları bulutlar içinde öpüşen, upuzun iki zürafa çizmiş...
     Bir başkası, birbirine gülümseyen bir kızla bir erkek...
     Ve bir başkası, kocaman, sıpsıcak bir somun ekmek.
     Sonunda öğretmen de coşup öğrencilerine katılmış; o da mutluluğu soba üstünde fıkır fıkır kaynayan bir çaydanlık olarak yapmış.
     Acaba siz olsanız mutluluğu nasıl çizerdiniz, hiç düşündünüz mü?
     * * *
     İsterseniz gelin birlikte araştırmaya çalışalım.
     Kara mizaha meraklıysanız; mutluluğu, insanoğlunun ana rahmine düşmesini önleyen bir doğum kontrol hapı olarak düşünebilirsiniz. Böylece karamsar eski bir Roma ozanının görüşünü de onaylamış olursunuz:
     - En büyük mutluluk doğmamaktır.
     Sofokles ise:
     - Ölmeden önce hiç kimse mutlu olamaz, der.
     Demek ki, bu büyük Yunan sanatçısı, mutluluğu çizmeye kalksa; ya bir tabut, ya bir mezar resmi yapacaktı.
     Önüne gelenin itip kaktığı çelimsiz biri için mutluluk; belki de kimsenin dokunmaya cesaret edemeyeceği güçlü bir boksör olmaktır. O da sanırız mutluluğu, birden çıkardığı bir direkt, yahut bir kroşe olarak düşünecektir.
     Ülserseniz, mutluluk; ya sucuk kızartması, ya turşu suyudur.
     Aşıksanız burun buruna bir mırıltıdır.
     Gazoz fabrikaları içinse mutluluk, kendi gazozlarını içmektir.
     * * *
     Chateaubriand için gerçek mutluluk hiç de pahalı değildir. Pahalı olanlar, uydurma mutluluklardır çünkü...
     Yani doğal saçlara oranla, takma peruklar gibi...
     Napoleon acaba nasıl çizerdi mutluluğu? Çünkü o da:
     - İnsan her şeyi icat edebilir, mutlu olma sanatını asla, diyor.
     Belki de ağlayan iri kıyım madalyaların gözyaşlarını silen bir Jozefin'di, onun için mutluluk...
     Gorki, Rusçada, acı demekmiş. Kendine "acı"yı takma ad olarak alan yazar, insan için mutluluğu temel bir hak olarak görüyor. "Kuşlar nasıl uçmak için yaratılmışlarsa, insanlar da mutlu olmak için yaratılmıştır" sözü onun.
     Gorki'nin sözünü daha gerçekçi bir tabana oturtalım:
     - Devekuşları nasıl uçmak için değil de, koşmak için yaratılmışsa; insanoğlu da, mutluluğu bulmak için değil, peşinde koşmak için yaratılmıştır.
     Bu benzetişe göre mutluluğu, uçan bir devekuşu olarak çizmek yerinde olur.
     * * *
     Ucuzundan siyasal bir şakada mutluluk, bir tüpgaz, yahut bir teneke benzindir.
     Mutluluğu kasalar dolusu para olarak düşünmek de şiirsel değilse bile, milyonlarca kişiye göre en gerçekçi yaklaşımdır...
     Ama ben yine de mutluluk deyince, başları bulutlarda öpüşen iki uzun zürafayı yeğlerim.
     Deniz kıyısında bir kadeh rakıyla bir dilim beyaz peynir, mutluluk olamaz mı?
     Edip Hakkı ufacık bir tablo yapmış böyle... Bir kadeh rakı, bir dilim beyaz peynir... Deniz kıyısı bile koymamış...
     * * *
     Bir annenin doğan çocuğunu kucağına alması da fena değil ama, mutluluğun en bilinen, en somut biçimidir o. Çocuk Esirgeme Kurumu, yahut hemşire okulu için reklam siparişi alan grafikerlerin akıllarına, ilk olarak hep o gelir.
     * * *
     Kanuni Sultan Süleyman:
     - Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi, diyor...
     Mutluluk sağlıklı alınan bir nefesse, mutluluğu başka yerlerde aramanın anlamı yoktur. Rahat nefes almamız yeter. İsterseniz buna hava almak da, diyebilirsiniz...
     Hava almanın resmini, avuç yalama olarak düşünebilir miyiz acaba?
     - Avucunu yalamak da mutluluğun simgesi olur mu canım, demeyin.
     Şunun bunun orasını yalamaktansa, oturup avucunu yalamak, mutluluğun gururu değilse bile, gururun mutluluğudur.
     * * *
     Mutluluğu nanik olarak da düşünebilir insan... Tükürüklü budalalıklara, sinsi alçaklıklara, sünepe salaklıklara, rendelenmiş görgüsüzlüklere, duygusuz hoyratlıklara ve uydurma böbürlenmelere karşı nanik...
     Yaramaz bir çocuk naniği...
     Şimdi bütün bunları gerçekten çizip yan yana assak ve altına:
     - Mutluluklar, diye yazsak...
     En azından birkaç dakika gülerdik...
     Gülmek ise mutluluğun ta kendisidir.
     ----------
     Not: 21 yıl önce yazılmış bir yazı... "Şeytanın Aynaları"ndan...
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Osmanlı hukuku

Çetin ALTAN
Mutluluklar

Fikret BİLA
Çiller’in Ecevit şartı

Yasemin CONGAR
Ecevit sonrasına ABD’den bakışlar

Hurşit GÜNEŞ
Piyasaların terapiye ihtiyacı var!

Tuncay ÖZKAN
Yargıtay’ı bastılar

Mustafa ÖZYÜREK
FIFA, şeffaf olmayanı oynatmayacak

Derya SAZAK
Sezer Ecevit diyaloğu

Ece TEMELKURAN
Ötüken Kriterleri!

Osman ULAGAY
İnsanlığın akıl almaz serüveninde bir noktacık

Güngör URAS
Yurtdışındaki işçilerin paralarıyla kurulan holdinglerin çoğu yok oldu

© 2002 Milliyet