03 Haziran 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Avrupa Birliği için engel Kopenhag Kriterleri değil:
Ötüken Kriterleri!

Türkiye’nin AB üyeliği sürecini tökezleten Kopenhag Kriterleri değil, Ötüken Kriterleri! Dünyanın net bir biçimde "kazananlar ve kaybedenler" diye ikiye ayrıldığı bir süreçte en milliyetçisinin bile bal gibi istediği AB üyeliği bu yüzden gecikiyor...

     Gizli gizli Senegal’i tutmadınız mı? Kaleci son dakikalarda bir Fransız golü yiyecek diye içiniz sıkışmadı mı? Maraton koşularında Kenyalılar birinci gelince nasıl sevindiyseniz aynı şekilde sevinmediniz mi? Tuhaf bir sevinçtir o, içinizde bir yer sızlar aynı anda. Haritada yerini zorlanarak göstereceğiniz Senegal’e maçın son dakikalarında "Yürü be Senegal!" dedirtir! Maç biter bitmez de insanın aklına tuhaf bir umutla "Bu kupa ezilen halklar kupası olacak!" cümlesi gelir. Türkiye’de yaşamaktan oluyor hep bunlar...
     
Ay’daki adamımız Hido
     "Hidayet Vakası" da böyle bir şey. NTV’de önceki gece ABD’den canlı yayına katıldı "Hido". Yayın, enteresan bir biçimde "Hidayet Ay’dan bildiriyor", "Ay’daki ilk adamımız Hido!" aromasıyla yapıldı: Uzay mekiğinden alınanlara benzeyen karlı görüntüler, o yayınlarda geçen konuşmaların "Oralar nasıl?" merakı... Dünyanın merkezi olarak Türkiye, "dışarıya", "oralara" bir adamını göndermişti zira. Hele Hürriyet’te bir haber vardı ki... Kahramanımız Hido, Los Angeles’a gidiyor. Shaquille O’Neal ile karşılaşıyor. Shaquille "Buralara gelip de beni aramazsın ha; çok kırıldım" diyor. Efendim işte beraber yemeğe gidiyorlar. Shaquille "Burada senin paran geçmez. Sok o cüzdanı cebine" gibilerinden bir şey söyleyip hesabı ödüyor. Sanırsın ki olay Çorum’da geçiyor! Öyle candan, o derece "hemşeri" bir atmosfer yani. Türkiye’de yaşamaktan oluyor işte bunlar...
     
Ortaya karışık ızgara hissiyatı
     Aynı şekilde bu Avrupa Birliği (AB) meselesi de Türkiye’de yaşamaktan dolayı böyle acayip bir hal alıyor. Şöyle ki...
     MHP, "AB sürecini tökezleten parti" portresini kendisine pek yakıştıramasa da temelde MHP’nin pompaladığı bir psikoloji var ortada, ki şöyle özetleyebiliriz:
     "Gururumuzu kıramazlar! Yalvarmayacağız! Büyük Türk milletine boyun eğdiremezler."
     Milliyetçi kitlede yaygın olan bu enteresan psikoloji, aynı anda iki çelişik duygudan besleniyor. Milliyetçi söylemin de üzerine bina edildiği bu hissiyat Türk olmaya ve Türkiye’de yaşamaya dair iki ayrı duyguyu aynı anda barındırıyor. Birincisi, "Dünyanın merkezi Türkiye’dir", ikincisi "Bizi ciddiye almıyor". Bu iki çelişik duygu da var bu genel hissiyatın muhteviyatında. Hem büyüklük kompleksi hem küçüklük kompleksi: Ortaya söylenmiş karışık ızgara gibi bir şey yani.
     
Engel: Ötüken
     Nihayet bu karmaşık psikolojinin ortaya çıkardığı birtakım şartlar oluyor, ki biz bunlara Kopenhag Kriterleri değil, daha ziyade "Ötüken Kriterleri" demeliyiz. Ordunun bile "Ne yapsak da yapsak" uğraşı içinde Abdullah Öcalan’ın idamı ve Kürtçe eğitimle ilgili formüller geliştirmeye çalıştığı bir ortamda AB sürecini aslında Kopenhag Kriterleri değil, Ötüken Kriterleri engelliyor.
     Oy kaybetme korkusu mudur, delikanlılığa şeker sürdürmeme tedirginliği midir artık her nedense bütün gücüyle Ötüken Kriterleri’ni yerine getirmeye çalışan milliyetçilerin en büyük hatası da AB’yi yek vücut bir şey zannetmek. Onların tahayyülüne göre AB diye birtakım insanlar var ve bunlar gizli bir yerde toplanıp Türkiye ile ilgili hain birtakım kararları oy birliğiyle alıyorlar. Yok böyle bir şey tabii. Orasını sonra anlatırız da bu işin içinde Hido’yu Ay’a gönderen psikoloji gibi sanki "uzaya açılma" korkusu da var sanki. Bugünlük yer bitti. Belki devam ederiz.
     
     ecetem@hotmail.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Osmanlı hukuku

Çetin ALTAN
Mutluluklar

Fikret BİLA
Çiller’in Ecevit şartı

Yasemin CONGAR
Ecevit sonrasına ABD’den bakışlar

Hurşit GÜNEŞ
Piyasaların terapiye ihtiyacı var!

Tuncay ÖZKAN
Yargıtay’ı bastılar

Mustafa ÖZYÜREK
FIFA, şeffaf olmayanı oynatmayacak

Derya SAZAK
Sezer Ecevit diyaloğu

Ece TEMELKURAN
Ötüken Kriterleri!

Osman ULAGAY
İnsanlığın akıl almaz serüveninde bir noktacık

Güngör URAS
Yurtdışındaki işçilerin paralarıyla kurulan holdinglerin çoğu yok oldu

© 2002 Milliyet