05 Haziran 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Şekersiz şiirlerin şairi

"Yalnızlar Merdiveni"nin has şairi Nilgün Marmara 29 yaşında kendi isteği ile aramızdan ayrılalı on beş yıl kadar oluyor. Telos’tan çıkan "Daktiloya Çekilmiş Şiirler" ile Marmara yine bizimle.

     MEHMET ÇİLEK

     Nicedir kitapları bulunmuyordu ama bazı fanzinler şiirlerini ve şiirsel metinlerini çoğaltıp arka sokaklarda okunmaya bırakmıştı; edebiyatseverler de kafalarının bir köşesine onun kederli şiirlerini yazmışlardı: "Ben o zaman dutlarımı yiyordum, / susku ve güzellik için, / dönüşüyordum bir bülbüle / kanadından kalem sunan / Yazı çağırıyordum / ve biliyordum yine / yeğdir kapanması çiçeğin."
     İlk olarak "Daktiloya Çekilmiş Şiirler" 1988 yılı ekim ayında Şiir Atı Yayıncılık tarafından yayımlandı, 1990 yılında da aynı yayınevi şiirsel metinlerden oluşan "Metinler" isimli kitabı okurlara sundu. Sonra bu kitaplar da, adı geçen yayınevi de tarihe karıştı. Hem Nilgün Marmara hem de şiirleri bir süreliğine unutuldu. Bu süre içinde şiirler elden ele dolaştı, onun şiirlerini bir kez okuyanın iflah olması mümkün değildi. Küçük bir ateşin yayılması gibi pek çok insan şairin bulabildiği şiirlerini, yazılarını okudu ve sevdi. Onu tanımayanlar da Marmara denizine bakıp durdular.
     Nilgün Marmara’yı ilk kez okuyacakları şimdiden uyarmak gerekir: Bu şiirler beyaz değil, hele hele nazenin bir balon hiç değil, düpedüz şekersiz şiir. Sarıp sarmalanmayı istemeyen dizelerden mürekkep anıtlar bunlar. ‘Kederden oluşmuş tortu’ da denebilir. Öyle ki Marmara’nın yazdıkları bir okumayla kendini açığa vuran imgelerden / sözcüklerden oluşmuyor. İçinde bulunduğunuz zamana göre ikinci yahut üçüncü okumalar istiyor. Hatta mümkünse yıllar boyunca dönüp dönüp okumanızı istiyor. Daha da ileri giderek şöyle diyelim; aklınızı ve ruhunuzu istiyor sizden, karşılığında cenneti vaat etmeden üstelik: "Piyade ölgün, kum fırtınasında. / Bitsin demiş, ben çirkinim / hoşça kal!"
     Telos Yayıncılık şairin günlüklerinden seçilmiş sayfaları "Kırmızı Kahverengi Defter" adıyla yayımladığından beri şiir kitapları da bekleniyordu. Telos yine sevindirdi bizi ve şiirimizin unutulmaz yapıtlarından biri olan "Daktiloya Çekilmiş Şiirler" yeniden raflarda. Ama önceki basımından bir farkla, hakikaten kitabın sayfalarını çevirdiğinizde daktiloya çekilmiş şiirlerle karşılaşıyorsunuz. Yalnızlar merdiveninin son basamağında durmuş, rüzgârın dansını hissetmek gibi, bir anda sadece şiir ve siz varsınız. Yayınevi adına Asaf Güven Aksel kitabın başına bir not düşmüş: "Kitap değil bir dosya elinizdeki; biz okuru, Nilgün Marmara’nın ‘Daktiloya Çekilmiş Şiirler’inin bulunduğu dosyayla baş başa bırakmayı yeğledik. Eline kitaplaştırılmış hali değil de, bu dosya geçseydi, ne görecektiyse, onu görsün istedik. Şairinin yapmadığı, yapamayacağı düzeltme ve düzenlemeleri kendi bildiğimizce yapma ‘hakkımızı’ kullanmadık," diyor özetle. Elinizde bir şiir dosyası var. Olanca ağırlığıyla, çırılçıplak şiirler... "Birden ışık... / Birden çok gerçek.../ / gün sızısı artık / gelecek ağrısı" gibi dizeleri okumak öyle kolay olmayacak. Boğaziçi’nin karanlık sularında debelenmeyi göze alarak şiirle yıkanmak, şiirle arınmak yahut şiirle bakmak için okumalı.
     "Daktiloya Çekilmiş Şiirler"i okurken elinizde olmadan şöyle düşünüyorsunuz: Bir şairin yazdıklarını kitap halinde görememesi acıklıdır aslında.
     Bir kadeh içimi:
     
     DÜZ - BAHAR
     Ben mi koştum bu hünsalığa?
     Gece taşarken kadın topuklarından,
     Bilerek yada bilmeden sevdim diyenler,
     Yasını kazarken yüreğimin.
     Güz mü yanlış rengiyle?
     Kışlar mı yaşam aralığı kadına?
     Kutlandık ezgisi böyle uzak.
     Yalnızlık, yalnızlık bitimsiz.
     Gece: ipek dokusu çözüldüğünde
     Ellerim: eksik cennetim benim.
     nisan, 85
     
     
     Daktiloya Çekilmiş Şiirler
     Nilgün Marmara
     Telos Yayıncılık
     Fiyatı: 3.500.000 TL.
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Pembe gençlik oyunu
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Bu ‘kavga’yı bırakmayın!
‘Harem’de neler oldu?
Türkiye rüyası...
Şekersiz şiirlerin şairi
Ayna ayna söyle bana
Türküleriyle varoldu
Yürü ya Moby!
Makyajsız panayırlar
Beyazperdenin tutunamayanları
En sıkı polisiyeden de sıkı
Viski, puro ve güzel kadınlar!
"Elvis’in kalçasından doğdular"
Karikatür zamanın kapısını aralıyor
Düşlerin egemenliği
Saklı Kent’in saklıları
Dünya bu, boşa sıkma canını
"80’lerin vatkası değil buğusu"
Kaderin dediği olur
Uzayıp giden kuyruklar
Fin filmleri Ankara’da
"Güneş Ülkesi"nden gelen öteki
Hüznün dalgalarını kırmak
Otobüste panik var!
Beyoğlu’nda Türk müziği
Bir nefeste flamenko ve sirtaki
Haftanın albümleri
Kimler geldi, kimler geçti...
Digital kenar
Yaşar Kemal’i sevmek
Hayat atölyesi
Nefes kesen gösteri
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet