05 Haziran 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Daha 180 dakika var!

     Bendeniz okurken çalışmış bir insan olarak "üniversite kültürü" bakımından utanılacak derecede zayıfımdır. Buna bağlı olarak tavlaydı, kingdi, okeydi, bilmem. Şöyle söyleyeyim eşli piştiyi bir ay önce son derece entelektüel bir ortamda öğrenmek zorunda kaldım. Eklemek mecburiyetindeyim: Göz kamaştırıcı bir performans sergilemekte gecikmedim. Aynı şekilde maç kültürüm de yakın zamana kadar zavallılık derecesindeydi. Tam teşekküllü maç izleme tarihim Galatasaray - Leeds maçıyla başlamıştır. Fakat az zamanda çok işler başarıp hakemden önce ofsayt’ı görme mertebesine ulaştığımı belirtmek zorundayım. Ancak futbolun tadına varmak denen o apayrı olay, camianın hissiyatına vakıf olma halim, tarihi bir anda gerçekleşti. Bu tarihi an Hagi’nin Arsenal maçındaki geri pasıdır. Ağzımdan "şiir gibi yahu!" kelimeleri huşu içinde dökülürken sarsılarak anladım ki, artık ben de "onlardandım"! O anda bir kapı aralandı, ışığı gördüm...
     Göster yellow kartı!
     Yani artık "Ne var bu futbolda, hiç anlamam" yazısı yazmak biraz ayıp olur. Zira maçı Tophane’de bir kahvede yer yer "Yürü be oğlum!" diye bağırarak, "Göster yellow kartı Japon!" (Hakemin Koreli olduğunu biliyorum. Lütfen bu konuda beni rahatsız etmeyin!) diye haykırıp iyice avamlaşmak suretiyle, ayağa fırlayıp, tırnaklarımı kemirerek izlemiş bir kişiyim. Hasan Şaş’ın golünden sonra gözlerimin yaşarması ise apayrı bir olay! O anda tanımadığım bir halaya dahil olup kayıplara karışmaktan hakikaten kıl payı kurtulmuş bulunuyorum. Yıldıray’ın çıkartılmasına herkesle birlikte gıcık oldum, Alpay’ın gole giden adamı düşürmesini anlayışla karşıladım ama bir türlü kabullenemedim. Kahvede "deli bir kadının" maç izlemesini yadırgayan amcalarla kaynaşıp beraber sinirlenmemiz de Koreli hakemin Hakan Ünsal’a son dakikada kırmızı kartı göstermesi anıdır. Yaşlı bir adam ve ben, beraber ekrana doğru küfür ediyoruz, manzara bu yani.
     
     Kendini kaptırma meselesi
     Daha önce söyleseler inanmazdım, ama durum bu merkezdeyken insanın hakikaten iki - üç gün pozisyon tartışası geliyor. Alpay’ın adamı ceza sahasının dışında düşürdüğünü herkese onaylatmak istiyorsun. Hakemin maçın altında ezildiğini, neden ezildiğini konuşmak istiyorsun. Biriyle karşılıklı ikinci yarıdaki taktik dağınıklığına sinirlenmek istiyorsun. Bundan iki yıl önce asla anlayamayacağım tuhaf psikolojiler yani... İşin içine girince neden böyle olduğunu, insanların nasıl böyle kendilerini basit bir oyuna kaptırabildiklerini anlatmak da zorlaşıyor. Dışarıdan ahkam kesmek kolay, ama içine girince...
     Mesele kendini kaybetmekte galiba. Kendini bir şeye, değer miydi, değmez miydi, şöyle miydi böyle miydi demeden kaptırmakta. Herkesle ortak bir dil konuşabilmekte. Hiç entelektüel, hiç sofistike bir mesele değil bu, bambaşka. Güzelliği, kendini unutup bir şeyi izlemekte. Hep birlikte ta Güney Kore’de oynanan maç için Tophane’de bir kahvede alkış tutma, tezahürat yapma saçmalığını sere serpe yaşamakta. Yani işte işin içine girince nedendi nasıldı bunları konuşmak istemiyorsun. Sadece maçı izlemek istiyorsun. Sinirlenmek, heyecanlanmak ve sevinmek istiyorsun. Futboldan pek hazzetmeyenler bunu anlamayabilirler, ama "Daha 180 dakikamız var çocuklar!" demek istemiyorsun. 180 dakika! Az değil yani!
     Ya fakat Hasan Şaş’ın golden sonraki koşması neydi öyle? "Mühim değil" havaları filan. Dur bakalım, daha neler olacak?
     
     ecetem@hotmail.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Bahçeli ve basın

Çetin ALTAN
Türkiye'deki evrensel bir başarı açlığı

Melih AŞIK
Ya seversin...

Fikret BİLA
Bahçeli tutarlı

İpek CEM
Kelime haznemiz bizi yansıtıyor

Hasan CEMAL
Bahçeli, seçim kampanyası için düğmeye bastı!

Güneri CIVAOĞLU
Siyasi defile...

Abbas GÜÇLÜ
Parti kurmak kolay da...

Hurşit GÜNEŞ
Enflasyona rabbena mı, ettehıyyatü mü?

Nail GÜRELİ
Futbol gıcığı

Sami KOHEN
Takvimi yakalamak...

Mehmet Y. YILMAZ
Kahvehane sohbeti için rehber

Meliha OKUR
Yeniden yapılanma

Tuncay ÖZKAN
Devlet Bahçeli’nin açık sözlülüğü

Ece TEMELKURAN
Daha 180 dakika var!

Tamer HEPER
Dava çeşidi çok

Güngör URAS
İş Bankası’ndaki CHP hisselerinin satış formülü

M. Ali BİRAND
Ankara, Kıbrıs’a farklı bakıyor... (1)

© 2002 Milliyet