05 Haziran 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Ankara, Kıbrıs’a farklı bakıyor... (1)

     Son 28 yıldır sayısız Kıbrıs görüşmesi oldu ve büyük bölümünü yakından izledim. Her birinin, daha başladığı günden itibaren, sonunun gelmeyeceği hemen hissedilirdi. Ne Rumlar, ne de Türklerin gerçek çözüm aramadıkları, tribünlere oynadıkları görülürdü.
     Kıbrıs’ta ilk defa ciddi pazarlıkların yapaldığını, tiyatro oynanmadığını, her iki tarafın "kendi isteğine en yakın formül" bulma çabasında olduklarına tanıklık ediyoruz.
     Birkaç hafta önce, KKTC’nin, Rum tarafının ve BM’nin nabzını tutmuş ve sizlere yansıtmıştım. BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Ada’ya yaptığı ziyaretten sonra, nelerin değiştiğini anlamak için, bu defa Ankara’ya gittim. Pazarlıkları en yakından izleyen ve en ince ayrıntılarını bilen kişilerle konuştum.
     Çok farklı bir yaklaşım ile karşılaştım. Ankara’nın nabzının "çözüm" için
     attığını hissettim. Tepeden bakışlar yok. Tam aksine, çözüm için esneklik oranlarından söz ediliyor.
     Rauf Denktaş’ın performansını yakından izleyenler, dışarıdan görülenin tam aksine, önemli adımlar attığını, hatta zaman zaman "Ben bile kendimi tanıyamıyorum" dediğini söylüyorlar.
     Denktaş ve Mümtaz Soysal ikilisinin
     hiçbir saplantıları olmadığının altı sık sık çiziliyor.
     "Askerin tutumu nedir?" diye sorduğumda hem askerlerden,
     hem de olayın içindeki sivillerden
     hep aynı yanıtı aldım:
     "...TSK’nın tek kaygısı, işin güvenlik yönü. Güvenliği sağlayabilmek için sayıca eşitlik ilkesine uyulması, Türk toplumunun ileride Batı Trakya Türklerinin durumuna düşmesini engelleyecek önlemlerin alınması. TSK, Kıbrıs’ın üstüne oturmayı düşünmediğini çok açık şekilde gösterdi..."
     
     Peki, durum böyle ise neden ilerleme olmuyor?
     Ankara’da hissettiğim, her şey Klerides’in atacağı adımlara endekslenmiş. Rum tarafının duyarlı olduğu konular dikkate alınıyor. Ancak Klerides’in,
     özellikle CNN TÜRK’e verdiği son demeçte, çok makul görülen adımlarının arkasının gelmediği belirtiliyor.
     "Klerides, bir konuda Dektaş’ın duyarlılığına olumlu yanıt veriyor. Herkes seviniyor ve ilerleme sağlandığı düşünülüyor. Ardından, bir bakıyorsunuz öylesine yan koşullar getirmiş ki, bir eliyle verdiğini öbür eliyle geri alıyor" diyen bir yetkili, yine de karamsarlık içinde olmadığını da sözlerine eklemeyi ihmal etmedi.
     Ankara, Kıbrıs sorununu tümüyle AB çerçevesinde görmüyor. AB’ye giden yolun üzerindeki engellerden sadece biri olduğunu, bu engel kaldırıldığı taktirde, çözüm konusunda daha esneklik, daha cesur adımlar atılabileceğini de, özel konuşmalarında açıkça duyabiliyorsunuz.
     Ankara’da üllkeyi yöneten sorumlu kadrolar, Kıbrıs’ta çözümün (AB olmasa dahi) gerekliliğine inanmış durumdalar. Çözümsüzlüğün de en çok Türkiye’ye zarar getireceğini görüyorlar. Hâlâ hamasi konuşmalar yapılıyor, ancak bu birkaç kişi veya grubun ötesine geçmiyor.
     Çözüm şekli ise, Türkiye AB’ye katılacaksa başka türlü, AB dışında kalacaksa başka türlü gerçekleşecek. İnsanların kafasında adeta iki ayrı senaryo var. Zaten bu nedenle, Türkiye-AB ilişkilerindeki gelişmeler (özellikle 22 Haziran Sevilla doruğu) Kıbrıs’taki pazarlıkları etkileyecek.
     AB yolunda bir ışık, bir perspektif görebildiği oranda, Türkiye farklı yaklaşımlarla ortaya çıkacak.
     
     Tek sorun: Hâlâ muhatap yok...
     Kıbrıs pazarlıklarındaki bir diğer
     temel sorun, yukarıda sözünü ettiğimiz konuların tartışılabilineceği ne doğru
     dürüst forum var, ne de bir kişi...
     Önümüzdeki günlerde, Ankara’ya önce Lord Hannay (İngiltere’nin ve dolaylı şekilde AB’nin Kıbrıs gözlemcisi) ardından da ABD’nin temsilcisi Weston gelecekler. Bu mesajların ne kadarı verilebilecek bilemiyorum. Zaten zorluklarda bundan kaynaklanıyor. Ankara, hem Kıbrıs ile AB süreci arasında bağın olmadığını söylüyor,
     hem de kafasının içinde bir bağ oluşturuyor. Üstelik biz ne kadar reddedersek reddedelim,
     AB böyle bir bağı kurmuş durumda...
     Özetle, Kıbrıs’ta bir şeyler kıpırdıyor.
     Nelerin kıpırdadığını ve pazarlık pozisyonlarını da yarınki yazımda anlatmaya çalışacağım.
     Yarın tekrar bu köşede buluşmak ümidiyle...
     
MHP neden bu kadar sinirli?
     Miliyetçi Hareket Partisi Genel
     Başkanı Devlet Bahçeli’nin dünkü Meclis konuşmasını üzülerek izledim.
     Bahçeli özetle, "AB’ye gidiş konusunda çekinceleri olduğunu" açıkça ortaya koydu. MHP tutumuyla, AB tartışmalarında HAYIR’cı cepheyi oluşturduğunu, muhafazakar yaklaşımdan vazgeçmeyeceğini netleştirdi. Bu politikalardan vazgeçmedikleri tartirde, Türkiye Aralık ortasındaki Kopenhag doruğundan beklediği perspektifi alamayacak demektir. Avrupa’daki "Türkiye aleyhtarları"
     MHP’nin yaklaşımından çok memnun olacak. MHP, seçimleri düşünerek, AB karşıtlarının oylarına oynadığını gösterdi...
     Bu arada, aralarında bizim de bulunduğumuz 4-5 yazarın adını vererek, eleştirilere tahammül edemediğini de ortaya koydu.
     MHP’deki bu sinirliliği anlayabilmek çok güç. Bahçeli’den daha sağduyulu
     bir yaklaşım beklerdik...
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Bahçeli ve basın

Çetin ALTAN
Türkiye'deki evrensel bir başarı açlığı

Melih AŞIK
Ya seversin...

Fikret BİLA
Bahçeli tutarlı

İpek CEM
Kelime haznemiz bizi yansıtıyor

Hasan CEMAL
Bahçeli, seçim kampanyası için düğmeye bastı!

Güneri CIVAOĞLU
Siyasi defile...

Abbas GÜÇLÜ
Parti kurmak kolay da...

Hurşit GÜNEŞ
Enflasyona rabbena mı, ettehıyyatü mü?

Nail GÜRELİ
Futbol gıcığı

Sami KOHEN
Takvimi yakalamak...

Mehmet Y. YILMAZ
Kahvehane sohbeti için rehber

Meliha OKUR
Yeniden yapılanma

Tuncay ÖZKAN
Devlet Bahçeli’nin açık sözlülüğü

Ece TEMELKURAN
Daha 180 dakika var!

Tamer HEPER
Dava çeşidi çok

Güngör URAS
İş Bankası’ndaki CHP hisselerinin satış formülü

M. Ali BİRAND
Ankara, Kıbrıs’a farklı bakıyor... (1)

© 2002 Milliyet