
|


Bir zamanlar, meyhanelerde...
Barmenlerin üstadı Vefa Zat yine dev bir eserle okurun karşısında. "Eski İstanbul Meyhaneleri" renkli içeriği ve akıcı üslûbuyla bu yazın en gözde kitaplarından biri olmaya aday
ŞİŞEDEKİ BALIK / MEHMET YALÇIN
Edirnekapusu Kilise yanı Bir âli meyhâne Hançerli derler Cem ider her akşam nice hûbânı Aşk ile şarâbı gülgün içerler
Rûyi kabul görmez âkesle nâdan Cümle müşterisi ehli keyf rindan Cemal âşıkları hep merdi meydan Güzeller içinden gonca seçerler
19. yüzyıl sonlarında zamanın ünlü meyhanelerinden Edirnekapı semtindeki Hançerli meyhanenin aşkına yazmış bu dizeleri şair Nebil Kaptan. Bazı kelimeleri anlamak için Osmanlıca lûgat gerek ama, ne gam! Şarabı aşk ile içtiklerini, güzeller içinden gonca seçtiklerini anlıyoruz, dizeleri okurken o goncaları seçen bizlermişçesine keyifleniyoruz ya, yetiyor...
Yukarıdaki dizeleri bir tarih kitabından aldım. Ama konusu farklı bu kitabın, tarihi meyhane masasından yazıyor! Eh, askeri tarih, siyasi tarih olacak da "sıvı tarih" niye olmasın? Türk barmenlerinin duayeni Vefa Zat da, işte böyle yapmış, meyhanelerimizin tarihini kaleme almış. İyi de etmiş... Yoksa Demir Özlü ile Hilmi Yavuz’un Panayot meyhanesinde 47 sene önce çekilen o siyah-beyaz enfes fotoğraflarını nerede görecektik? Bugünün iki büyük yazarı -şükür ki hayattalar, şükür ki yine meyhaneler semti Beyoğlu’nda karşımıza çıkabiliyorlar- önlerinde kadehler, elleri yüzlerinde, düşünceli düşünceli dalmışlar... Yıl 1955, masada Sartre mı konuşuluyor acaba?
Kitap içkiye hiç meraklı olmayanları bile cezbedecek kadar renkli. İster 50’li yılların Otomatik Birahanesi’nde votkalı biranın nasıl icat edildiğinin hikâyesini, ister Låla Birahanesi’nin Fernet Branca’dan Amer Picon’a, Dubonnet’den Mavrodafni (Kara defne) şarabına bugün bile hiçbir yerde kolay kolay rastlayamayacağınız içkilere yer veren yemek listesini okuyun... İsterseniz Vefa Ağabey’in tanık olduğu ilginç olayları... Beyefendiliğiyle kalpleri fethetmiş ünlü sunucu Orhan Boran’ın Hilton’un barında Latin müziği dinlerken aşka gelerek belindeki tabancasına el atıp "Birkaç tane çakayım mı?" derken karakolluk olması gibi heyecanlı anılar büyük keyifle okunuyor. Tıpkı kitabın hemen başındaki, bugünün hem ünlü bir şarkıcısı hem de ünlü
bir kalemi olan Pakize Suda’nın 60’larda Gaskonyalı Toma meyhanesinde çiçeği burnunda bir şarkıcı olarak sahneye çıktığı ânın fotoğrafının yarattığı tatlı sürpriz gibi...
Dün-bugün farkı müthiş Bugün meyhane deyince beş-on vasat meze, bir-iki standart ara sıcak ile köfte, şiş ve balıktan başka bir şey sunmayan, müşterinin yediğine göre değil, "kelle hesabına göre" hesap alan, ortamında, personelinde, servisinde hiçbir ilginçlik olmayan "rakı evleri"ne gidiyoruz. Bunlar hesapta rakı satılan, rakı içilen yerler ama topu topu dört tane rakımızın en iyi ikisi de çoğunda bulunmuyor, Kulüp rakısı veya Altınbaş tiryakisi iseniz yandınız! Rakıya meze olup mideyi de sıvayacak kıvamlı bir cacık yapmayı becerenleri bir düzineyi geçmez, öte yandan İstanbul’un en ince mezelerinden favanın bile içine kırmızı biber koyuyorlar bazısında... Balıklar hep aynı, pahalı ve "porsiyonluk" balıklar, ne gümüş tavası yapan var, ne de istavrit. Taramayı mezeciden alıp, gözünüzün önünde tüpünden tabağa sıkanlara bile rastlanıyor! Tef ve darbuka çalınıp masaların üzerinde "Haydi şimdi eller havaya" diye göbek atılan yerlerin adına da meyhane deniyor.
Hal böyleyken, Vefa Ağabey’in kitabı muhteşem bir kaynak. İletişim Yayınları’ndan çıkan 248 sayfalık bu hacimli eser, sadece bir eski meyhaneler çetelesi de değil. Bugün adam gibi lokantacılık, meyhanecilik, hatta bar işletmeciliği yapmak isteyenlere de müthiş tüyolar, bilgiler veriyor.
Kim bilir, belki birileri satırların arasındaki bu hazinelerin farkına varır da, İstanbul’un ölmekte olan meyhane kültürünü küllerinden yeniden doğurur, meyhanelerin kaybolan güzelliklerini yeniden canlandırır...
PAZAR


"Çıplak kadın yazarlara öfke duyuyorum"
"Durduk yerde yüzüme pullar falan süremem"
Kim bu VAMPİR?
Düşünen adamın Hollywood yıldızı
Kapkaççıları savunan avukat da çarpıldı
Müzik festivalinde 30. yıl kutlaması
Ankara menkul içki borsası
Central Park’ta da çalıyor, düğünlerde de...
Sosyolog adaylarının Mardin incelemesi
‘Tosbağa’ meraklıları bu kampta buluşuyor
Top ütopyası
Tavanda kahve köpüğü "iyiye işaret değil"
Bir zamanlar, meyhanelerde...
Yaz bahçesinde taze bira
Yeni ne var?
Hilton Oteli, Konya’nın yeni rengi oldu
İngiliz gençler kendilerini jiletliyor
Topkapı Sarayı Müzesi
Taksim’de müşfik ve entelektüel babalar resmi geçidi
Doludizgin yazdı... yoksullukla savaşarak
SAYFA BAŞI

|
|

|