08 Haziran 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Doludizgin yazdı... yoksullukla savaşarak

     Orhan Kemal’den okuduğum ilk kitap "Baba Evi" olmuştu. 1950’lerin başlarında. Onu "Avare Yıllar" izledi.
     Bu iki kitap, yazarını "vazgeçemediklerim" arasına yerleştirdi hemen. Bugüne kadar da Orhan Kemal hep "benim yazarlarım" arasında yer aldı. "Bereketli Topraklar Üzerinde"yle, "Murtaza"yla, "72. Koğuşöla, "Eskici ve Oğulları"yla. Elbette öyküleriyle.
     Gösterişsiz, yalın edebiyatın doruklarında dolaşmıştır Orhan Kemal. Anlatacağını "oyunölara, "numara"lara sığınmadan dosdoğru anlatmıştır. Gücünü, sıcaklığını "insanödan
     almıştır. Edebiyat aracılığıyla insana ulaşmamış, insan aracılığıyla kendi edebiyatını yaratmıştır.
     Orhan Kemal, Çukurova’dan geliyordu. İşsizliği, açlığı, acıyı, sömürüyü görmüş, yaşamıştı. Kitaplarda okumamıştı bunları. Toplumsal gerçekçilik denen şeyden haberi bile yoktu belki. Yazarlık içgüdüsü gözlemciliğiyle birleşip yeteneğiyle de beslenince, kendini Gorki’lerin, Steinbeck’lerin çizgisinde buldu. Öykünmeyle
     değil, kendiliğinden oluveren bir şeydi bu.
     
     * * *
     Onu yakından tanıma, onunla arkadaşlık etme mutluluğuna eriştim. Cağaloğlu’nda İkbal Kahvesi’nde oturur, uzun uzun çene çalardık. Edebiyatın "e"sinden bile konuşmazdık. Bir süre sonra yan masaya gider, bir şeyler yazardı. Notlar alırdı. Kalkar, fötr şapkasını giyer, "Bir film hikayesi var. Ben bir Yeşilçam’a uzanayım" derdi.
     Öğleden sonra kolu kanadı kırık dönerdi çoğunlukla. Kırk yılda bir gözlerinin içi parlardı: "150 kağıda sattım hikayeyi!"
     "Yazmak Doludizgin"i (Tekin Yayınevi) okurken, Yeşilçam’a 150 kağıda hikaye satmayı "başarınca" mutlu olan Orhan Kemal geldi aklıma.
     "12.07.956, Perşembe: Kambur kambur üstüne. Bir de çocukların sünneti bindi. Nuriye: ‘Haydar sinemasında sünnet yapılacak. Çocuk başına on beş lira!’ demişti. İyi bir fırsat. İyi bir fırsat ama, otuz papeli denkleştirebilirsen. Düşündüm taşındım. Aklıma zavallı kitaplarım geldi. Dört paket halinde sahaflara götürdük Erol’la. Altmış liralık kitabı on beş liraya verdik. Sonra otuz lira da Edip’ten borç aldım. Şair Edip Cansever, çok iyi arkadaş. (...) Kitaplarımı satınca öderim belki. Kitapçılar da çok isteksiz. Zaten Remzi’den başka istekli de yok. Şaşılacak şey. Güya tanınmış, sevilen, aranan
     bir imzayım."
     * * *
     "Yazmak Doludizgin", Orhan Kemal’in daha önce yayımlanmamış günlüklerinden, şiirlerinden oluşuyor. Derlemeyi oğlu Işık Öğütçü yapmış. Işık neredeyse insanüstü bir çabayla, Orhan Kemal Müzesi’nin kurulmasına, babasının yapıtlarının "derlenip toparlanmasına" öncülük etti. Bu kitap da o çabanın ürünlerinden. Orhan Kemal’in yazarlık değerine bir katkısı olduğunu söyleyemem ama tuttuğu günlükler "insan Orhan Kemal"i daha yakından tanımak olanağını sağlıyor. 1940’larda Necip Fazıl’ın, sonra Nazım Hikmet’in etkisiyle yazdığı, neredeyse "nahif" sayılacak şiirleri ise onun nereden nereye geldiğini gösteren
     bir belge niteliğini taşıyor.
     "Yazmak Doludizgin"i Orhan Kemal’i sevenlerin dikkatine sunuyorum. Kitabı da zaten sadece onların alacağını biliyorum. Günümüzün "in" yazarlarını okumaktan "Bereketli Topraklar Üzerinde" gibi bir başyapıta bile "vakit ayıramamış" kişiler bu günlüklerle, bu şiirlerle mi ilgilenecek!
     



 PAZAR


"Çıplak kadın yazarlara öfke duyuyorum"
"Durduk yerde yüzüme pullar falan süremem"
Kim bu VAMPİR?
Düşünen adamın Hollywood yıldızı
Kapkaççıları savunan avukat da çarpıldı
Müzik festivalinde 30. yıl kutlaması
Ankara menkul içki borsası
Central Park’ta da çalıyor, düğünlerde de...
Sosyolog adaylarının Mardin incelemesi
‘Tosbağa’ meraklıları bu kampta buluşuyor
Top ütopyası
Tavanda kahve köpüğü "iyiye işaret değil"
Bir zamanlar, meyhanelerde...
Yaz bahçesinde taze bira
Yeni ne var?
Hilton Oteli, Konya’nın yeni rengi oldu
İngiliz gençler kendilerini jiletliyor
Topkapı Sarayı Müzesi
Taksim’de müşfik ve entelektüel babalar resmi geçidi
Doludizgin yazdı... yoksullukla savaşarak


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet