
|

"Nâzım’ın aşk şiirlerine inanmak zor"
Fazıl Say’ın Nâzım Hikmet’in 16 şiirini besteleyerek oluşturduğu "Nâzım" projesinin CD kaydı piyasada. Say ile Belçika - Türkiye mesafesinden yeni CD’sini konuştuk.
ASLI ONAT
Fazıl Say, Genco Erkal ve Sertab Erener’i bir araya getiren "Nâzım" projesinde Şef Naci Özgüç yönetimindeki Kültür Bakanlığı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Kültür Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu, TRT Ankara Radyosu Çoksesli Korosu ile bariton Tuncer Tercan yer aldı. Eser, Say’ın bestelediği ve Genco Erkal’ın okuduğu Nâzım şiirleri ekseninde, şairin portresini çiziyor.
Projede yer alan Nâzım şiirleri siyasi ve politik olanlar. Ozanın aşk şiirlerini tercih etmemenizin özel bir nedeni var mı?
Nâzım’ın şiirlerini onun biyografisi kapsamında ele aldım. Göz önünde bulundurduklarım gençliği, hapishane yılları, insan, savaş, barış ve memleketi üzerine düşünceleriydi. Aslında bunlar karamsar değil; ileriye dönük bakış açısıyla insanlığın iyiliğini isteyen şiirleri. Ama haklısınız, Nâzım’ın aşk şiirlerini kullanmadım.
Eser çok uzar diye mi düşündünüz?
Birinci neden o, açıkçası dağılır diye düşündüm. İkinci neden ise - açık söylemek gerekirse - Nâzım’ın çok da tasvip etmediğim bir aşk hayatı olması.
Tasvip etmediğiniz nedir? Hazır aşktan açılmışken anneniz, aşk yüzünden birkaç kez kariyerinizi tehlikeye attığınızı yazmıştı. Sanatçının aşk hayatı ve sanatı arasında bir korelasyon var mıdır?
Hayatta gerçekten bir tek kadına aşık oldum ve sevdim; o da karım. Ama bende çok derin bir ‘meslek aşkı da var. Bir de son zamanlarda iyice kabaran, kızıma duyduğumu sevgi. Nâzım’ı niye tasvip etmediğime gelince, çok ‘egoist’ olduğunu düşünüyorum, özellikle son 10 yılında. Böyle düşündüğüm, onu sevdiğim ve dahiyane bulduğum için, aşk şiirlerini bir kenara koymayı yeğledim.
Sevenlerini bir kenara itmiş bir adamın aşk şiirlerine zor inanırsınız, elbette ki sebepleri vardı böyle yapmasında, hatta belki de haklı sebeplerdi... İşte bu yüzden bu konuya pek girmek istemedim. Nâzım bir mesele şairi ve bir numaralı özelliği o. Nâzım’ın kadınlarla ilişkisi beni pek ilgilendirmiyor. Türkiye’de geçen yıl bu zamanlardaki Nâzım anlayışıyla bu yılki Nâzım anlayışı arasında büyük farklar var. Ben bu eseri yazarken özel yaşamı bu kadar gündemde değildi.
"Nâzım" projesi, ağıt ve oratoryo gibi türlere yakın durmakla birlikte tam olarak bu kategorilere girmiyor. Türler arası bir proje ortaya çıkarmak zor olmadı mı?
Aslında eser, korosu, orkestrası, solistleri, vb. ile bir oratoryo. Başrolde Genco Erkal olunca, şiirin teatral anlatımı da işin içine girdi. "Nâzım"ı sonbaharda seslendirdiğimizde, sahnedeki hava oldukça teatraldi. Bu durum biraz da Genco’nun şiir okuyuşundan kaynaklandı. CD’den dinlediğinizde bu pek anlaşılmıyor. Kayıt ve görüntünün farklı olması da güzel.
Nâzım’ın şiirlerinin çoksesli yapısı, besteci olarak işinizi kolaylaştırdı mı?
Nâzım şiirlerinin çoksesliliği, görel bir olay; müziğe pek yansımıyor. Nâzım’ın toprakla konuştuğu, ‘ben’ ya da ‘biz’ diye anlattığı şiirleri var. Bunu müziğe yansıtırken besteci başka problemlerle karşılaşıyor. Nâzım’ın ritmi çok zor. Melodik bir duygu içinde birçok şiirinin ele alınması ve anlaşılır, okunabilir şekilde müzikaliteyi bozmadan bestelenmesi zor. Bu biraz kafiye ve hece sayısıyla da ilgili. Örneğin "Memleketim" şiirine bakıyorsunuz, bir satır on iki, on üç heceden oluşuyor. Bir sonraki satır on dokuz, ondan sonraki satır ise yedi hece. Bestecinin, tüm bunları kapsayan bir ritim bulması lazım. Yoksa anti müzik olur, şiiri takip edecek olsanız ritim duygusunu elinizden kaçırırsınız. Nâzım’ın kendi içindeki müziği başka, müzikal ritim bambaşka. İkisini bütünlemek zor.
Sevdiğiniz diğer şairler için de böyle bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
Evet düşündüğüm birkaç isim var: Metin Altıok, Cemal Süreya, Orhan Veli, Ömer Hayyam. Gelecek yıl büyük olasılıkla bir Metin Altıok projesi yapmak istiyorum. Şu anda türünü pek oturtmuş değilim. Oratoryo biçiminde ya da a capella korolu, solistli vb. bir çalışma olabilir. Gelecek yıl kendisinin Sivas Madımak Oteli’ndeki ölümünün 10. yıldönümü oluyor. Bu nedenle proje, anma amaçlı da olabilir.
Genco Erkal ile paylaştığınız Can Yücel sevgisi, bu yönde tekrar ortak bir proje doğurabilir mi?
Mümkün. Genco’nun "Can" oyununu birkaç kez seyrettim. Ama şu anda tekrar oratoryo - müzik - şiir kapsamında bir proje düşünmüyorum. "Nâzım", bu açıdan beni tatmin etti, bir benzerini ancak on yıl sonra yinelerim. Artık, konulu ve kendiliğinden tiyatro eseri olan bir yapıtı müzikal ya da opera yapmak istiyorum. Bunun içinde şiirsel yoğunluk çok fazla olabilir. Bizden sonra en az elli uyarlama yapıldı. Çok fazla "uyarlama" ile uğraşmak hem sanatçı hem izleyici açısından sıkıntılara yol açabilir. Yepyeni bir tema ve eser, tabii ki daha taze olur... Son söz olarak Başta Genco olmak üzere, eserimi olağanüstü bir şekilde performe eden ve bu kayda emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler...
Fazıl Say
Nâzım
Balet Plak - İmaj Müzik
KÜLTÜR & SANAT


Evimiz işgal altında
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Ms. Turkey, sanat ve futbol
"Nâzım, onların tekelinde değil!"
Küçük otellerde büyük tatiller
Kim korkar renkten?
Bienalin Amerikalı yeni küratörü
"Nâzım’ın aşk şiirlerine inanmak zor"
Albarn aldı sazı eline
Dafoe ve Waltz’ın haftası...
Yüksek gerilim hattı!
Bir sandık dolusu para için
Erotikanın ‘madam’ı
Ay parlatıcısı
Amerika’nın maskesiz yüzü
Şenol Birol gol
Şefika Kutluer’in tango yorumları
Türk halkları tiyatro festivali
Cinsel perhiz komedisi
Zamana karşı yarış
Babayla geçen bir yaz
Dört fırçadan yaşam öyküleri
Aspendos’ta müzikli kapanış
Yerel motiflerle antik keyfi
Hakkaten oyuncuymuş!
Bağırmayan resimler
Ahmet Oktay’ın kaleminden resim
Haftanın albümleri
Korsan Kitap
Hayat atölyesi
Ateşin su, odunun balık olduğu yer
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|