08 Haziran 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Türk halkları tiyatro festivali

Tataristan’ın başkenti Kazan, geçtiğimiz hafta Türk Dünyası’nda yedincisi gerçekleştirilen, "Nevruz" başlıklı tiyatro festivaline ev sahipliği yaptı.

     TÜREL EZİCİ

     Altı güne sığdırılan yirmiyi aşkın oyun... Tragedyalar, komedyalar, pastoraller, fantastik müzikli dramlar... Modernden post - moderne, hatta "kitsch" sanatın en cesur, en yetkin örneklerine kadar uzanan nice oyun... Hepsi de, insanoğlunun, doğanın, yaşamın binbir çehresinin çoğul görüntüleri... "Deniz Kızları", aşk acısı çeken "yahşi" bey kızları, kentliler, köylüler, destansı "tugan" yiğitler, bu dünya ve ötesindekiler... Seyrine doyamadığımız, seyretmekle kalmayıp içinde yer aldığımız bir resmi geçit...
     Tataristan’ın başkenti Kazan, 20 - 26 Mayıs tarihleri arasında, Türk Dünyası’nda 7.’si gerçekleştirilen, "Nevruz" başlıklı tiyatro festivaline ev sahipliği yaptı. Tataristan, Kazakistan, Azerbaycan, Hakasya, Yakut - Saka, Başkırdistan, Kırgızistan, Çuvaşistan Devlet Tiyatroları’nın katıldığı festivalde Türkiye’yi, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği, Güngör Dilmen’in "Ben Anadolu"su ile Antalya Devlet Tiyatrosu temsil etti.
     Türk halklarının tiyatrolarının, sahneye koyuculuktan oyunculuğa, sahne tasarımından müziğe, dansa kadar en özgün, en yetkin örneklerini izlediğimiz bu sanat arenasında sunulan yapımlar, hep bildiğimiz ama bilmekle kaldığımız, "yerel öz ve estetikten yola çıkılmadan evrensel olunamaz" tezini doğrular nitelikteydi. Bu noktada, Yaşar Kemal’i, Prof. Dr. Metin And’ı, "Türkiye Doğu’ya giden bir gemidir, bütün içindekiler Batı’ya koşar," cümlesinin mucidini ve bu bilinci, kişisel çıkarlara, siyasi emellere alet etmeden dile getirenleri, sevgiyle anmak istiyorum.
     Doğu’daki Türklerin tiyatrosu evrensel olanı, düşünsel - estetik - teknik bakımdan tartışmasız yakalamıştı. Ne ki, onların şansızlığı, "belki de şansı" Batılı sanat tekelleriyle henüz tanışmamış olmalarıydı. Batı’nın "alternatif tiyatro" kaşifleri, ölmekte olanı diriltmek için (!) Asya’yı dolaşırken, Kazak Türklerinin müthiş bir primitif estetikle sunduğu "Korkut Ata"da gözlemlediğimiz, insanoğlundaki enerji potansiyelinin, sahnede çok az şey yaparak, inanılmazın sınırlarını aşabilme gücüydü. Kazan’daki G. Kamal Tatar Devlet Tiyatrosu’nun 38 yaşındaki başrejisörü Farit Bigtençiyev’in, ülkemizde de hayli ünlü yönetmen Robert Wilson’a parmak ısırtacak yapımlara, büyük bir tevazu ile imza koyduğu biliniyor muydu? Farit, "Sarışın Nüktedan ile Kara Saçlı Sevdiği"nde, incecik bir simgecilik ile groteskin en vurucu biçimleri arasında su içer gibi dolaşırken daha da öteye gidiyor, eserine güçlü bir solukla "can" üflüyordu. K.Tinçurin Tatar Devlet Tiyatrosu’nun genç rejisörü Raşit Zahitdullin ise bize, bizim Nasrettin Hoca’nın (!), renk cümbüşü içinde, koreografik bir fars düzeniyle oynandığında seyircisini nasıl coşturabileceğini, gülmecenin yaşamı, canlılığı kutsayış gücünün sahnede nasıl kullanılacağını öğretiyordu.
     "Nevruz" festivaline katılan Türk halklarının çoğu, ayaklarını kendi kültür değerlerine korkusuzca basarak, yerel motifler ve estetikle bezedikleri oyunlarında, insanlığın ortak bilinçaltına sanat aracılığı ile ulaşmayı başarmışlardı. Türk dünyasında tanınmış bir orkestra şefi olan Tataristan Kültür Bakanı Ildız Tarhanov’u, halkıyla omuz omuza, Kazan kentindeki konuklarını heyecanla ağırlarken izledim. Onların sanatlarının gücü, hayatın ve sanatın ortak paydası "yaşam sevgisi / sevinci"ni paylaşmalarından kaynaklanıyordu. Ve hem yaşam hem sanat adına onlardan öğrenilecek çok şey vardı...
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Evimiz işgal altında
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Ms. Turkey, sanat ve futbol
"Nâzım, onların tekelinde değil!"
Küçük otellerde büyük tatiller
Kim korkar renkten?
Bienalin Amerikalı yeni küratörü
"Nâzım’ın aşk şiirlerine inanmak zor"
Albarn aldı sazı eline
Dafoe ve Waltz’ın haftası...
Yüksek gerilim hattı!
Bir sandık dolusu para için
Erotikanın ‘madam’ı
Ay parlatıcısı
Amerika’nın maskesiz yüzü
Şenol Birol gol
Şefika Kutluer’in tango yorumları
Türk halkları tiyatro festivali
Cinsel perhiz komedisi
Zamana karşı yarış
Babayla geçen bir yaz
Dört fırçadan yaşam öyküleri
Aspendos’ta müzikli kapanış
Yerel motiflerle antik keyfi
Hakkaten oyuncuymuş!
Bağırmayan resimler
Ahmet Oktay’ın kaleminden resim
Haftanın albümleri
Korsan Kitap
Hayat atölyesi
Ateşin su, odunun balık olduğu yer
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet