
|

Korsan Kitap
EYÜPHAN ERKUL
Kötü bir şaka gibi aslında. Mevzudan haberimiz olmasa, dünyadaki örneklerini bilmesek bizim "berbat" buluşlarımızdan biri sanabiliriz bunu da. Trafik canavarı, üçüncü sınıf magazin programları, ağır aksak TV dizileri kadar bizden biri. Marquez, kendi ülkesi olan Kolombiya’da kitaplarını yayımlatmıyor çünkü "korsan" baskıları yüzbinleri aşıyormuş. Memleketinde basılmasa da, uzunca bir süre Türkiye’de de "korsan top 10’da" liste başıydı. Gerçekten, yaşananlar kötü bir şaka gibi. Türkçe’mizin en büyülü sözcüklerinden biri "korsan". Derdini anında ileten, karşı tarafı hafif yollu aşağılayan, yasadışı ilan eden, muhafazakâr yayın söyleminin sadık hizmetkarı olan bir sözcük korsan. Artık bu lafı duyduğumuzda aklımıza ilk gelen görüntü çocukluğumuzun çizgi filmlerindeki tek gözü bantlı, dişlek denizciler olmuyor. Vergi vermeyen, dükkanları olmayan bu sokak adamlarının günahı, "kültür piyasasının" rantına kanca atmak! Sözcüğü ilk kim kullandı bilinmez fakat, egemen söylemin mesajını "cuk" diye aktardığı belli.
Ortalama bir yıl önce çıkan yeni telif yasasının, sorunu çözeceği iddia ediliyordu. Yasa çıktı, orada kitap sayfalarının içinde duruyor, uygulamadaysa adı sanı ortalarda görünmüyor. Yasayla biçimlenen "bandrol uygulaması" kötü şakaların en büyüğü gibi tedavülde. İnsan ister istemez düşünmeden edemiyor; "Yasa koyucular gerçekten bu kadar saf mı?" diye. Bu "uygulamanın" korsanı engellemeyeceği daha işin başından belliydi. Piyasanın korsan kitaba olan talebi, o yanar döner etiketlerle asla engellenemezdi. Engellenemedi de. Hatta geçtiğimiz ay bakanlık stoklarını tüketince, yayınevlerine bandrol veremedi ve çok satan kitaplar, kitaBevlerine verilemediğinden korsan kitap satıcıları bereketli günler yaşadı. Yaşadığımız "şakalı" vakalardan birini daha mizahçılara malzeme diye kaptırdık.
Sonuç en baştan belliydi. Serbest piyasacı olduğunu her fırsatta belli eden "yasa koyucular", kendi savundukları sistemin en temel öğesini es geçti. Piyasa ekonomisinin arz - talep dengeleri üzerinden inşa edilişini yok sayıp, okurun ucuz kitap talebini, kötü tasarımlı bir etiketle engellemeye çalışıp, beceremediler. Hâlâ oluşamamış yayın sektörümüzü destekleyip, ucuz kitapla talepleri karşılamak gayet makul bir uygulama olurdu ve o zaman Türkiye’de yaşadığımızı anlamazdık! Güya okur bandrolsüz kitabı almayacakmış, güya bu sorun hallolacakmış.
Korsan kitap geyiğini, berbat bir şakaya dönüştüren bir diğer uygulamaysa, talebin önüne polisiye tedbirlerle geçme çalışmaları. Korsancılar hapis cezasına rağmen sokaklarda, ucuz muşambalar üzerinde satışa devam ediyor. Onları ne polis engelleyebiliyor ne de zabıta. Bu kadar işsizin olduğu bir coğrafyada hapis cezası da "şakaya" çözüm olmuyor. Olamaz da.
KÜLTÜR & SANAT


Evimiz işgal altında
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Ms. Turkey, sanat ve futbol
"Nâzım, onların tekelinde değil!"
Küçük otellerde büyük tatiller
Kim korkar renkten?
Bienalin Amerikalı yeni küratörü
"Nâzım’ın aşk şiirlerine inanmak zor"
Albarn aldı sazı eline
Dafoe ve Waltz’ın haftası...
Yüksek gerilim hattı!
Bir sandık dolusu para için
Erotikanın ‘madam’ı
Ay parlatıcısı
Amerika’nın maskesiz yüzü
Şenol Birol gol
Şefika Kutluer’in tango yorumları
Türk halkları tiyatro festivali
Cinsel perhiz komedisi
Zamana karşı yarış
Babayla geçen bir yaz
Dört fırçadan yaşam öyküleri
Aspendos’ta müzikli kapanış
Yerel motiflerle antik keyfi
Hakkaten oyuncuymuş!
Bağırmayan resimler
Ahmet Oktay’ın kaleminden resim
Haftanın albümleri
Korsan Kitap
Hayat atölyesi
Ateşin su, odunun balık olduğu yer
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|