
|

Tıkanmak!
ÇANKAYA zirvesinin ardından "şu konularda görüş birliğine varılmıştır" diye açıklama yapıldığında herkese bir iyimserlik havası hâkim oldu. Halbuki herkes Avrupa Birliği üyeliğini sözde "yürekten destekliyor" ama bu yolda yapılması gerekenlere gelince yollar ayrılıyordu!
Bahçeli bunu dün net olarak açıkladı, "öteki dört partiden farklı" düşündükleri konuları sert bir üslupla sıraladı.
Bu konuları "öteki dört parti" yasalaştırabilirdi ama bu tablo yeni bir hükümet şeklini de gündeme getirebilirdi!
CNN Türk’teki "Eğrisi Doğrusu" programı için Mesut Yılmaz’la mülakat yapacaktım. O İstanbul’a gideceği için acele ediyordu. Bahçeli’nin basın toplantısının bir bölümünü izledikten sonra Yılmaz’la mülakata geçtik.
Mülakattan sonra Yılmaz’ın ‘kayıt dışı’ söylediklerinden anlıyorum ki, kamuoyuna yaptığı konuşmalardan biraz daha kaygılı bir hali var: Bugünkü hükümetin geleceği ve AB üyeliği için yapılması gerekenler konusunda, göründüğünden daha kaygılı!
***
ÖYLE ya... En kritik konularda MHP bir tarafta, öteki dört parti bir tarafta... Böyle bir tabloda hükümet ne kadar devam eder? Yılmaz kısa sürede bir hükümet sorunu beklemiyor ama üç dört ay için kaygılı... "Tıkanma görüntüsü oluşuyor" diyor:
- AB için gereken yasaları muhalefetle işbirliği yapıp çıkarsak, üçlü koalisyon sıkıntıya girecek! DSP ve ANAP politika değiştirip MHP çizgisine uysa, Avrupa takvimini kaçıracağız...
Gerçekten Bahçeli’nin kesin bir şekilde karşı çıktığı "dört konu" teker teker gündeme geldiğinde, her defasında, bir tarafta MHP, öbür tarafta DSP, ANAP, AK Parti ve Saadet tablosu ortaya çıkacak!
Yılmaz, AK Parti ile Saadet’in Avrupa Üyeliğine destek verirken samimi davrandıklarını, Meclis’te de bu tavrı sürdüreceklerine inandığını söyledi.
İyi ama iktidarın parçalandığı, ilgili yasaların muhalefet desteğiyle geçtiği bir parlamento tablosunda hükümet ne kadar devam edebilir?!
DYP mi? Çok kaygan ve günlük oynuyor.
Ecevit’in sağlığı endişe veriyor... Avrupa Birliği derken bir de hükümet krizi çıkarsa çok kötü olur!
***
ÇANKAYA zirvesinin en olumlu tarafı, Cumhurbaşkanı Sezer’in ilk defa siyasi inisiyatif almış olması, bundan sonra da gerektiğinde inisiyatif alabileceğini göstermesidir.
"Çankaya’daki hâkim"in başardığı bu siyasi inisiyatif, onun Cumhurbaşkanlığı gibi siyasi bir görevin işlevlerine ısındığını, siyasetin tıkanması halinde inisiyatif alarak çözüm üretilmesini sağlayabileceğini gösterdi.
Bunu rejim için çok önemli ve yararlı görüyorum.
Çünkü AB yasalarının çıkması da, bir hükümet sorunu gündeme gelirse bunun ülkeye zarar vermeden çözülmesi de büyük ölçüde Çankaya’nın inisiyatifine bağlı gözküyor. Ama yeter mi?!
Biz yıllardan, hatta iki yüzyıldan beri yaptığımız gibi, itişip kakışa, kör topal gidebiliriz de, "AB treni" bize ayak uydurmuyor!
Son vade bu senenin aralık ayı...
Heyhat! Tren kaçırmalarımız yüzünden Yunanistan’da kişi başına gelir 12 bin dolar, bizde iki bin küsur! Her şey ona göre!
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|