
|

Okul servislerinde klasik müzik önerisi
İstanbul Müzik Festivali Cumhurbaşkanı Sezer’in de katılımıyla açıldı. Toplum olarak her ne kadar klasik müziğin çok uzağındaysak da festival organizasyonunda bir hayli başarılıyız. Bu yıl 30’uncusu kutlanıyor ve dünyanın gözde festivalleri arasında yer alıyor...
Ama öyle bir ülkeyiz ki arabesk müzik kasetleri milyonluk satışlar elde ederken klasik müzik CD’lerinin satışı birkaç binle sınırlı kalıyor. Sorun toplumda mı yoksa onlara inmeyen sanatçılarda mı? Bu tartışma yüzyıllarca sürer ve sonuç almak da olanaksız. En iyisi mi bugüne dönelim:
Geçenlerde Hacattepe Üniversitesi’ni gezerken ünlü piyanistimiz Gülsin Onay ile karşılaştım. Önceki gün de oturup müzik üzerine konuştuk. Farklı bir dünya ve müziğe gönül vermiş farklı bir kişilik...
Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. İlk piyano derslerini annesinden almış. İlk konserini de 6 yaşındayken İstanbul Radyosu’nda vermiş. Üstün Yetenekli Çocuklar Kanunu’ndan yararlanarak Mithat Fenmen ve Adnan Saygun’la başlayan müzik eğitimine Paris’te devam etmiş. Bugüne kadar 40’a yakın ülkede konserler vermiş, dünyanın en önemli orkestraları ile birlikte çalmış. 1987’de Devlet Sanatçısı olmuş. 1988’de de Boğaziçi Üniversitesi’nden fahri doktora almış...
Tam bir müzik tutkunu. Bütün günüm müzikle geçiyor. Yemeyi, içmeyi, uyumayı, gezmeyi aralarda yapıyorum diyor. Son 10 günde 8 konser vermiş. Adana, Eskişehir, Bursa, Bolu, Antalya, İzmir, Bodrum ve İstanbul. Arada İngiltere ve tekrar İstanbul. Anadolu beni heyecanlandırıyor diyor. Üniversitelerden davet aldığında çantası elinde hazır. Yeter ki akortlu bir piyanoları olsun. Koşa koşa giderim derken gözleri doluyor. Belli ki tüm sanatçılar gibi onu besleyen, onu ayakta tutan da alkışlar, alkışlar...
Söz klasik müziğin nasıl sevdirilebilinirliğine geldiğinde ilginç bir öneri ortaya çıkıyor. Müziği eğer öğrencilere sevdirebilirsek, topluma da sevdirebiliriz diyor. Yüz binlerce servis aracına özenle seçilmiş klasik müzik kasetleri dağıtılsa ve yol boyunca öğrencilere bu eserler dinletilse 10 yıl sonra Türkiye’nin müzik beğenisi değişir diyor. Hiç de fena bir fikir değil. Hem de uygulaması çok kolay. Eminim pek çok okul bu öneriye sahip çıkacaktır...
Klasik Batı Müziği’nin elbette Cumhuriyet öncesi var. Ama asıl ivmeyi Atatürk’le birlikte kazandı. Onunla altın çağını yaşadı ve maalesef yine orada kaldı. Cumhurbaşkanı Sezer’in festival açılışına katılması bu açıdan çok önemli...
Onay’a müzik dostlarını soruyorum. Kimler var bu işe gönül veren diye. Hemen rahmetli Nejat Eczacıbaşı’nı söylüyor. Ardından YÖK eski Başkanı Doğramacı geliyor. Jandarma Genel Komutanı Aytaç Yalman’ın müthiş bir ilgisi ve müthiş bir CD koleksiyonu var diyor. Asım Kocabıyık, Şarık Tara, Vahit Halefoğlu, Cem Duna, Erdal İnönü ve İsmail Cem de ilk aklına gelen isimler oluyor...
Peki ya Pekineller, İdil Biret ve Fazıl Say’ın dışındaki ünlü piyanistlerimiz kimler diyorum. Çok isim var diyor ve sıralıyor: Hüseyin Sermet, Emre Elivar, Toros Can, Özgür Aydın, Muhittin Demiriz. Birden aklıma gelmeyenler olabilir demeyi de ihmal etmiyor.
Peki gelecek için neler düşünüyor? Bilkent Üniversitesi ile birlikte Yeniçerilerin Viyana klasiklerine etkileri üzerinde çalışıyorlarmış. Gelecek yıl onları seslendireceklermiş.
aguclu@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|