08 Haziran 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Ecevit oyununu aylarca oynayamayız...

     Bu satırlar yazılırken zirve henüz sonuçlanmamıştı. Bundan dolayı alınan kararları yorumlayamıyorum. Ancak, Başbakanın katılamaması, doruğun gündemini de değiştirdi. Şimdiye kadar, Ecevit’in üzülmesini istemeyenler "Başbakanımız düzelecek ve görev başına dönecek" diyorlar, herkes de inanıyormuş gibi yapıyordu. Son gelişme bu oyunu bitirdi.
     Başbakanın iyileşemeyeceği artık ortada. Belki koalisyon dengelerinin bozulmaması için biraz daha
     sürdürülebilir, ancak artık yeni bir başbakan ve erken seçim daha da
     öncelikli şekilde gündeme oturacaktır.
     Kendimizi ne kadar aldatırsak aldatalım, bu oyunu aylar boyunca oynayamayız. Koalisyon ortakları aralarında anlaşıp "Başbakanımıza bağlıyız" diyerek devam ettrebilirler, ancak uzun süremez.
     Türkiye’nin, önündeki 5-6 ay içinde çok önemli kararlar alması gerekiyor. Yataktan kalkamayan bir başbakanla bu kararların saptanması imkansızdır.
     Ecevit artık hem kendine, hem de etrafına eziyet etmemeli ve Türkiye’nin önünü açacak adımlar atmalıdır.
     
Özürlülere yardım
     Ülkemizde zihinsel deformasyona uğramış pek çok çocuk var. Ancak bunların pek azı içinde bulundukları duruma uygun şekilde eğitiliyorlar.
     Sarıyer İlköğretim Okulu, bünyesinde değişik zihinsel düzeyde, otistik, down sendromlu, konuşma-dil problemleri olan, zihinsel deformasyona uğramış çocukların eğitim gördükleri 2 özel eğitim sınıfında 25 çocuğa eğitim veriyor. Ayrıca Sarıyer genelinde ilköğretim çağını aşmış (16 yaş üzeri) çok özürlü var. Bu kişilerin eğitim alabilecekleri bir imkanları yok.
     Bu bağlamda, Çayırbaşı’nda "Özürlüler Okulu" kurma çalışmaları ile uğraşan SARAM-DER (Sarıyer Rehberlik ve Araştırma Merkezini Koruma ve Özel Eğitime Muhtaç Çocuklara Yardım Derneği) bu çabayı desteklemek için 13-14-15 Haziran tarihlerinde Sarıyer Halk Eğitim Merkezi’nde kermes düzenliyor. Yarınımız olan çocuklarımıza yardımcı olabileceğimiz bu fırsatı kaçırmak istemeyeceğinizi düşündüm. 0212 271 31 84 numaralı telefonu arayın (Mihriban Karaer), gidin ve bağışta bulunun.
     
Asker ‘balans ayarı’ yaptı...
     Genelkurmay Başkanlığı’nın son açıklaması, çok kimsenin kafasını karıştırdı.
     Gazeteciler, isim vermeden bir "yetkili komutana" dayanarak, Genelkurmay’ın idam ve ana dilde öğrenim önündeki engellerin kaldırılması konularında esnek bir tutum benimsediği haberini vermişlerdi. Hemen ardından TÜSİAD heyeti Genelkurmay’ı ziyaret etti ve aynı yönde mesajlar aldı. Bütün bunlardan sonra da MGK toplantısı gerçekleşti. Oradan çıkan sonuç da aynıydı.
     Biz dahil herkes ayağa kalktı.
     Siyasilerin yapamadığını yine asker yapmıştı.
     Toplumun nabzını iyi tutmuşlar, Türkiye’nin önünü açmışlar, beklentileri de değerlendirmişlerdi.
     Aradan 1 hafta geçtikten sonra, Genelkurmay Başkanlığı bir yazılı açıklama yaptı ve basında çıkan haberleri, TÜSİAD’ın değerlendirmelerini yalanladı.
     Çok kimse, biz dahil şaşırdık. Kafalar karıştı.
     Hep tekrarlıyorum, toplum olayları dışarıdan izler. Vatandaş ve medya, işin içinde gerçeketn ne olduğunu bilmek durumunda değildir. Toplum söylenenlere bakarak algılama yapar ve yorumlar. İlk akla gelen, basının ve sivil toplum örgütlerinin askerin söylediklerini çarpıtarak veya kendilerine göre yontarak yansıttığı idi. Oysa, hem gazeteciler, hem de TÜSİAD kimle konuştuklarını açıklayarak, TSK’dan gelen mesajları tekrarladılar.
     Genelkurmay ise, "Hayır, yanlış anladınız" diyor. Ortada bir kargaşa var.
     Kime inanacağız?
     Asker yalan söylemez. Gazeteciler ve TÜSİAD neden yalan söylesin veya çarpıtsın?
     Ortada bir şeyler dönüyor ve kamuoyu anlayamıyor. Bu arada toplumda sayısız senaryolar üretiliyor. Sokaktaki insan, 2’nci Başkan Büyükanıt’ın, 1’inci Başkan Kıvrıkoğlu’nun onaylamadığı hiçbir görüşü ortaya atamayacağını, Genelkurmay’ın geleneğinde "komutan ne derse, politika odur" ilkesinin şaşmadığını bilmez ki... Dışardan bakan normal vatandaşlar, Genelkurmay’ın son açıklamasını şöyle yorumladı:
•   TSK, idam ve Kürtçe konusunda dışa fazla esnek bir görüntü verdiği ve bunun da medya, politikacılar ve bazı sivil toplum örgütleri tarafından çarpıtılarak yansıtıldığını gördü ve "balans ayarı" yaptı.
•   TSK içinde kafalar karışık ve görüş farklılıkları var.
     Belki de bu varsayımların hiçbiri doğru değildir ve son açıklamalar bambaşka nedenlerle yapılmıştır.
     İşte bu kadar bilinmeyenli bir denklem olursa, insanlarında kafası karışıyor. Bence, TSK’nın toplum ile arasında bir iletişim sorunu vardı ve bu sorun hâlâ devam ediyor.
     
Neden bırakıldı, neden tutuklandı?
     Garip değil mi? Alanya’daki tecavüzcü Hakan Karayavuz’un şartlı tahliye yasasından yararlandırılıp serbest bırakıldıktan sonra tekrar yakalanıp hapse atılması çok kimsenin kafasındaki soru işaretlerini arttırdı.
     Antakya Sorumlu İnfaz Savcısı’nın mütalaası üzerine, Antakya Ağır Ceza Mahkemesi Karayavuz’un tahliyesine karar vermişti. Ardından kıyametler koptu. Sivil toplum örgütleri ayaklandılar. Hollanda resmi bir ziyaretini iptal edince, bu defa Alanya Cumhuriyet Başsavcısı tahliye kararına itiraz etti. İskenderun Ağır Ceza Mahkemesi, Karayavuz’un başka suçlarının da dikkate alınması gerektiğine karar verince, Karayavuz yıldırım hızıyla yine yakalanıp hapse atıldı.
     Toplumdaki kuşkular arttı.
     Demek ki, serbest bırakmalarda hata yapılıyor. İyi incelenmeden tahliye kararları veriliyor.
     Şimdi sormak gerekiyor:
•  Savcılar ve mahkemeler bu kadar dikkatsiz mi? n Dikkatsizliği yapanlara soruşturma açılmayacak mı?

Laila, İstanbul’a renk veriyor
     Dünyanın çok yanını dolaştım, ancak
     Laila gibi, konumu ve mantığı bu kadar güzel bir yer görmedim...
     Boğazın nefis manzarasına karşı açık havada nefis yemek yiyebiliyorsunuz, ardından da isterseniz kalıp geceyi müzikle tamamlıyorsunuz. İsterseniz, yemek yerine sadece müzik dinlemeye ve dans etmeye gidiyorsunuz.
     7-8 ayrı restoran ve bardan oluşan Laila kendi içinde apayrı bir dünya. Böyle bir kavramı geliştirmek ve Laila’yı yaratabilmek büyük başarı.
     Bazıları eleştiriyor oysa ben tam aksine Laila ve onun gibi eğlence yerlerinin İstanbul’u renklendirdiklerine inanıyorum. Sadece bizler için değil, turistler için de bulunmaz bir eğlence merkezi. Önemli yanı konseptinin çok değişik olması. Bir kenti cazip hale getiren unsurlar da, işte böyle Laila tipi yerlerin artmasıdır.
     Eleştirmek, kapatmaya çalışmak, televizyon ekranlarından uzaklaştırmak için yasal önlemler almak yerine, tam aksine teşvik verilmeli.
     Mekanın fikir babası Edip İlkbahar’a ve hayatta tutanlara, İstanbullular adına teşekkür ederim.
     
"Ayıp Sokağında
     Aşk Başka..."
     Sokaktaki insanın günlük yaşamını ve de kendinizi görmek istiyorsanız, Doğan Katırcıoğlu’nun bu kitabını okuyun. Market Press Uluslararası Basın Ajansı tarafından basılıp dağıtılan (0212 528 18 24- 0212 519 38 08) kitap yaz aylarında rahatlıkla yutup bitirivereceğiniz bir çalışma.
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Tıkanmak!

Çetin ALTAN
Vaktiyle devrilen bir Yargıtay Başkanı tabutu...

Melih AŞIK
Teğmen Yenen

Fikret BİLA
Bahçeli’nin resti ve taktiği

İpek CEM
Neyi tartışıyoruz?

Güneri CIVAOĞLU
Türkiye'ye inanıyorum.

Can DÜNDAR
Niye yazmadık?

Abbas GÜÇLÜ
Okul servislerinde klasik müzik önerisi

Sami KOHEN
Krizin sonu mu, devamı mı?

Mehmet Y. YILMAZ
Aramızda daha çook ‘Zihni Sinir’ var

Meliha OKUR
Değişim sancıları

Tuncay ÖZKAN
Montaj o kadar iyi ki hayrete düştüm

Derya SAZAK
AB’de görev Meclis’in

Metin TOKER
Toker yazılı iletişim kurabiliyor

Güngör URAS
Derviş’in bir bildiği varmış (!)

M. Ali BİRAND
Ecevit oyununu aylarca oynayamayız...

© 2002 Milliyet