
|


Festivalin klarnetçi kızları
Ametist grubu, bu akşam başlayan İstanbul Uluslararası Müzik Festivali’nin Genç Solistler Dizisi’nde sahneye çıkacak
İLKE GÜRSOY
Hani televizyonda ‘Fame’ diye bir dizi vardı, bir müzik okulunu anlatan... Ben de anneme ‘Keşke bizde de böyle okullar olsa’ demiştim. Annem de beni konservatuvara götürdü. Ben arp istiyordum, payıma klarnet düşünce ağladım."
Burcu Kamacı sanat hayatına başlangıcını böyle anlatıyor. O gün Kamacı’yı ağlatan klarnet, şimdi onun ve dört arkadaşının önünü açan enstrüman oldu. Yaşları 18-24 arasında değişen beş klarnetçi kızdan oluşan Ametist, katıldıkları festivaller ve verdikleri konserlerin ardından, Türkiye’ye Almanya’da temsil etmeye hazırlanıyor.
Ama oraya daha var. Şimdilik, 30. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali’nde verecekleri konser için heyecanlılar. Bugün Aya İrini’de açılışı yapılacak olan festivalin Genç Solistler Dizisi bölümünde çalacaklar.
Ders için kuruldu Ametist aslında konservatuvardaki oda müziği dersi için kurulmuş bir grup. Aynı sınıfta öğrenci olan Hande Sarıcı, Selda Argeşo ve Filiz Yılmaz ilk günden beri işin içinde. Orijinal ekipten iki kişi ayrıldıktan sonra katılan Özlem Kolat ve Burcu Kamacı ile bugünkü kadro oluşturuldu.
"Başlangıçta bunu bir kız grubu yapmayı planlamamıştık, hatta ekipte bir de erkek vardı" diyor Sarıcı. Kendisi grubun en konuşkan elemanı ve resmî olmasa da fiili olarak sözcüsü. "Ama yola çıktıktan sonra bu şekli almasına karar verdik."
Kamacı "Beni gruba katılmam için aradılar ama itiraf edeyim, birbirimizden pek hoşlanmıyorduk ve problem yaşayacağımızı düşünerek girdim. Çünkü meslektaş da olsak aramızda rekabet vardı. Ben Marmara Üniversitesi’nin konservatuvarındaydım, onlar İstanbul’un. Ayrı ekollerin, ayrı hocaların öğrencileriydik" diyor. "Ama sonra utandım çünkü beni çok çabuk benimsediler, aralarına aldılar." Kolat da hem Edirne’den gelip İstanbul’a ayak uydurmanın, hem de oturmuş ve bir süredir beraber çalan bir oda müziği grubuna katılıp adapte olmanın zorluklarını beraber yaşadığını anlatıyor.
Zamanla tüm sıkıntılar aşılıyor ve beş kız hem iş arkadaşı hem dost olmayı kıvırarak işe koyuluyor. Arada yaşanan tartışmalar kimi zaman diğer üyelerin, kimi zaman hocaları Gürhan Eteke’nin çabasıyla tatlıya bağlanıyor.
Sarıcı "Hocamızın bizde çok büyük emeği var" diyor. "Bizi aldı, uğraştı ve şekillendirdi. Ama yine bizim yüzümüzden kafasının tepesindeki saçlar seyreldi."
"Bizde önce iş gelir" Eteke’nin çabalarını kızlar da karşılıksız bırakmıyor. Haftada üç gün beraber prova yapıyorlar. Konserler yaklaştığı zaman prova sayısı haftada altıya çıkıyor. Grubun alto klarnetçisi Argeşo’nun zaten günlük bir işi var. B.Ü. Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nü bitiren, üstüne M.Ü.’de işletme mastırı yapan Argeşo, şu anda Aria’da bütçe ve kontrol bölümünde çalışıyor ve işten çıkıp provaya gidiyor. O yüzden toplu çalışmalar 19.00’a kadar başlamıyor, bitiş saati 23.00’e sarkıyor. Bu arada, Argeşo yazın evlenmeyi düşünüyor ve evin bir odasını sırf grup üyeleri gelip prova yapabilsin diye izole ettiriyor.
Kızların özel hayatlarında yaşadıkları, kimi zaman işlerini etkileyebiliyor. Örneğin Sarıcı üzgünken klarneti daha bir duygulu çalıyormuş, öyle diyorlar. Ametist’e ayırdıkları vakit yüzünden erkek arkadaşlarının zaman zaman tepki gösterdiklerini anlatıyorlar. "Yanında istediği için, ilişkilerimiz biraz etkileniyor tabii" diyor Sarıcı. "Ama onun etkilenmesi bizi etkilemiyor."
Dünyada görüntüleri ya da müzik tarzları Ametist’e benzeyen iki ünlü grup var: Dört genç kemancı kızdan oluşan Brezilyalı Bond ve kız grubu denince akla ilk gelen Spice Girls. "Kimse bizi Spice Girls’e benzetmedi bugüne kadar. Bir gazete ‘Amazonlar’ demişti ama erkeklere karşı öyle bir tavrımız gerçekten yok. Bond kızları da yetenekli ama başka şekilde üne kavuşmayı seçtiler." Peki, -tıpkı Bond ve Spice Girls gibi- çok sayıda genç kızın sağladığı görsel malzemeyi kullanarak klasik müziği hafiflettiklerini söyleyen oldu mu? "Hayır. Tam tersine, klasik müziği yaygınlaştırma konusunda katkımız olduğunu söylüyorlar. Zaten bizim öyle bir hafiflik eleştirisi hak edecek hiçbir şeyimiz yok. Ne davranışlarımızda ne repertuvarımızda ne de kıyafetlerimizde..."
Söz kıyafetlerden açılmışken... Konserde ne giyeceklerine onlar karar veriyor. Genelde siyah, abiye, klasik müzik konserine uygun olanları tercih ediyorlar. "Zaten beş kız olmanın getirdiği bir farklılık var. Bir de saçımızı mora boyayarak sahneye çıkmak anlamsız." n
Ametist 19 Haziran Çarşamba 18.30’da İş Sanat İstanbul Salonu’nda çalacak.
İsimleri nereden geliyor? Ametist kuvars ailesinden bir taşın adı. Rengi mor, hatta "mor yakut" olarak da biliniyor. Sarhoşluğu yok eden, akşamdan kalmalığı alan bir özelliği olduğuna inanılıyor. Aynı zamanda bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği, kanı temizlediği ve enerji verdiği de söyleniyor.
Almanya’da konser daveti aldılar Ametist bu yıl ikinci kez İstanbul Müzik Festivali’ne çağrıldı. 2003 hatta 2004 yılı için şimdiden yapılmış konser ve festival anlaşmaları var, pek çok yerden davetler alıyorlar. Ama onları sevinçten havalara zıplatan bir başka gelişme söz konusu . European Music Festival’da Türkiye’yi temsil etmek üzere davet aldılar. Daha önce Gülsin Onay’ın katıldığı bu organizasyonun kendileri için çok önemli olduğunu söylerken her birinin gözü parlıyor.
CUMARTESİ


Festivalin klarnetçi kızları
Bu sergiye şapka çıkarılır
Yaz okulları açılıyor
21. yüzyılın pop yıldızı
Bowie eski günlerine döndü
Çal Anahtarı
Haftanın Buluşma Noktaları
Ne var, ne yok?
Bir oryantal, bir şarkıcı ve bir ressam...
Orda, bir köy var uzakta...
SAYFA BAŞI

|
|

|